YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10967
KARAR NO : 2023/409
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/778 E., 2018/1563 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2017 tarihli ve 2017/387 Esas, 2017/436 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.06.2018 tarihli ve 2018/778 Esas, 2018/1563 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 3 ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; ByLock programının diğer haberleşme programlarından bir farkının olmadığına, mesaj içeriklerinde suç teşkil edecek herhangi bir unsurun bulunmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, tanık … Y.’nin beyanlarının çelişkili olduğuna, Bank …’daki hesabına talimatla para yatırmadığına, sırf sendikaya üye olmasının silahlı terör örgütü üyeliğine delil teşkil etmeyeceğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda :
Her ne sanık hakkındaki suçlamaları kabul etmemiş ise de: sanığın savunmasına itibar edilmemiştir. Şöyleki;
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının örgütün ele başı …’in talimatıyla yukarıda ayrıntılarıyla açıkladığımız özel bir yazılım ve haberleşme programı olan ve örgüt içi haberleşmeyi sağlayan ByLock programını kategoride kullandığı, 174 kez giriş yaptığı, 539 mail aldığı, 234 mail gönderdiği, 76 mesaj aldığı, 90 mesaj gönderdiği, sanığa ait ByLock mesaj içerikleri incelendiğinde; “siz dolar yaptırıp bize öyle teslim ediniz”, “canım gazeteyi de acil cevaplaman lazım”, “kapalı görünüyor locku…vpnsi bozukmuş”, “nalan abla bölgeden ayrılmış raziye ablayla görüşeyim dedi”, “hocam taahhüt edilen para, kullanılan para ve kasanızda kalan parayı yazarmısınız acil”, yine mezkur örgüt içerisinde il ablası olduğu iddiasıyla hakkında Mahkememizde kovuşturma devam eden Raziye Demir’le “meral hcm Taşova’daki öğretmen arkadaşla ilgileniyor musunuz…”, “hcm tedbirle alakalı gündemler size geliyor mu” şeklinde mesajların olduğunun görüldüğü, sanığın ByLock kullandığının resmi olarak gönderilen CD’de yer alan mesaj içeriklerinden anlaşıldığı, içeriklerden kendi adının geçtiği, yine Hayırlı ve Aliye’nin dosyaya alınan sorgu beyanından da anlaşıldığı üzere, sanığın bu sistemi kullandığnın sabit olduğu, dosyaya sonradan resmi olarak sunulan CGNAT kayıtlarından sanığın ByLock serverine 6221 kez bağlantı yaptığının tespit edildiği, bu husus istinaf yargılamasında dikkate alınması amacıyla dosyaya eklenmiştir.
Sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Aktif Sen üyeliğinin 2016 yılı içerisinde devam ettiği,
Sanığın öğretmen olarak görev yapmakta iken Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 yılı Ağustos ayında kamu görevinden ihraç edildiği,
Sanığın terör örgütü ile iltisaklı Bank Asyada hesabının bulunduğu, sanığın bu hesabına terör örgütü liderinin talimatından sonraki tarihlerde para girişinin olduğu ve sanığın hesabını aktif olarak kullandığının anlaşıldığı,
Sanığın meral.karakuskesik kullanıcı adıyla kullandığı facebook isimli sosyal medya hesabı üzerinden terör örgütü ile iltisakı nedeniyle kapatılan Zaman Gazetesi’ni takip ettiği,
Tanık Hayırlı Y.’nin sanığı tanıdığını, kendisinin de sendika üyeliği nedeniyle kamudan ihraç edildiğini, sanıkla birlikte birkaç kişinin 2015 Eylül ayı gibi kendisini bazı etkinliklere davet ettiğini, irtibat sağlayabilmek içinde bir program yüklediklerini, programı önce play storeden indirdiklerini daha sonra blueteeh üzerinden de işlem yaptıklarını, programı yüklerken mesajların üç … içinde silindiğini söylediklerini, nasıl mesajlaşılacağını öğrettiklerini, telefonuna program yüklendiği esnada sanığın da orada olduğunu, söz konusu programın ByLock isimli mesajlaşma programı olduğunu, ByLock programını sanığında kullandığını, sanıklı ByLock üzerinden mesajlaştıklarını, sanığın bir keresinde ByLock programı üzernden himmet paralarıyla ilgili bir mesaj attığını, tanığın şüpheli sıfatıyla alınan Suluova CBS’deki beyanında; sanığın da aralarında bulunduğu üç kişilik bir grubun kendi çalıştığı okula gelerek sendika üyelerimizi ziyaret ediyoruz dediklerini, bluetooth üzerinden ByLock programını yüklediklerini, bu programda yalnızca kodları olan kişilerin mesajlaşabildiğini söylediklerini, programı üç kez sildiğini belirttiği şahısların ise irtibat kuramayınca ByLock programını tekrar kurduklarını, daha sonra ise eagle programını kurduklarını, neden bylocktan vazgeçtiniz diye sorduğunda şahısların aynı şey bu da şifreli program dediklerini, ByLock üzerinde sanıkla ve diğer iki şahısla mesajlaştığını, ByLock yüklenirken onların listelerini gördüğünü, onların arkadaş listelerinde daha fazla sayıda kişi yer aldığını, ByLocktan terör örgütü lideri F. G.’in şu kitabını okuyun, şu konuşmasını dinleyin şeklinde mesajlar geldiğini, uzaklaşmak istediğinde sanık ve diğer iki şahsın kendisin tekrar ziyaret ederek programı tekrar yükleyerek uzaklaşmasına izin vermediklerini beyan ettiği,
Sanığın çocuklarının FETÖ/PDY terör örgütü iltisakı nedeniyle KHK ile kapatılan Yavuz Selim Top İlkokulu ve Özel Saygı Kreş ve Bakımevi’nde öğrenim gördüklerinin tespit edildiği,
