Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7131 E. 2020/9146 K. 09.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7131
KARAR NO : 2020/9146
KARAR TARİHİ : 09.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan sanık … vekilinin, 05/05/2016 havale tarihli süre tutum dilekçesini “katılan sanık müdafii” sıfatıyla sunmakla, “katılan” sıfatı ile karşı taraf hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz iradesini de açıkladığının tespiti ile yapılan incelemede;
1)Katılan sanık … hakkında “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı itibariyle, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu, bu itibarla temyizi kabil olmadığı anlaşılmakla, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2)Katılan sanık … hakkında “Mala Zarar Verme” ve “Hakaret” suçlarından verilen “Beraat” kararlarına karşı katılan sanık … müdafiinin ve katılan sanık … hakkında “Hakaret” suçundan verilen “Beraat” kararına karşı katılan sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılan sanıklar müdafiilerinin, kendi müvekkilleri hakkında verilen beraat kararlarına yönelik temyiz taleplerinin hükümlerin gerekçesine yönelik olmadığı gibi, hükümleri temyiz etmede hukuki yararlarının da bulunmadığı anlaşıldığından, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz taleplerinin isteme aykırı REDDİNE,
3)Katılan sanık … hakkında “Mala Zarar Verme” ve “Hakaret” suçlarından verilen “Beraat” kararlarına karşı katılan sanık … müdafiinin ve katılan sanık … hakkında “Hakaret” suçundan verilen “Beraat” kararına karşı katılan sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
4)Katılan sanık … hakkında “Tehdit” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılan sanık …’nın, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. ve 86/3-e maddeleri kapsamında kalan “Kasten Yaralama” suçu ile birlikte TCK’nin 106/1-1. cümlesi kapsamında kalan “Tehdit” suçunu aynı mağdura karşı birlikte gerçekleştirdiği ve şikayet şartına bağlı olamayan “Kasten Yaralama” suçundan kesin hüküm ile mahkumiyetine karar verildiği nazara alınarak; 5271 sayılı CMK’nin 253/3-2. cümlesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereği “Tehdit” suçu için uzlaşma hükümlerinin uygulama alanı bulmadığı anlaşıldığından, tebliğnamenin bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine hükmedilmiş ise de para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde belirtilmekle infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmakla bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
5)Katılan sanık … hakkında “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
b)Dairemizin yerleşik uygulamaları ile Adli Tıp kriterlerine göre, yüzde sabit iz oluşturacak şekilde yaralanmalara ilişkin adli muayene raporunun, olay tarihinden itibaren en az 6 aylık süre geçtikten sonra Adli Tıp uzmanı ya da Plastik Cerrahi uzmanından rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, yargılama konusu olayın meydan geldiği tarihin (15/08/2015) üzerinden 6 ay geçmeden, 22/12/2015 tarihinde düzenlenen raporun hükme esas alındığı anlaşılmakla, katılan sanık …’nın, tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile geçici ve kesin raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevki sağlanarak, yüz bölgesinde meydana gelen yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı da belirlenmek suretiyle, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere uygun adli muayene raporu alındıktan sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile adli tıp kriterlerine uygun olmayan rapora istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması,
c)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlere 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 09.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.