YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7955
KARAR NO : 2020/13485
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Sanık hakkında eşi olan mağdur …’a ve oğlu olan mağdur …’a karşı silah ile basit yaralama suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a-e maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davaları açıldığı ve mahkeme tarafından da sanığın eylemlerinin eşi ve oğlu olan mağdurlara karşı silah ile basit yaralama olarak kabul edilmesine rağmen sadece 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesi ile hükümler kurulması, 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a maddesinin hükümlerde gösterilmemesi,
3) Olay tarihi itibariyle 10 yaşında olan mağdur … beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu halde; sanık hakkında mağdur …’a yönelik eyleminde 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
4) Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, mağdur …’dan kaynaklanan haksız tahrik oluşturabilecek herhangi bir söz ya da davranış bulunmaması nedeniyle koşulları oluşmadığı halde, mahkeme tarafından ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tam olarak saptanamaması gerekçe gösterilerek sanık hakkında mağdur …’a yönelik eylemi nedeniyle belirlenen cezasından 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince (1/3) oranında haksız tahrik indirimi uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
5) Mahkeme tarafından ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği kabulü ile şüpheli kalan bu halde sanık lehine mağdur …’a yönelik eylemi nedeniyle belirlenen cezasından haksız tahrik indirimi yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, bu halin 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında indirim yapılmasını gerektirdiği gözetilmeden yazılı şekilde (1/3) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
6) 07.04.2016 tarihli duruşma zaptında psikolog bilirkişi Hacer Baykan’ın hazır olduğu belirtildiği halde mağdur …’un beyanının yemini yaptırılan sosyal çalışmacı bilirkişi … huzurunda alındığının zapta geçilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
7) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 13.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.