Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/5702 E. 2020/17311 K. 25.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5702
KARAR NO : 2020/17311
KARAR TARİHİ : 25.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında mağdur …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin suç vasfına yönelik olduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin hükmün kesin nitelikte adli para cezasından ibaret olduğu gerekçesi ile reddine dair 08.03.2016 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
a) Oluş, dosya kapsamı ve taraf beyanlarına göre, olaya ilişkin görgüye dayalı tanık anlatımının bulunmaması, sanığın üzerine atılı suçu kabul etmemesi ve soruşturma aşamada sanığın omzuna sopa ile vurduğunu beyan eden mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanında sanığın kendisine vuramadığını beyan etmesi nedeniyle ifadelerinin çelişkili olması ile mağdur hakkında Giresun Espiye Devlet Hastanesince tanzim olunan 05.12.2014 tarihli adli muayene raporunda “darp ve cebir izine rastlanılmadığı”nın belirtilmesi karşısında, mağdurun soruşturma aşamasındaki soyut iddiası dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle sanığın atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye

ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA,
2) Sanıklar Hacı ve Ahmet Akif hakkında müşteki İdris’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen kayıtlar ile dosya kapsamına göre, kısa kararın açıklandığı celsede Giresun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan ve savunmalarının alındığı sanık …’nın 10.07.2015 ve sanık …’in 29.01.2016 tarihli celselerde duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemedikleri sorulmadan ve son celseye getirtilmeden ya da SEGBİS sistemi aracılığıyla duruşmada hazır edilmeksizin haklarında mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/06/1992 P. 49/50; Artico/İtalya, B. No: 6694/74, 13/5/1980 P. 33; Sejdovic/İtalya, B. No: 56581/00, 1/3/2006 P. 81) kararlarında belirtildiği üzere savunma
hakkı kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 193 ve 196. maddelerine muhalefet edilmesi,
b) Sanıklar hakkında müşteki İdris’i silahla yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralama suçundan hükümler kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d maddelerine göre belirlenen “2 yıl 12 ay hapis” cezasının 5 yıldan az olması nedeniyle, TCK’nin 87/1-son maddesi gereğince cezanın 5 yıla çıkartılması gerektiği gözetilmeyerek sanıklar hakkında eksik ceza tayini,
c) Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan Espiye Sulh Ceza Mahkemesinin 25.02.2013 tarihli 2012/370 Esas – 2013/104 Karar sayılı ilamı ile kısa süreli hapis cezasının TCK’nin 50/1-f maddesi gereğince 5 ay süreyle kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek tedbirine çevrildiği, 5237 sayılı TCK’nin 58/2-a-b maddelerine göre sadece hapis veya adli para cezalarının tekerrüre esas alınabileceği ve TCK’nin 50/5. maddesi uyarınca da “uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğunun” belirtildiği, bu itibarla söz konusu seçenek yaptırımdan ibaret mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.