Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6978 E. 2020/12364 K. 01.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6978
KARAR NO : 2020/12364
KARAR TARİHİ : 01.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyetlerine dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında müşteki … ve mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
1) Sanığın mağdur …’e karşı yaralama eylemi yönünden; sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama suçunun takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu ve mağdur …’ün İzmir 22. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.04.2013 tarihli celsesinde şikayetten vazgeçtiğini bildirdiği hususu da dikkate alınarak, sanıktan 5237 sayılı TCK’nin 76/6. maddesi gereğince vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Sanık hakkında TCK’nin 86/2,3-e maddesi gereğince silahla basit yaralama suçlarından kamu davası açıldığı, silahla yaralama suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması nedeniyle soruşturma aşamasında uzlaştırmanın mümkün olmadığı ancak kovuşturma aşamasında TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilen basit yaralama suçunun uzlaşmaya tabi olduğu anlaşılmakla, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince sanık ve müştekiler arasında uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
3) Müşteki …’ın beyanı alınırken şikayetçi olup olmadığı hususunun sorulmaması,
4) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5) Tarafların aşamalardaki beyanları ve alınan doktor raporlarına göre sanık ile müştekinin karşılıklı birbirlerini yaralamaları şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli 2002/4-238 Esas- 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
6) Kabul ve uygulamaya göre de, Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından sonra denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmedilen hapis cezalarının aynen açıklanması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince erteleme yönünden sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 01.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.