YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8192
KARAR NO : 2020/13872
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlere dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira
CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Oluşa, tarafların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, alınan doktor raporuna göre sanığında yaralandığı olayda, olayın başlangıcını gören tarafsız tanık beyanı bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas ve 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesi uygulanmamış ise de; hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … müdafiinin ve katılan sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2) Katılan sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
a) Dosyada bulunan katılan sanık …’in yaralanmasına ait plastik cerrahi uzmanlık raporları arasında çelişki bulunduğu, mevcut raporların adli tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; katılanın tüm tedavi evrakı, geçici ve kati raporlar temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevki ile yaralanması konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde 5327 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere uygun olarak kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
b) Kabule göre de; katılan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-a maddeleri gereğince belirlenen ve 5 yılın altında olan 3 yıl hapis cezasının TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla yükseltilmesi ve devamında TCK’nin indirim maddeleri uygulanarak sonuç cezanın tespiti gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,
c) Isırma şeklinde gerçekleştiği beyan edilen işlev zayıflığına neden olan yaralama eyleminin ne şekilde silah ile gerçekleştiğinin denetime olanak verecek şekilde hükmün gerekçesinde tartışılmaması,
d) Sanık hakkında TCK’nin 86/1. maddesinden cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmasına karşın ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesi uygulanarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
e) Oluşa, tarafların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, alınan doktor raporuna göre sanığında yaralandığı olayda, olayın başlangıcını gören tarafsız tanık beyanı bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas ve 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
f) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesi uygulanmamış ise de; hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … müdafiinin, katılan sanık … müdafiinin, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
a) Oluşa, sanığın savunmasına, tanıklar … ile Mehmet Ali Özener’in beyanlarına göre, olay günü katılan sanıklar … ile …’ın birbirleriyle kavga ettiği, tanık Mehmetin tarafları ayırdığı, sanık …’un olay yerine kavga sona erdikten sonra geldiği ve eline demir çubuk alıp katılan sanık …’e vurmak için kaldırdığı olay yerinde bulunanların demir çubuğu sanığın elinden aldığı anlaşılmakla, sanık …’ın eyleminin TCK’nin 86/2-3-e,35. maddesinde düzenlenen silahla basit kasten yaralamaya teşebbüs suçuna uyup uymadığının kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Kabul ve uygulamaya göre de; dosyada bulunan katılan sanık …’in yaralanmasına ait plastik cerrahi uzmanlık raporları arasında çelişki bulunduğu, mevcut raporların adli tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; katılanın tüm tedavi evrakı, geçici ve kati raporlar temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevki ile yaralanması konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde 5327 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere uygun olarak kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
c) 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-a maddeleri gereğince belirlenen ve 5 yılın altında olan 3 yıl hapis cezasının TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla yükseltilmesi ve devamında TCK’nin indirim maddeleri uygulanarak sonuç cezanın tespiti gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,
d) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesi uygulanmamış ise de; hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin, katılan sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 19.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.