YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6540
KARAR NO : 2020/18253
KARAR TARİHİ : 07.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Basit Yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşürülmesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında basit yaralama suçundan düşme, sanık … hakkında hakaret suçundan düşme ve basit yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Mağdur …’in, kovuşturma aşamasında alınan 19.01.2016 tarihli beyanından, sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, katılan sıfatını almayan mağdurun temyiz hakkı bulunmadığından, mağdurun temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun REDDİNE
2) Sanık … hakkında basit yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık …’in suç tarihinde motosikleti ile mağdur …’ın güvenlik müdürü olarak çalıştığı otelin kaldırımından, otel müşterileri fotoğraf çektirdikleri sırada geçmesi üzerine, mağdur tarafından uyarılması ile çıkan olayda, sanık …’in otele veya müşterilerine doğrudan bir hareketinin olmadığı, otelin önünden geçen yol ve kaldırımda güvenliği sağlamanın mağdurun görevi dahilinde bulunmadığı ve olayın otelde de gerçekleşmediği nazara alındığında, sanık hakkında TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanma yeri olmadığı gözetilmeden, cezasında bu madde gereğince artırım yapılarak fazla ceza tayini,
c) Hüküm ve gerekçeli kararda, yeterli gerekçe gösterilmeden, sanık hakkında TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indiriminin alt sınırdan uzaklaşılarak (1/2 ) oranında uygulanması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
e) Kabul ve uygulamaya göre; özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni almak zorunlu olup, anılan Kanun’un 23. maddesine göre özel güvenlik görevlisi olan mağdurun kendisine karşı işlenen suç nedeniyle kamu görevlisi sayılabilmesi için yukarıda açıklanan koşulları taşıması gerektiği anlaşıldığından, mağdurun bu koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılmaksızın eksik araştırma ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının dikkate alınmasına 07.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.