YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6729
KARAR NO : 2020/10756
KARAR TARİHİ : 15.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Gerekçeli karar başlığında …’nın sıfatının “mağdur” yerine “müşteki” olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
2) Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu …1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2014 tarihli ve… Karar sayılı ilamı ile TCK’nin 125/1. maddesinde yer alan hakaret, TCK’nin 106/1. maddesi 1.cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulduğu, TCK’nin 125/1 . maddesindeki hakaret suçunun suç tarihinde uzlaşmaya tabi olmayan TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesindeki tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olmadığı, TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve tehdit suçu ile birlikte işlenen hakaret suçu yönünden de 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşulları ortadan kalktığından uzlaşmanın mümkün hale geldiği anlaşılmakla, TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu suçlara ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca kasıtlı suçlardan mahkumiyet ilamlarının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
3)Mağdurenin beyanına, bu beyanı doğrulayan doktor raporu içeriğine ve sanık ikrarına göre, sanığın eşi olan mağdureyi 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f.4 maddesi uyarınca silahtan sayılan boru ile kasten yaraladığı olayda, sanık hakkında aynı olayda iki ağırlaştırıcı neden (TCK’nin 86/3. maddesinin (a) ve (e) bentleri) bulunmasına, yaralanmanın sayısına ve meydana gelen zararın ağırlığına göre, TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi nazara alınarak temel ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılması ve sanığa TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması için 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen cezası artırılırken TCK’nin 86/3. maddesinin (a) bendi yanında silahla işlendiği de belirtilerek (e) bendinin de gösterilmesi gerektiğinin gözetilemesi,
4)Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1.derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılması öngörülmüş olması karşısında, mağdurenin adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2.) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, sanığın cezasından TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak (1/3) oranında artırım yapılması,
5)Sanığın, eşi olan mağdurenin, başka bir erkekle telefonda görüştüğünü, olay akşamı mağdurenin yine başka bir erkekle telefonda görüştüğünü ve mesajlaşmalarını görmesi üzerine mağdure ile aralarında çıkan tartışma sonucunda atılı suçu işlediğine dair aşamalardaki savunmaları karşısında, sanığın bu savunmasının doğruluğu araştırılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
6)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 15.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.