Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6308 E. 2020/12325 K. 01.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6308
KARAR NO : 2020/12325
KARAR TARİHİ : 01.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesince tanzim olunan 24/05/2015 tarihli raporda, “Sol çene yarımında 5 cm.’lik düzgün kenarlı kesi, sol parietal bölgede scalp hematom” bulunduğunun belirtilmesi, akabinde Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şube Müdürlüğünce evrak üzerinde yapılan inceleme ile tanzim olunan 04.06.2015 tarihli raporda, “Sol çene yarımında 5 cm.’lik düzgün sınırlı kesi, sol parietal bölgede scalp hematom, sol parietal lobda travmatik sak, intrakranial kanamaya neden olmakla basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur.” açıklamasına yer verilmesi karşısında, mağdurun yüz bölgesi dahilinde oluşan yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığına ilişkin herhangi bir görüşe yer verilmediği anlaşılmakla, mağdurun tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, yüz bölgesinde oluşan yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere uygun olarak rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Oluş, iddia, dosya kapsamı ve kabule göre, arkadaş olan taraflar arasında alkolün etkisiyle çıkan tartışmada mağdurun sanığa iki kez yumruk atması üzerine sanığın elindeki içki şişesiyle mağduru yaralaması şeklinde gerçekleşen olayda, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddeleri göre belirlenen ceza miktarının, aynı Kanun’un 87/1-d maddesi gereği (1) kat artırılması, bu şekilde belirlenen ceza miktarının 5 yılın altında kalması halinde, sanığa iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanma ihtimaline binaen CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınarak tatbiki suretiyle ceza miktarının 5 yıla çıkartılması gerekirken, TCK’nin 86/1, 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, 87/1-d maddesi uyarınca doğrudan 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 01/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.