Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6489 E. 2020/11140 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6489
KARAR NO : 2020/11140
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Oluşa, beyanlara, iddianamenin anlatımına ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinde sanık …’ın eşi olan mağdur ile ikametlerinde çıkan tartışma üzerine mağdurun evden ayrılmak üzere dışarı çıktığı, mağdurun eşi sanık …’ın kendisini avluda yakalayıp kendisine tokat atıp yere düşürdüğünü ve boğazını sıktığını, eli ile ağzını kapattığını, kayınpederi sanık …’ın da koşarak olay yerine gelip yüzüne tokat attığını beyan ettiği, olay sonrasında alınan doktor raporunda mağdurun dudağında yaygın ödem ve hassasiyet, bir adet yüzeysel doku bozukluğunun mevcut olduğu ve yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun bildirildiği, olaya tanık olan ve sanıklarla uzaktan akraba olan …’in olayın sadece bir kısmına şahit olduğunu beyan ettiği, sanık … tartışma sırasında mağdurun sürekli olarak bağırdığını, bu sebeple elini ağzına kapattığını, bu sırada mağdurun kendi dudağını ısırdığını beyan etmiş ise de bu beyanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, mağdurun şikayetçi olmamasına rağmen ısrarla sanıkların kendisini darp ettiğini beyan ettiği, olayın sadece bir kısmana şahit olan tanığın çelişkili beyanları, sanık …’ın hayatın olağan akışına aykırı savunması ve doktor raporu dikkate alındığında, sanık …’ın üzerine atılı takibi şikayete tabi olmayan eşe karşı basit yaralama suçundan cezalandırılması, sanık …’ın üzerine atılı takibi şikayete bağlı basit yaralama suçundan ise şikayet yokluğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,
2)Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2 maddesi kapsamında yer alan “basit kasten yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu suç yönünden kanunda öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.