Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/10470 E. 2023/2147 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10470
KARAR NO : 2023/2147
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale geldiği, anılan Kanun’a eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/10/2018 tarih ve 2018/186 Esas, 2018/605 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 3 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2018/1412 Esas, 2019/934 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünde tekerrür hükmüne ilişkin hatanın düzeltilmesi dışında yerinde görülmeyen istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 inci maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;

*Etkin pişmanlık nedeniyle indirimin en üst haddden olması gerektiğine,

*Suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Dosyaya konulan bilgi ve belgeler ile;

Sanığın, 672 sayılı KHK ile 01.09.2016 tarihinde meslekten ihraç edildiği,

FETÖ/PDY örgütü ile aidiyeti tespit edilen Bank … hesabı bulunması ve örgüt liderinin talimatı ile hesabını 2014 yılı başından itibaren aktif olarak kullanmış olduğu,

Şüpheli olarak ifadeleri alınan A. M. A., F. C., H. Ö., Ş. G. B., M. Y. ve M. B.’nin ifadelerinden sanığın örgütün sohbetlerine ve gezilerine katılmış olduğu,

FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olan ve çıkarılan KHK ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu, anlaşılmıştır.

Sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarının, örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi kapsamında araştırılarak, ifade verdiği tarih itibariyle hangi örgüt mensuplarını deşifre ettiği, ifadesinin hangi örgüt mensuplarının soruşturma dosyalarında delil olarak kullanıldığının bildirilmesini teminen Soma İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya, hakkında işlem yapılan ve yapılmayan şahısları gösterir 20.06.2018 tarihli yazı cevabı verilmiştir.

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda;

Sanığın, örgüt tarafından düzenlenen sohbetlere iştirak ettiği, Bank Asyadaki hesaplarına para yatırarak ve işlem yaparak mevduat artışı sağladığı, Aktif Eğitimciler Sendikası üyesi olduğu, örgüt üyelerinin motivasyonunun arttırılması amacıyla düzenlenen gezilere katıldığı, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel faaliyetler içerisinde yer almak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde yer aldığı anlaşıldığından; eylemine uyan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 53, 58/9, 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmasına,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabii kamu görevlisi olarak devlete sadakat yükümlülüğü dışına çıkarak örgüt liderine bağlılık gösterdiği anlaşılan sanığın örgüt içerisindeki konumu, kastının yoğunluğu ve suçun işlenmesindeki özelliklerin dikkate alınması suretiyle takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesine, yakalandığı tarih itibariyle örgüt faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeyen sanığın etkin pişmanlık göstererek örgütle ilk olarak ne şekilde tanıştığını ve sonraki süreçte örgütle olan ilgi ve iltisakı ile ilgili açıklayıcı ve doğrulayıcı beyanlarda bulunduğu, örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgiler verip etkin pişmanlık gösterdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında TCK’nın 221/4 maddesinin uygulanmasına, sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak hakkında TCK’nın 62 nci maddesi gereğince takdiri indirim uygulanmasına…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince, “…1-Sanığın eşi H. K. hakkında UYAP kayıtlarında yapılan kontrolde Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/180 Esas 2018/606 Karar sayılı dava dosyasında aynı suçtan kamu davası bulunduğu UYAP üzerinden yapılan incelemede sanığın eşinin sohbet organize ettiği örgüt adına gezilere katıldığı eşi adına kayıtlı telefonla ByLock kullandığı etkin pişmanlık beyanında bulunduğunun faydalı ve samimi olduğu görülerek 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği sanığın ve eşinin lehine ve aleyhine olan deliller itibariyle birlikte yargılanmasını gerektirir fiili ve hukuki zorunluluk bulunmadığı ayrı ayrı yargılanan sanık ve eşinin müdafiinin aynı avukat olduğu görülmüş ise de aynı avukat ile temsil edilmiş olmanın savunmada herhangi bir zaafiyet oluşturmadığından sanığın ve eşinin ayrı ayrı yargılanmış olması ve ayrı ayrı yargılamalarda aynı müdafi tarafından temsil edilmiş olmalarının sonuca etkili bulunmadığı,

2-Hüküm fıkrasında TCK’nın 58/9 uncu maddesi uygulanırken sadece bu madde uyarınca uygulama yapılması gerekirken atıf maddesi olarak TCK’nın 58/6 ncı maddesinin belirtilmiş olması hukuka aykırı ise de hukuka aykırılığın duruşma yapılmaksızın CMK’nın 303 üncü maddesi uyarınca düzeltilebileceği anlaşılmıştır.

Belirtilen husus dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla,

CMK’nın 280/1-a maddesi yollaması ile CMK’nın 303 üncü maddesi gereğince hüküm fıkrasında TCK’nın 58/9 uncu maddesinin uygulandığı bölümde “delaletiyle TCK’nın 58/6 ncı maddesinde belirtilen” ibaresi çıkarılarak yerine “uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilmesi hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine…” karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de örgüt liderinin talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen mutad bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Ancak örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgüte yardım kastıyla yapılan, örgütün amacına hizmet eden ödeme ve sair bankacılık işlemlerinin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak değerlendirilmesi mümkündür.

c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütsel toplantılar organize eden ve örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de örgüt liderinin talimatı doğrultusunda bankacılık işlemleri yapan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde oranında bir isabetsizlik görülmemiştir.

d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı,

vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığın söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 Karar)

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezada en az 1/3’ten, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.

Bu açıklamalar ışığında, somut olay yönünden;

Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve incelenen dosya kapsamı ve delillere göre yakalandıktan sonra yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin niteliği ve faydalılık derecesi nazara alındığında TCK’nın 221/4-2 nci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı anlaşılan sanık hakkında belirlenen cezadan dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olarak azami hadde yakın adil bir oranda indirim yapılması gerekirken yeterli ve hukuki olmayan gerekçe ile 2/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2018/1412 Esas, 2019/934 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi uyarınca Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.