YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9830
KARAR NO : 2020/8160
KARAR TARİHİ : 30.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.09.2015 tarih ve 2015/29404 numaralı iddianame ile sanığın ayrıca mağdur …’e karşı silahla tehdit işlediğinden bahisle cezalandırılması talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında bu suç yönünden herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış ise de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 2015/1-640 Esas – 2015/496 sayılı kararında belirtildiği üzere; sanık hakkında iddianameyle dava açıldıktan sonra hüküm verilmesinin unutulması durumunda, ortada temyize konu olabilecek bir hüküm bulunmadığından, bu eksikliğin bozmaya konu edilmesi mümkün olmayıp, karara bağlanmayan iddiayla ilgili mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1) Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Adli sicil kaydına göre suç tarihinde denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bulunan sanık hakkında kişilik özellikleri gözönüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılmaması nedeniyle CMK’nin 231 ve TCK’nin 51 ve 50. maddelerinin uygulanmamasında isabetsizlik olmadığından, tebliğnamenin bu husustaki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesine aykırılık suçundan verilen hapis cezası yönünden, kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2) Sanık hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın eylemini silahla gerçekleştirdiğinin tüm dosya kapsamından anlaşılması, gerekçeli karada da “sanığın mağdur …’i silah ile ateş ederek yaraladığı” kabul edilmesi ve mahkemece sanığa TCK’nin 86/3-e maddesinden ek savunma verilmiş olmasına rağmen, sanığın cezasında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesine göre arttırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
b) Mağdura ait olan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 24.07.2015 tarihli adli raporunda “vücutta kemik kırığı tariflenmediği” belirtilmiş olmasına rağmen, sanık hakkında TCK’nin 61. maddesi gereği temel cezanın belirlendiği hüküm fıkrasında mağdurun kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı kabul edilerek hüküm kurulması,
Kabule göre de;
c) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1 ve 87/1-d maddeleri gereği belirlenen “2 yıl hapis” cezasının hükümde TCK’nin 86/3-e maddesi uygulanmasına göre TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca 3 yıla yükseltilmesi gerekirken 5 yıla yükseltilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
d) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesi uygulanmamış ise de, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 30.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.