YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8785
KARAR NO : 2020/17367
KARAR TARİHİ : 26.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde, katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Mut Devlet Hastanesince düzenlenen 07.07.2014 tarihli raporda, “Sol zigomatik bölgeden başlayıp alt göz kapağını kapsayan, burun sol yan duvarına kadar uzanan alanda yaklaşık 3×4 cm lik ekimoz, sıyrık, ödem ve hassasiyet, sol kol humerus kemiği 1/3 orta hattında enine uzanımlı 3×5 cm lik sıyrık, ödem, ekimoz, ve hassasiyet, sağ uyluk orta 1/3 hattında enine uzanımlı 10×5 cm lik alanda ekimoz, ödem, sıyrık, hassasiyet, kulak kepçesinde ekimoz, ödem, hassasiyet, basit tıbbi müdahale ile giderilir ancak psikiyatrik travma yönünden değerlendirilmesinin uygun olacağını, kati raporun, ilgili uzman ve kuruluş tarafından verileceğini bildirir geçici rapordur.” şeklinde görüş belirtilmesi karşısında, katılanın, tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile geçici adli muayene raporu ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayan nihai rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile geçici rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit
yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
3) Resmi nüfus kaydına göre 26/06/2003 doğum tarihli olup suç tarihinde 11 yaşında olduğu anlaşılan katılanın, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Resmi nüfus kaydına göre 26/06/2003 doğum tarihli olup hakkında düzenlenen adli muayene raporunda “psikiyatrik travma yönünden değerlendirilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş belirtilen yaşı küçük katılanın, beyanının tespit olunduğu 05/03/2005 tarihli celsede, 5271 sayılı CMK’nin 236/2-3. maddeleri uyarınca psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi huzurunda dinlenilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi,
5) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulama maddesi olarak gösterilmemesi suretiyle CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 26/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.