YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10917
KARAR NO : 2023/1100
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
D İ R E N M E
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2429 E., 2018/1921 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Direnme, İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2018/2429 Esas, 2018/1921 sayılı Kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 09.04.2018 tarihli ve 2017/4240 Esas, 2018/1056 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.08.2017 tarihli ve 2017/263 Esas, 2017/156 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.10.2017 tarihli ve 2017/2469 Esas, 2017/2497 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 09.04.2018 tarihli ve 2017/4240 Esas, 2018/1056 sayılı Kararı ile özetle;
“Aktif-Sen, … Yardımlaşma Derneği, … İşçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi olan ve 22.01.2014 ve 31.01.2014 tarihlerinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank …’daki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 17.07.2018 tarihli ve 2018/2429 Esas, 2018/1921 Karar sayılı kararı ile le 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanıldığından, CMK.nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.05.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak sanığın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan cezalandırılması yönünde karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına direnilmesi ve devamında istinaf başvurusunun esastan reddine dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın … Eğitimciler Sendikası, … Yardımlaşma Derneği, … İşçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğine üye olmasının Anayasanın kendisine tanıdığı hakkın kullanılmasından ibaret olduğuna, HTS kayıtlarında FETÖ/PDY şüphelisi kişilerle iletişiminin bu örgütün üyesi olduğunun delili olarak kabul edilemeyeceğine, sanığın KHK ile ihraç edilmiş olmasının idari bir tasarruf olduğuna ve bu işlemin ceza yargılamasında delil olarak kullanılamayacağına, …daki hesabına talimatla para yatırmadığına, sanığın … Gazetesi ve … Dergisi aboneliği ile 1990-1991 yılları arasında bir yurtta çalışmasının örgüt üyeliği için delil olarak kabul edilemeyeceğine, tanık …’nin sanığın mütevelli ve sohbet toplantılarına katıldığı yönündeki beyanlarının kendisini cezadan kurtarmak amacıyla yapıldığına, beyanlarının doğru olduğu kabul edilse dahi 2001-2003 yılları arasındaki bir dönemi kapsadığına, söz konusu dönemlerde bu yapının terör örgütü olduğunu bilebilmesinin imkansız olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, Sanık … hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 11.08.2017 tarih, 2017/263 esas ve 2017/156 karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de; İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanıldığından, CMK.nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş bu kez dosyanın temyizi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/4240 esas, 2018/1056 sayılı Kararı ile mahkememizin kararı ;
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek;
…, … Yardımlaşma Derneği, … İşçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi olan ve 22.01.2014 ve 31.01.2014 tarihlerinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank …’daki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkememiz söz konusu bozma ilamına direnilmesine karar vermiştir. Sanığın örgütle iltisaklı olması nedeniyle KHK ile kapatılan …, Öğretmen Yardımlaşma Derneği, … İşçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Ahlaki Değerleri Koruma ve Yaşatma Derneği üyeliklerinin kapatılıncaya kadar devam ettiği, özellikle … yönünden örgüt elebaşının üye olunması için çağrı yaptığının belirlenmiş olduğu, FETÖ/PDY örgütünün … il yöneticisi ve üyesi olmak suçundan haklarında soruşturma bulunan kişilerle iletişim kaydının olduğu, 17/25 Aralık 2013 ve MGK kararı ile yapının illegal örgüt olduğunu ilan edilmesinden sonra Bank Asyada 21.01.2014 tarihlerinde örgüt elebaşının talimatlarından sonra para yatırdığı, 1995 yılında … Gazetesi ve … Dergisine abone olup gazete ve dergi kapatılıncaya kadar aboneliklerini devam ettirdiği, SGK kayıtlarından örgütle iltisaklı … Orta ve Yüksek Eğitim Vakfı, … Eğitim A.Ş. çalışmasına ilişkin SGK kaydının bulunduğu, sanığın öğretmenlikten örgüt ilişkisi nedeniyle 672 sayılı KHK ile ihraç edildiği, özellikle başka dosya sanığı olan …’ın 2001-2003 yılları arasında … Anadolu Lisesinde görev yaptığı dönem içerisinde FETÖ/PDY yapılanmasının mütevelli ve sohbet gruplarında bulunduğu, dönem içerisinde yine mütevelli heyetinde …’in de yer aldığı gibi sohbet grubunda da bulunduğunu, mütevelli heyetinde yer alanların görevinin burs, bağış, kurban toplamak, örgütün gündem olarak belirlediği ve aldığı kararları örgüt üyelerine iletmek, … ve … aboneliğini sağlamak, öğrenciler ve öğretmenlerle ilgilenmek, … ve cemaatinin propagandasını yapmak ve örgüte eleman kazandırmak olduğunu, mütevelli grubu olarak her hafta … Eğitim A.Ş. nin bulunduğu yerde toplandıklarını, sohbet toplantılarını ise haftada bir sırayla toplantıya katılanların ikametlerinde yaptıklarını beyan etmiştir. … duruşmada tanık olarak bu ifadesini tekrar etmiştir.
