Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/10282 E. 2023/585 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10282
KARAR NO : 2023/585
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/171 E., 2018/170 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2018 tarihli ve 2018/249 Esas, 2018/172 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5., 5237 sayılı Kanun’un 62, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tutukluluk halinin devamına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/171 Esas, 2018/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.06.2021 tarihli ve düzeltillerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri;
1. Sanık hakkında, usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine,
2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3. Ardışık arama yapıldığına yönelik tespitin, HTS kaydı ile uyumlu olmadığına, salt hts kayıtlarına ilişkin tespit ve tanık beyanlarına dayanarak verilen kararın masumiyet karinesini ihlal ettiğine,
4.Tanıklar … ve … ifadelerinin talimat yoluyla alındığını, tanıklara soru sorma hakkının elinden alındığına,
5.Sanık lehine olan tanık beyanlarının dikkate alınmadığını Şüpheden sanık yararlanır ve masumiyet karinesinin açık ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
” Tanıklar … ve …’ın ifadeleri, 14.08.2017 tarihli Tespit Tutanağı ile hts kayıtlarının incelenmesinde; FETÖ/PDy silahlı terör örgütü mahrem yapılanması içerisinde bulunan sivil kişiler tarafından örgüt mensubu asker kişilerle irtibat kurulmasında kullanılan HTS kaydı alınan …, … ve … Numaralı sabit telefon hatlarının HTS kayıtları incelendiğinde, sanık …’in adına kayıtlı olan kendisinin kullandığı 505……numaralı gsm hattından 2013 ve 2014 yıllarında 5 kez arandığının belirlendiği, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mahrem yapılanması içerisinde bulunan sivil kişiler tarafından örgüt mensubu asker kişilerle irtibat kurulmasında kullanılan sabit hatlardan aranmasına ilişkin Tespit Tutanağı ile hts kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tanıklar beyanına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün asker mahrem yapılanmasında yer aldığı anlaşılan sanığın, bu mahrem yapılanmada sivil imam olarak görev yapıp, bu kapsamda örgüt mensubu asker kişilerle ilgilenen sivil kişilerle irtibat halinde olduğu, örgüt mensuplarının düzenlediği sohbetlere katıldığı, örgüt mensupları tarafından genel itibariyle mahrem yapıda yer alan askerlerde görüldüğü üzere mahrem imamlar tarafından örgüt mensubu diğer askerlerle birlikte kalmasının sağlandığı, ayrıntıları delillerin değerlendirilmesi bölümünde anlatılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mahrem yapılanması içerisinde bulunan sivil kişiler tarafından örgüt mensubu asker kişilerle irtibat kurulmasında kullanılan sabit hatlardan arandığı anlaşılan sanığın, örgüt hiyerarşisinde öğretmen olarak tabir edilen mahrem sivil imam olarak görev yapan örgüt mensuplarına tabi olduğu, örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak örgüt mensuplarıyla sabit hattan irtibat kurduğu, bu aramaların öncesinde ve sonrasında belli bir zaman dilimi içerisinde hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma bulunan diğer asker şahısların da arandığı anlaşılmıştır. Bu hususlar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, aramaların örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak ve örgütsel amaçlarla gerçekleştirildiğinde kuşku bulunmadığı, bu şekilde sübutu kabul edilen eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği, belirli bir hiyerarşik disiplin içinde gerçekleşmiş oluşu durumu göz önüne alındığında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu oluşturduğundan eylemine uyan TCK’nın 314/2. maddesi gereğince, Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yapan sanık tarafından işlenen suç açısından suçun işleniş biçimi nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmaksızın cezalandırılması cihetine gidilmiş, örgütle ilgili suçlamaları kabul etmeyen sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış, atılı suçun 3713 sayılı Yasanın 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı Yasanın 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a) Ayrıntıları Dairemizin 06/11/2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
b) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/15148 sayılı dosyası ile başlatılan soruşturma kapsamında, 5271 sayılı CMK’nun 135. maddesi gereğince … ilinde kurulu bulunan bazı kontörlü sabit telefonlar ile yapılan iletişimin tespitine dair mahkeme kararları doğrultusunda alınan HTS kayıtlarına göre, astsubay olarak görev yapan sanığın 23.09.2013-08.08.2015 tarihleri arasında kullanmakta olduğu 505 ……….. numaralı cep telefonunun 11 kez kontörlü sabit telefonlardan arandığı, 26.10.2014 ve 23.07.2015 tarihinde gerçekleşen aramaların ardışık aramalar oldukları, tanıklar … ve …’ın sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin aşama beyanlarının da bulunması, çağrıların zamanı, sayısı, dosya kapsamındaki diğer deliller ve sanığın savunması karşısında, yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
c) Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin aynı Kanunun 5/1. maddesi olarak gösterilmesi gerektiğinin düşünülmemesi” dışında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/171 Esas, 2018/170 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi gereği hüküm üçüncü fıkrasındaki “3713 Sayılı Yasanın 5. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.