Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/9307 E. 2020/7067 K. 17.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9307
KARAR NO : 2020/7067
KARAR TARİHİ : 17.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin 20.02.2019 tarihli ve 2018/7649 Esas – 2019/3472 Karar sayılı ilamı ile sanıklar …, …, …, … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle verilen düzeltilerek onama, sanık … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle verilen bozma, sanıklar …, …, …, …, … hakkında müşteki …’na karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle verilen onama kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 09.03.2020 tarihli ve KD – 2020/6446 sayılı itiraznamesi ile “İtirazımızın konusu, sanıklara yüklenen katılan …’ya ve şikayetçi …’na karşı olan eylemlerde TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi hususuna ilişkindir.
Somut olayın incelenmesinde;
Olay tarihinde, katılan …’ı dövmek amacıyla kahvehaneye giren sanıkların, bu esnada, kahvehane sahibi olan …da doktor raporunda belirtilen biçimde, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve burundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarını HAFİF (1) derecede etkileyecek biçimde kasten yaraladıkları, şikayetçi …’na karşı da darp eylemini gerçekleştirdikleri hususundaki Mahkemenin kabulüne bir itirazımız bulunmamaktadır.
Katılan … kolluktaki 31.12.2011 günlü anlatımında, “ben kahvede bulunduğum sırada … kahvenin içerisine girdi, arkasından, 10 kişiden fazla kişi ellerinde sopa ile …’ın arkasından kahvehaneye girdi ve …’yi darp etmeye başladılar. Ben ve kahvede bulunan …, … kavga edenleri aralamaya çalıştık ancak …’ı darp eden şahıslar bizi de darp ettiler” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan … 14.05.2013 günlü duruşmada da, “olay günü birden iki araç içerisinde 9-10 kişi ellerinde sopalarla indiler. …’a saldırmaya başladılar. Bir kişi de bana kafayla vurdu, ancak kimin vurduğunu bilmiyorum” biçiminde açıklama yapmış, hatta aynı tarihli duruşmaya ait tutanağın 3. sayfasının son paragrafına denk gelen kısımda kendisine kafa atanlardan birisini … isimli kişiye benzettiğini ifade etmiştir.
Kozan Devlet Hastanesinin 31.12.2011 gün ve 77288 sayılı raporunda, …’nın, burun üstünde, 1 cm abrazyon, sağ frontalde 1 cm barzayon, nazal grafisinde şüpheli nazal fissür olduğu tespit edilmiştir.
Adana Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünce verilen 06.06.2013 gün ve 2013/1983 sayılı raporda, nazal kemikteki non deplase lineer kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin HAFİF (1) derece olduğu belirtilmiştir.
Dosyadaki hiçbir sanık, mağdur veya katılan sanıkların, katılan …’yı sopayla darp ettiklerine ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır. Katılan …’nın da kendisi dahi, sopa veya başka bir aletle darp edildiğinden bahsetmemekte, tam tersine kendisine kafa ile vurulduğundan sözetmektedir. Doktor raporu da bu beyanı doğrulamaktadır. Bu durumda sanıkların eylemi, TCK’nın 86/1 ve 87/3 maddelerine uyan suçu oluşturmaktadır. TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanma koşulları bulunmamaktadır.
Diğer yandan, o anda kahvehanede müşteri olarak bulunmakta olan şikayetçi … kolluktaki 31.12.2011 günlü anlatımında “8-10 kişilik bir grup sopalarla …’ye saldırdılar.Biz kahvede bulunanlar aralamak istedik.Ancak bu esnada bizde darp edildik” şeklinde beyanda bulunmuştur.
08.07.2013 günlü duruşmadaki beyanında ise özetle “..biz aralamaya çalıştık, birbirlerine salladıkları yumruklar bizlere de geldi” demiştir.
Şikayetçi …’na ait 31.12.2011 günlü doktor raporuna göre herhangi bir darp cebir izine rastlanmamıştır.
