YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10950
KARAR NO : 2023/407
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/531 E., 2018/345 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanun’a eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.06.2017 tarihli ve 2017/198 Esas, 2017/71 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun)3 ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.05.2018 tarihli ve 2017/531 Esas, 2018/345 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.06.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; mahkemece sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorulmadığına, ByLock içeriklerinin istenilmesinden vazgeçilerek Niğde İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünün sorgulama çıktısı ile yetinildiğine, hükme esas teşkil eden tanık E. E.’nin dinlenilmediğine, sanığın bu yapı ile irtibatını kestiğini belirttiği 2015 yılı sonunda bu yapı hakkında henüz silahlı terör örgütü söyleminin olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın soruşturma ve kovuşturma beyanları ile tanık A. E.’nin beyanlarının, sanığın bu örgütün dini bir yapı olduğu zannı ile hareket ettiğini gösterdiğine, bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğine, şayet aksi kanaat hasıl olursa etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğine, sanığın Niğde avukat yapılanması hakkında 17-25 Aralık 2013 öncesi ve sonrası şeklinde bildiği her şeyi ve herkesi anlattığına, ancak ifadelerinde bahsi geçen kişiler hakkında soruşturma bulunup bulunmadığının araştırılmadığına, sanık hakkında yine aksi kanaat hasıl olursa 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrası kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak üst hadden indirim yapılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla Niğde Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda: sanık A. E.’nin Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki 18.01.2017 tarihli duruşmadaki savunmasında örgütün Niğde ili avukat yapılanmasında olan kişiler arasında sanık …’nün olduğunu, mahkemede yargılanan avukatlardan sorumlu olduğu iddia edilen sanık M. K.’nın sanık …’ye diğer 4 isimle beraber çok önem verdiğini beyan ettiği; sanık E. E.’nin 28.02.2017 tarihli savcılık ifadesinde 2014 yılından itibaren örgütün sohbet toplantılarına sanığın katıldığını, sohbet gruplarının ikiye ayrıldığını, bir grubunda sanık …’nün olduğunu ve …’nün telefonuna ByLock isimli programın
yüklendiğini bildiğini, beyan ettiği görülmektedir. Bu tanıklar ile sanık arasında önceye dayalı bir husumetin bulunmadığı, dolayısıyla tanığın yalan söylemesine ilişkin bir nedenin bulunmadığı görülmektedir. Bu durum tek başına sanığın örgüt ile bağının olduğunu göstermeyecektir. Ancak yukarıda bahsedilen diğer delillerin de sanığın üzerine isnat edilmesi durumunda Yargıtayın örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğunun anlaşıldığı, zira tüm delillerin aynı sanık üzerinde toplanmasının tesadüf olmasının beklenemeyeceği, dolayısıyla sanığın örgüt ile bağının olduğu kabul edilmelidir. 10.04.2017 tarihli KOM raporunda da belirtildiği üzere, sanık ByLock programını 0536 (…) (..) (..) nolu hattına ve 35….. IMEI nolu telefonuna 19.08.2014 tarihinde telefonuna indirdiği, A. E. 30.11.2016 tarihli savcılık ifadesinde, mahkemede FETÖ/PDY iltisakı sebebiyle yargılanan M. K. ile ilgili olarak; ByLock programını yüklediğini beyan ettiği görülmekle, söz konusu programın bazı sanıklarca düzmece ve usulsüz üretilen bir delil olarak itiraz edildiği, fakat bu tanıkların ByLock programını yükleyen kişileri söylemesiyle, ByLock delilin bir gerçek delil olduğu ve FETÖ/PDY bağlantılı kişilerin örgütsel iletişim programı olduğu mahkememizce kanaat getirilmiştir. Dolayısıyla sanık aleyhine delil olarak sunulan ByLock delilin her türlü şüpheden uzak bir delil olduğu görülmüştür.
Niğde Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından düzenlenen 27.03.2017 tarihli düzenlenen Hard Disk İnceleme tutanağında, sanığın Samsung SM-G930F marka/model ve 35…. IMEI nolu cep telefonunun 31.07.2016 tarihinde fabrika ayarlarına döndürüldüğü görülmekle, söz konusu tespit edilen delilin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sanığın hakkında yapılacak muhtemel soruşturmalarda elde edilebilecek delillerin yok edilmesi amaçlı olduğu diğer FETÖ/PDY faaliyetleri ile ilgili olan yan delillerin olmasıyla birlikte anlaşılmıştır. Sanığın mahkememizde yaptığı savunmasında kendisinin avukat olması sebebiyle FETÖ/PDY örgütüne bağlı avukat yapılanmasını anlattığı, bu yapılanma içerisinde kendileriyle ilgilenen kişinin FETÖ/PDY iltisakı sebebiyle yargılanan sanık M. K. isimli kişi olduğunu, örgütün haberleşme programı olan ByLock isimli programını sanık M. K.’nın yüklediğini beyan ettiği, her ne kadar sanık FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin avukatlar haricinde beyanda bulunmasa da söz konusu yapının hücresel bir yapı olduğu, sanığın sadece kendisine ait hücreyi bilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla, etkin pişmanlık müessesesinin amacının örgütün çözülmesini sağlamak olduğu düşünüldüğünde sanığın vermiş olduğu bu bilgiler Niğde ilindeki avukat yapılanmasını ortaya çıkardığı, sanığın da etkin pişmanlık çerçevesinde vermiş olduğu beyanlarının da samimi ve anlaşılır olduğu anlaşılmakla sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması gerektiği kanaati oluşmuş ve sanıkta makul bir oranda indirim yoluna gidilerek hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairenin yerleşik uygulamalarında belirtildiği gibi, hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanan kişiler hakkında TCK’nın 221/5 inci maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması zorunlu olup, maddede yer alan hususların bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olduğu ve bu konunun kazanılmış hak oluşturmayacağı da dikkate alınarak bu hususta mahkemesinden bir karar alınmasının mümkün görüldüğünden konunun infaz aşamasında her zaman dikkate alınması olanaklı görülmüş, silahlı terör örgütü üyeliği yakalama tarihine kadar temadi eden suçlardan bulunduğundan, 18.02.2017 olan yakalanma tarihi ve öncesinin suç tarihi olduğu
gözetilmeden, gerekçeli karar başlığına 15.07.2016 ve öncesi şeklinde yazılması mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüş, verilen hükümde eleştiriler dışında bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte
kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin faydalılık derecesi gözetilerek, belirlenen cezada 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, azami hadde yakın bir indirim yapılması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.05.2018 tarihli ve 2017/531 Esas, 2018/345 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.