YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11407
KARAR NO : 2022/9480
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi :Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2018 tarih ve
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3-5/1, TCK’nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
2- Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … (…), … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3-5/1, TCK’nın 53/1, 58/9, 63.maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi,
3- Sanık … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 53/1, 58/7-9, 63.maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
4- Sanıklar …, … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3- 5/1, TCK’nın 221/4-2. cümle, 221/5, 62/1, 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
5- Sanıklar …, …, …, …, … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3- 5/1, TCK’nın 221/4-2. cümle, 221/5, 62/1, 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi
Bölge adliye mahkemesince sanıklar …, …, …, …, …, … ve … yönünden kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan kanunun eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içinde, diğer sanıklarla ilgili hükümler ise olağan süresinde temyiz edilmekle temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I) Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunda kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanıklar müdafinin temyiz istemleri yönünden;
İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucunun, hem maddi olay hem de hukuki denetim yapacak olan istinaf başvurusunda sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken (5271 sy. CMK madde 273/4), incelemesi hukuki denetimle sınırlı (CMK madde 294/2) olan temyiz yolunda; mülga 1412 sayılı CMUK’tan (madde 305.) da farklı şekilde, re’sen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde/layihasında temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini/temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu (CMK madde 294/1) şart koşmuş ve temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi durumunda; tıpkı başvurunun süresi içinde yapılmaması, hükmün temyiz edilemez olması ya da temyiz edenin buna hakkı bulunmaması hallerinde olduğu gibi usulüne uygun açılmış bir temyiz davasından bahsedilemeyeceğinden temyiz isteminin reddedilmesini (CMK madde 298) emretmiş (F.Yenisey-A.Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 923, Centel.. Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 826, C.Şahin-N.Göktürk Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 278) olmasına, anılan Kanunun 289. maddesinin, usulüne uygun açılmış bir temyiz davasının “sınırlı inceleme ilkesinin” bir istisnasını teşkil etmesine (F. Yenisey-A. Nuhoğlu, age sh. 905), şartları ve usulü açık bir şekilde ortaya konulmak şartıyla (AİHM Galstyan/Ermenistan Başvuru No; 26986/03 15.01.2007 t.) öngörülen usul şartlarına uyulmaması sebebiyle kanun yolu başvurusunun reddedilmesinin bu hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağının (AİHM Sjöö/İsveç Başvuru No; 37604/97) da istikrar kazanmış yargısal kararlarla kabul edilmesine nazaran; sanık müdafiinin 13.05.2019 tarihli temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği, sanığın da 21.05.2019 tarihli dilekçesi ile dosya örneğini alarak karardan haberdar olduğu halde temyiz başvurusunda bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE,
Olağan bir kanun yolu olarak düzenlenen temyiz davası yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanmasında zorunluluk bulunmasına (AYM Hasan İşten, B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37), Anayasanın 36/1, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddeleri ile teminat altına alınan (AYM Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34) ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek, uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen (AYM Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52) Mahkemeye erişim hakkı bağlamında; kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanmasının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet ettiğinde (AYM Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59), şartları ve usulü açık bir şekilde ortaya konulmak şartıyla (AİHM Galstyan/Ermenistan Başvuru no; 26986/03 15.01.2007 t.) öngörülen usul şartlarına uyulmaması sebebiyle kanun yolu başvurusunun reddedilmesinin bu hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağında (AİHM Sjöö/İsveç Başvuru no; 37604/97) kuşku olmamakla birlikte, yargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olmasında zorunluluk bulunduğundan (AYM Hasan İşten, §45), temyiz davası açma sürelerini düzenleyen mevzuata ilişkin farklı yorum ve uygulamaların ortaya çıkardığı belirsizlik ve özellikle Derece Mahkemesi kararında gösterilen başvuru yöntem, mercii ve süresine ilişkin yetersiz bilgiye güvenilerek yapılan kanun yolu başvurularının süre aşımından reddedilmesinin öngörülemez ağır ve orantısız sonuçlara sebep olacağı (AYM Cemile Akyıldız B. No: 2014/1382, 22/9/2016) gözetilerek, CMK’nın 291. maddesinde öngörülen sürede verdiği gerekçesiz temyiz dilekçesi ile kanun yoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koyan müdafiinin, aynı yasanın 295. maddesinde düzenlenen temyiz gerekçesi/nedeni bildirme için verilen yedi günlük sürenin, hak düşürücü niteliğine ilişkin sonuçlarının incelemeye konu kararda ya da bu kararın tebliğine dair mazbatada açık ve anlaşılır biçimde gösterilmediği görüldüğünden sanık …’ın bilahere sunduğu temyiz sebeplerini muhtevi dilekçesinin süresinde ve usule uygun olduğu değerlendirilerek, tebliğnamedeki sanık … müdafinin temyiz talebinin reddine ilişkin görüşte isabet bulunmamıştır.