Şikayetçi …’nun da silahtan sayılan bir aletle, sopayla darp edildiğine ilişkin bir iddia, beyan veya doktor raporu bulunmadığına göre bu kişiye yönelen eylemde de TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanma koşulları yoktur. Eylem sadece TCK’nın 86/2 maddesinde düzenlenen suçu oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
Özel Dairece yapılan incelemede, sanıklar hakkında, katılan …’ya ve şikayetçi …’na yönelen eylemler nedeniyle kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin, TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanmasını gerektirir bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle :
02.07.2012 tarih, 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik CMK.nın 308. maddesi uyarınca İTİRAZIN KABULÜ ile Yüksek Dairenizin 20.02.2019 gün, 2018/7649 Esas, 2019/3472 sayılı kararında sanıklar …, …, …, … hakkında katılan …’ya yönelen eylem nedeniyle kurulan hükmün, TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi, sanık … hakkındaki bozma nedenlerine TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanamayacağına ilişkin bir bozma nedeninin eklenmesi,
Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında şikayetçi …’na yönelen eylemlerde TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi” gerekçeleriyle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Sanıklar …, …, …, …, … hakkında müşteki …’na karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar … ve … müdafiinin, sanıklar …, … ve … müdafiinin tenyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Müşteki …’nun kollukta “8-10 kişilik bir grup sopalarla …’ye saldırdılar. Biz kahvede bulunanlar aralamak istedik. Ancak bu esnada bizde darp edildik” şeklindeki beyanı, mahkemede ise “…bir araç geldi içerisinden bir kaç kişi indi inenlerin sayısını tam olarak hatırlamıyorum, kahveye girdiler ellerinde sopalar vardı kahveye girince …’a saldırdılar yaklaşık 10 dakika boyunca kavga yaşandı kahvedekiler araya girmeye çalıştılar bende bu kişilerin içerisindeydim araya girince bizde yaralandık, kimse bana yönelik hedef alarak yaralamada bulunmadı ancak birbirlerine salladıkları yumruklar aralamaya çalışan kişilere de değdi…” şeklindeki beyanı, müştekiye ait 31.12.2011 tarihli doktor raporunda herhangi bir darp cebir izine rastlanmadığının belirtilmesi ve müştekinin silahtan sayılan sopa ya da başka cisimle darp edildiğine ilişkin beyan da bulunmaması karşısında, sanıklar hakkında koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması suretiyle fazla cezalar verilmesi,
b) Sanıkların eyleminin uzlaşmaya tabi 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde kapsamında kaldığı ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile aynı mağdura karşı işlenen suçlarla sınırlandırılması karşısında, sanıkların diğer katılanlara karşı uzlaşma kapsamına girmeyen suçları işlemesinin müşteki …’na karşı işlenen suç yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığı ve CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı anlaşılmakla, sanıklar ile müşteki arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Kabule göre de;
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiinin, sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3) Sanıklar …, …, …, …, … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar … ve … müdafiinin, sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Katılan …’nın kollukta “…’nin kahveye girdiğini arkasından 10 kişiden fazlasının ellerinde sopa ile …’nin arkasından girdiklerini ve …’yi darp etmeye başladıklarını bu esnada…’ında geldiğini …’yi darp eden şahısları dışarı çıkarmaya çalıştığını, … ve … ile birlikte kavga edenleri ayırmaya çalıştıklarını ancak …’yi darp edenlerin kendilerini de darp ettiklerini”, mahkemede ise “olay günü birden iki araç içerisinde 9-10 kişi elinde sopalarla indiler ve …’a saldırmaya başladılar bu sırada kahveyede zarar verdiler masaları kırdılar, bir kişi de bana kafayla vurdu ancak kimin vurduğunu bilmiyorum…” şeklindeki beyanı, katılana ait Kozan Devlet Hastanesinin 31.12.2011 tarihli doktor raporunda burun üstünde, 1 cm abrazyon, sağ frontalde 1 cm abrazyon, nazal grafisinde şüpheli nazal fissür tespit edildiği, Adana Adli Tıp
Kurumu Şube Müdürlüğünce verilen 06.06.2013 tarihli raporda, nazal kemikteki non deplase lineer kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) derece olduğunun belirtilmesi ve katılanın silahtan sayılan sopa ya da başka cisimle darp edildiğine ilişkin beyan da bulunmaması karşısında, sanıklar hakkında koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması suretiyle fazla cezalar verilmesi,
b) Sanık …’a 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi hükmü gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 86/1, 87/3. maddelerinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
c) 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezalarından TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca (1/2) oranında artırım yapılırken “1 yıl 15 ay hapis cezası” yerine, “2 yıl 3 ay hapis cezaları”, devamında TCK’nin 87/3. maddesine göre (1/6) oranında artırım yapılırken “1 yıl 19 ay 15 gün hapis cezaları” yerine “2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezaları” ve TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapılırken sonuç cezaların “1 yıl 14 ay 7 gün hapis cezaları” yerine “2 yıl 2 ay 7 gün hapis cezaları” olarak hükmolunması suretiyle sanıklar hakkında fazla cezalar verilmesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiinin, sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.