Sanık hakkında isnat edilen suçlamaları reddederek hiç bir sohbet toplantısına katılmadığını dernek ve sendika üyeliklerini kabul etmekle birlikte bunların örgütsel yanının olmadığını, … Gazetesi ve … Dergisine 1995 yılından kapatılıncaya kadar abone olduğunu, Bank …’da hesabı halasının ev alması için gönderdiği para ile açtığını örgütün talimatı ile para yatırmasının söz konusu olmadığını bu para ile daha sonra ev aldıklarını savunmuştur.
Sanık savunmasında atılı suçu reddetmekte yapılanmanın örgüt vasfına ilişkin hatadan yani yapılanmanın örgütsel yapı olduğunu bilmediğinden bahsetmemektedir. Sanığın dosyaya yansıyan ilk faaliyeti 2001 de örgütün mütevelli grubunda yer almasıyla başlamıştır. Tanığın beyanından hem mütevelli grubu toplantılarına, hem de sohbet toplantılarına katıldığı, evinde sohbet toplantısı düzenlediği anlaşılmaktadır. … Gazetesi ve Sızıntı Dergisi aboneliği 1995 de başlamış kapatılıncaya kadar devam etmiştir. Yine örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan … sendikası ile diğer derneklere üyeliği de 2016 yılında kapatılıncaya kadar devam etmiştir. Yine Bank Asyada örgüt ele başının çağrısından sonra 17/25 Aralık ve MGK kararı sonrasında örgüte destek olmak amacıyla para yatırdığı anlaşılmaktadır. Sanığın faaliyetleri 2001 de başlamış ancak yapılanmanın illegal örgüt olduğunun kamoyuna ilan edildiği MGK kararından sonrada devam etmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 35-40 yıllık süreçte uyguladığı örgüt üyeliği kriterleri olan faaliyetlerdeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk sanık yönünden gerçekleşmiştir. Zira sanık 2001 yılından itibaren kesintisiz olarak uzun yıllar suça konu terör örgütü içerisinde faaliyetini sürdürmüş olması dikkate alındığından, süreklilik ve devamlılık unsurunun gerçekleşmiş olduğu, bu durumdaki sanığın halen örgüt sempatizanı olduğunun kabulü isabetli bir değerlendirme olmayacak olup, bozma ilamında özellikle tanık …’ın aşama beyanları tartışılmamıştır. Daire eylemleri temadi eden örgüt üyeliği suçunda, örgütsel faaliyetleri bölmüş, Bank … ve … üyeliğini kabul ederek bu faaliyetler nedeniyle silahlı örgüte yardım suçunun oluşacağına karar vermiştir. Oysa sanığın örgüt toplantılarına katılması ve örgütün mütevelli grubunda yer alıp mütevelli toplantılarına katılması faaliyetleri 2001 yılında başlayıp Bank … ve …-Sen üyeliği dernek üyelikleri ile yakalandığı tarihe kadar örgütte faaliyetlerine devam ettiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesinin ve mahkememizin esastan ret kararının yerinde olduğu, tespit edilen delillerle sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylemleri nedeniyle örgütün hiyerarşisi içinde yer alarak silahlı örgüt üyesi olma suçu sübuta ermiş olmakla, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün dosya kapsamıyla isabetli olduğu kanaatinde olan mahkememiz yukarıda açıklanan gerekçelerle bozma ilamına direnilmesine karar verilerek, bozma öncesi verilen hükmü tekrar ederek hüküm kurmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek;
…-Sen, … Yardımlaşma Derneği, … İşçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi olan ve 22.01.2014 ve 31.01.2014 tarihlerinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank …’daki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin silahlı terör örgütüne yardım suçunu oluşturacağı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince verilen 09.04.2018 tarih ve 2017/4240 Esas 2018/1056 sayılı bozma Kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması sonucu İlk Derece Mahkemesi kararının da bozulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, bu hususun verilen kararın niteliği gereği Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 09.04.2018 tarihli ve 2017/4240 Esas, 2018/1056 sayılı bozma Kararının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.