YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5572
KARAR NO : 2020/12232
KARAR TARİHİ : 30.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık…’nun 23.03.2016 havale tarihli dilekçesiyle yalnızca kendisi hakkında verilen mahkumiyet hükmünü sanık sıfatıyla temyiz ettiği anlaşılarak yapılan incelemede;
1)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anaya’sa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında
sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Güvenlik görevlisi olan sanığın, kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle mağdur …’a karşı kasten yaralama eylemini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan telsiz ile gerçekleştirdiğinin kabul edildiği anlaşılmakla, TCK’nin 86/2. maddesine göre belirlenen temel cezanın, aynı olayda iki nitelikli halin (TCK’nin 86/3-d ve 86/3-e) bulunması nedeniyle TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenilmesi, TCK’nin 86. maddesinin 3. fıkrasında gösterilen kasten yaralama suçunun nitelikli hallerinin birden fazla olması durumunda bir kez artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, TCK’nin 86/3-d ve 86/3-e maddeleri gereğince ayrı ayrı artırım yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
3)Tarafların olayın başlangıcına ilişkin farklı anlatımlarının bulunduğu ve alınan doktor raporuna göre sanığın da yaralandığı olayda, ilk haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiği hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile ispat edilmeye çalışılması, edilememesi durumunda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanık hakkında TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca belirlenen temel cezanın sanığın eylemini kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlemesi nedeniyle artırım yapılması sırasında uygulama maddesinin, TCK’nin 86/3-d maddesi yerine 86/3-c olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 30.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.