Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6340 E. 2020/17350 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6340
KARAR NO : 2020/17350
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Suça sürüklenen çocuk hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yüklenen 6136 sayılı Kanun’un 15/1. maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre; açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2, 67/2. maddeleri uyarınca 4 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan mahkumiyet kararının verildiği 07/03/2016 tarihinden inceleme tarihine kadar 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67. maddelerinde öngörülen olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2) Sanık … hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hapis cezası yönünden, sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmiş olması, infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden;

Hükmolunan adli para cezası yönünden; adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine hükmedilmiş ise de adli para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntem, 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde belirtilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.01.2018 tarihli, 2017/12-463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı kararı gereğince infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca mahkumiyeti bulunmayan, 20/06/1993 doğumlu olan sanık hakkında tekerrüre esas alınan Niğde Ağır Ceza Mahkemesine ait, 2010/18 Esas ve 2010/187 Karar sayılı ilam ile 05/11/2009 tarihinde işlediği “Kasten Öldürmeye Teşebbüs” suçundan hüküm kurulurken, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 31/3. maddesinin uygulandığı anlaşılmakla, TCK’nin 58/5. maddesi gereğince 18 yaşından önce işlenen suçlar nedeniyle verilen cezaların tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulamasına ilişkin paragrafın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun eylemleri neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Niğde Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 17/11/2014 tarihli raporda belirtilen yaralanma bölgeleri nazara alındığında, mağdurun hayati bögelerini ihtiva eden birden çok vücut bölgesinde yaralanmaların bulunduğu ancak hangi yaralanmanın ne şekilde hayati tehlikeye yol açtığı denetime imkan verecek şekilde belirtilmediği gibi Adli Tıp kriterleri ve Dairemizin yerleşik ve süreklilik gösteren uygulamalırnad kabul edildiği üzere “yüzde sabit iz” görüşüne yönelik raporların olay tarihi üzerinden en az 6 ay geçtikten sonra ve mağdurun “olaydan sonra geliştiğini beyan ettiği baş dönmesi şikayeti” yönünden de olay tarihi üzerinden en az 18 ay geçtikten sonra “duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da kaybı” görüşünü içerir rapor temini gerekirken, bahse konu yönler itibariyle hükme esas alınan raporun, yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek, mağdurun, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki ile yapılacak fiziki muayenesini müteakip, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayan ve vücudundaki hangi yaralanmanın ne şekilde hayati tehlikeye neden olduğu hususunda
her bir yaralanma yönünden ayrı ayrı değerlendirme içeren nihai rapor temini ile birden fazla yaralanmanın tek başına hayati tehlikeye yol açtığının belirlenmesi durumunda, kullanılan aracın elverişliliği, darbe sayısı, şiddeti ve hedef alınan vücut bölgeleri dikkate alınarak eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastın öldürmeye yönelik olduğu gözetilerek sanıklar ile suça sürüklenen çocuk hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla, yazılı biçimde “kasten yaralama” suçlarından hükümler kurulması,
b) Suça sürüklenen çocuk yönünden, resmi nüfus kaydına göre 15/01/2000 doğumlu olup suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 31/2. maddesi gereği işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğine dair rapor temin edilmeksizin yargılamaya devamla mahkûmiyet kararı kurulması,
c) Suça sürüklenen çocuk yönünden, suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunduğu gözetilerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli, 2016/6-986 Esas ve 2018/554 Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik’in 20. maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
d) Sanıklar yönünden; Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 26/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.