Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/9612 E. 2020/12612 K. 05.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9612
KARAR NO : 2020/12612
KARAR TARİHİ : 05.10.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlere dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2011 tarih ve 2011/18767 Soruşturma No – 2011/5709 Esas No – 2011/571 İddianame Nolu iddianamesi ile; sanık …’in mağdur …’u kasten öldürmeye teşebbüs suçundan açılan ve Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2011 tarih ve 2011/299 Esas – 2011/318 Karar sayılı kararı ile temyize konu dosya ile birleştirilmesine karar verilen kamu davası ile ilgili olarak, sanık … hakkında bir karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1) Sanık … hakkında mağdurlar … ve …’u kasten yaralama suçları ile, sanık … hakkında mağdurlar … ve Ali ’ı kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Her iki sanığın müdafiilerinin hazır oldukları duruşmada, müdafiilerin yüzlerine karşı tefhim olunan 17.12.2015 tarihli mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra, sanık …’nin 18.05.2016 tarihinde ve sanık …’in 23.05.2016 tarihinde vermiş olduğu temyiz dilekçeleri ile yapmış oldukları temyiz taleplerinin, CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanıklar …, … ve … haklarında mağdur … ’ı kasten yaralama suçları ile sanık … hakkında mağdur … ’u kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Her ne kadar sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca uygulama yapılarak cezalar verilmiş ise de, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2011 tarih ve 2011/187 Esas – 2011/253 Karar sayılı kararı ile; “sanıkların 5237 sayılı TCK’nin 81/1 ve 35. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları” gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş olup, sanıklar hakkında aynı nitelikteki ve daha hafif cezayı gerektiren suçlardan dolayı uygulamalar yapıldığının anlaşılması karşısında, tebliğnamenin (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Suç tarihinde olayın tarafı olan mağdur sanıkların araçlarıyla düğün salonunundan ayrıldıktan sonra, sanık …’ın içindeki aracın hızını ayarlayamaması sebebiyle temyiz dışı mağdur sanık …’ın durmakta olan aracına arkadan çarpması sonucunda ikisi arasında çıkan tartışmanın, sonradan olayın tarafı olan diğer mağdur sanıkların katılımıyla kavgaya dönüştüğü, suç konusu olayda ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiğinin de belirlenemediği hususu nazara alındığında, taksirle maddi hasarlı kazaya neden olma davranışının TCK’nin 29. maddesi kapsamında haksız tahrik olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki yaralama eylemlerinin kaza yerinden uzaklaşıldıktan sonra, diğerlerinin de katıldığı gelin ve damadın evi önünde cereyan eden sonradan tekrarlanan tartışmaların neticesinde meydana geldiği anlaşıldığından, gerekçede Güneş ailesinden kaynaklanan ilk haksız hareketin ne olduğu da net biçimde açıklanmadan, sanıklar hakkında haksız tahrik nedeniyle TCK’nin 29. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
3) Sanıklar …, … ve … haklarında müşteki …’ı kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Her ne kadar sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca uygulama yapılarak cezalar verilmiş ise de, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2011 tarih ve 2011/187 Esas – 2011/253 Karar sayılı kararı ile; “sanıkların 5237 sayılı TCK’nin 81/1 ve 35. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları” gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş olup, sanıklar hakkında aynı nitelikteki ve daha hafif cezayı gerektiren suçlardan dolayı uygulamalar yapıldığının anlaşılması karşısında, tebliğnamenin (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Suç tarihinde olayın tarafı olan mağdur sanıkların araçlarıyla düğün salonunundan ayrıldıktan sonra, sanık …’ın içindeki aracın hızını ayarlayamaması sebebiyle temyiz dışı mağdur sanık …’ın durmakta olan aracına arkadan çarpması sonucunda ikisi arasında tartışma çıktığı, tartışmanın araya girenlerce kapatılmasından sonra konvoyun kaza yerinden uzaklaştığı, gelin ve damadın evi önüne gelindiğinde sonradan olayın tarafı olan diğer mağdur sanıkların da katılımıyla çok taraflı bir kavga çıktığı, sanıkların bu kavga sırasında ele geçirilemeyen bıçaklarla müşteki …’i “göğüs duvarı sol ön sternum kenarında 0,5 cm’lik ve batın sağ alt kadranda da 0,5 cm ‘lik kesici – delici alet yaraları” oluşur nitelikte yaraladıkları, adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan 20.04.2014 tarihli adli raporda; “müştekinin sol göğüs duvarında ve batın (karın) sağ alt kadranda yer alan her iki yarasının da hayati tehlikeye neden olduğu” tespiti yapıldığından, suçta kullanılan aletlerin öldürmeye elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri, darbelerin şiddeti ve yaraların niteliği dikkate alındığında, eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kasıtlarının öldürmeye yönelik olduğu anlaşılan sanıkların, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılmaları yerine, suçların niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde “kasten yaralama” suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmesi,
b) Suç tarihinde olayın tarafı olan mağdur sanıkların araçlarıyla düğün salonunundan ayrıldıktan sonra, sanık …’ın içindeki aracın hızını ayarlayamaması sebebiyle temyiz dışı mağdur sanık …’ın durmakta olan aracına arkadan çarpması sonucunda ikisi arasında çıkan tartışmanın, sonradan olayın tarafı olan diğer mağdur sanıkların katılımıyla kavgaya dönüştüğü, suç konusu olayda ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiğinin de belirlenemediği hususu nazara alındığında, taksirle maddi hasarlı kazaya neden olma davranışının TCK’nin 29. maddesi kapsamında haksız tahrik olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki yaralama eylemlerinin kaza yerinden uzaklaşıldıktan sonra, diğerlerinin de katıldığı gelin ve damadın evi önünde cereyan eden sonradan tekrarlanan tartışmaların neticesinde meydana geldiği anlaşıldığından, gerekçede Güneş ailesinden kaynaklanan ilk haksız hareketin ne olduğu da net biçimde açıklanmadan, sanıklar hakkında haksız tahrik nedeniyle TCK’nin 29. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 05.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.