Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7637 E. 2020/12142 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7637
KARAR NO : 2020/12142
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. Esas No: 2020/7637 maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre;
2)Karar oturumunda hazır bulunan sanıklara 5271 sayılı CMK’nin 216/3. maddesi gereğince son sözün sorulması gerektiği gözetilmeyerek savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,
3)Sanıklar hakkında hüküm kurulurken, sanıkların her bir mağdura karşı gerçekleştirdikleri eylemler nedeniyle müstakilen değerlendirme yapılarak, uygulama maddeleri ayrı ayrı ve denetime imkan verecek şekilde gösterilmek suretiyle hükümler kurulması gerekirken, her iki sanık hakkında dört mağdura karşı eylemleri için toplu uygulama yapılmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
4)Sanıkların eylemlerini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f-4 maddesi gereği silahtan sayılan aletlerle işlediğine dair iddia ve kabule göre TCK’nin 86/2 maddesi ile belirlenen temel cezalarının (½) oranında arttırılması sırasında uygulanan kanun maddesi olan 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e. bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. fıkrasına muhalefet edilmesi,
5)Karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen, sanıkların da adli raporlarında yaralanmasının bulunduğu olayda ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanların bulunduğu da gözetildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002-367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
6)Sanık …’in adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka sabıkasının da bulunmadığı gözetildiğinde, sanık hakkında tekerrüre esas alınan … 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 09.07.2012 tarihinde kesinleşen, 20.04.2012 tarih, 2009/786 Esas – 2012/439 Karar sayılı ilamı ile sanığın 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1.cümlesi gereğince tehdit suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve ertelendiği ancak; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan suçun da uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nin 58/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezasına hükmolunması gerekip gerekmediğinin ve 5237 sayılı TCK’nin 50, 51, 58. maddeleri ile 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
7)Sanık …’ın tekerrüre esas alınan … 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 31.01.2014 tarihinde kesinleşen, 03.12.2013 tarih, 2013/578 Esas – 2013/756 Karar sayılı ilamı ile verilen hapis cezasından çevrilen 3.000 TL ve doğrudan verilen 400 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyetinden daha ağır cezayı içerir … 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15.01.2014 tarihinde kesinleşen, 10.12.2013 tarih, 2013/589 Esas – 2013/778 Karar sayılı ilamı ile verilen 7.600 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyeti olmasına göre, sanık hakkında 5275 sayılı CGİK’nin 108/2. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
8) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince tekerrür açısından sanık …’ın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 29.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.