Sanığın aşamalarda alınan tüm beyanlarında; örgüt ile hiçbir bağlantısının olmadığını, örgütten herhangi bir davet almadığını, örgüt adına hiç bir eylemde bulunmadığını, ByLock kullanmadığını, Bank Asyadan faizsiz bankacılık nedeniyle hesap açtığını, FETÖ terör örgütünün silahlı bir terör örgütü olmadığını, beyan etmiş ise de; yukarıda belirtildiği gibi sanığın ByLock kullandığı, örgüt ile iltisaklı Bank Asyada hesabının olduğu, yine örgüt ile iltisaklı sendika üyeliğinin bulunduğu, örgütün finans amacıyla himmet adı altında para topladığının bilinen bir gerçek olduğu, sanığın ByLock mesajlarında ve tanık beyanına göre sanığın himmet parası ile ilgili faaliyet gösterdiği kanaatine varıldığı, bütün bunların tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın inkara yönelik savunma yaptığı ve savunmasına itibar edilemeyeceği dolayısıyla sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu anlaşılmakla eylemine uyan TCK’nun 314/2 maddesi gereğince TCK’nın 61 maddesindeki kriterler somut olayımıza uygulandığında, bu kriterlerden vehamet arz edebilecek olumsuzlukların gözlenmesi eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk sanığa ceza tayin edilirken örgütün niteliği, eylemin işleniş şekli, özellikle bylock isimli örgüt içinde kullanılan gizli iletişim araçlarını kullanmış olması şeklindeki suç kastının yoğunluğu göz önünde bulundurularak takdiren 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasından TMK 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında arttırım yapılmasına, sanığın pişman olduğunu gösterir herhangi bir emare göstermemiş olması, suçtan doğan sorumluluğu kabul etmemesi, takdiri indirim nedeni uygulanmasının zorunlu kanuni bir indirim nedeni olmadığı göz önüne alınarak hakkında TCK’nun 62. maddesi gereğince indirim uygulanmamasına, suçun niteliği, verilen cezanın miktarı ve bu ceza karşısında kaçma şüphesi de dikkate alınarak, ayrıca bir kısım örgüt üyelerinin adli kontrole rağmen yurt dışına kaçtığı bilinen bir olgu olduğu, bu nedenle kaçma şüphesi bulunduğundan tutukluluk halinin devamına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince tesis olunan hükme vaki istinaf isteminin 5271 sayılı CMK’nun 280. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamı dışında kalan hukuka aykırılık nedenlerinin bulunduğunun değerlendirilmesi ve aykırılık hallerinin yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kanısına ulaşıldığından 5271 sayılı CMK’nun 280/1-e maddesi uyarınca Dairemizce davanın yeniden görülmesine ve duruşma işlemlerine başlanılmasına karar verilmiş, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanığın, ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay CGK.nın 26.09.2017 tarih 2017/16 MD-956 esas, 2017/370 karar ve Yargıtay 16. CD.nin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 (İlk Derece Sıfatıyla) karar sayılı kararında ve yine Yargıtay 16. CD.nin 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı içtihatlarında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock’u kullandığı, örgütle iltisaklı olması nedeniyle KHK ile kapatılan … Sen isimli sendika üyeliğinin bulunduğu, örgütün finans kaynaklarından Bank Asyada hesabının bulunduğu ve örgüt liderinin bankanın ekonomik gücünün ayakta tutulmasına yönelik talimatı sonrasında hesaba para girişlerinin ve hesabı aktif olarak kullandığının anlaşıldığı, tanık beyanlarına göre sanığın örgütsel bağlantılarının bulunduğunun anlaşıldığı, yine tanık anlatımlarına göre sanığın örgütsel toplantılara katıldığı, himmet topladığının anlaşıldığı, sanığın tüm dosya kapsamına göre üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği ve İlk Derece Mahkemesinin suçun sübutuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmediği ancak; sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekmesine rağmen, sanık hakkında fazla ceza tayininde isabet bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, 5237 sayılı TCK’nın 3 ve 61. maddesindeki ölçütler nazara alınarak, tüm bu nedenlerle sanık hakkında üzerine atılı suçtan mahkumiyet hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı iptal kararının TCK’nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1-)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağ”ının kabul edildiği gözetildiğinde; sanık adına kayıtlı bulunan 0505 506 … numaralı hat üzerinden … User ID numarası ile ByLock kullandığının tespit edildiği, dosyada mevcut bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı incelendiğinde söz konusu yazışma içeriklerinden sanığın bu programı örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı anlaşılmıştır.
2-) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan ön inceleme raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte talimat ile uyumlu olduğu anlaşılmakla bu yöndeki temyiz itirazlarına itibar edilmemiştir.
3-)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.06.2018 tarihli ve 2018/778 Esas, 2018/1563 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Amasya Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.