Diğer hüküm ve talepler ile ilgili olarak temyizin reddi nedenleri bulunmadığından duruşma isteminin değerlendirilmesine ve işin esasına geçildi.
Ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından; sanıklar …, …( ….), …, … (…) müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
II-1) Sanıklar …, …, …, … ve … haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz istemleri yönünden;
Sanık … ile ilgili olarak ikame olunup tartışılan delillere göre örgütteki konumu ve faaliyetlerinin önemi itibariyle temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmediğinden, ayrıca TCK’nın 62. maddesinin yerinde olmayan gerekçe ile uygulanmaması çifte atifet yasağı kapsamında değerlendirilmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar …, …, … ile sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanıklar …, …, …, …, …, …( …), …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … (…), …, …, …, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz ile ilgili olarak;
A) Sanıklar …, …, …, …, … ve … yönünden;
a)Yargıtay Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilerek, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanıkların, ByLock uygulamasını kullandıklarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde,buna dair delilin atılı suçun sübutu/vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporlarının ilgili birimden, veri inceleme raporları ile iş bu delilin niteliğine ilişkin hakimlik kararı ve gizli tanık garsonun daha önce hakim huzurunda alınan ifade tutanağının soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından istenmesi, UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanıklar hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde temin edilmesi, ayrıca temyiz aşamasında geldiği anlaşılan, sanık … hakkında ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları ile veri inceleme ve dijital materyal inceleme raporlarının, sanıklar …, … hakkındaki veri inceleme sanıklar … ve … hakkındaki dijital materyal inceleme raporları, sanık … hakkında 382052 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile sanık … hakkında …’in teşhis ve ifade tutanakları ile birlikte CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılması, anılan ve tespit edilmesi halinde diğer tanıkların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmelerinden sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve taktiri gerekirken, yetersiz ByLock sorgu tutanaklarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Kabule ve uygulamaya göre de;
aa)5237 sayılı TCK’nın 62/2. maddesinde takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetildiğinde, olumsuz kişiliğine yahut davranışına dair dosyaya yansıyan bir tespit de bulunmayan sanıklar hakkında, yasa metninde sanık lehine örnekseme kabilinden yer alan kavramlara yanlış anlam yüklenerek ve anılan kurumun niteliği ile bağlantısı kurulmayan, içerik ve maksadı objektif belirlilik taşımayan soyut ifadelere dayanılarak yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
bb)Ayrıca sanık … hakkında Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik, süreklilik ve çeşitliliği ile faaliyet alanı gözetilerek, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile de uyuşmayacak biçimde ve yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayin edilmesi,
cc)Sanık …’a silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanunun 5/1. Maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi,
B)Sanıklar …, …, …, …, …( …), …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … (…), …, …, … ve … ile ilgili olarak;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
a) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … (…), …, …, … yönünden;
aa) Özellikle cezanın bireyselleştirilmesi bağlamında, temyiz aşamasında geldiği anlaşılan; sanık … hakkında 391002 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile …’e ait veri inceleme tutanağının, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … (…), …, … hakkındaki veri inceleme raporlarının, sanıklar …, …, …, …, …, … haklarında dijital materyal inceleme raporlarının ve sanıklar …, …,…, …, …, …, …, …, …,…, … hakkında beyanları bulunan ….,…..,…,…’ın teşhis ve ifade tutanaklarının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasında zorunluluk bulunması,
bb)5237 sayılı TCK’nın 62/2. maddesinde takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetildiğinde, olumsuz kişiliğine yahut davranışına dair dosyaya yansıyan bir tespit de bulunmayan sanıklar hakkında, yasa metninde sanık lehine örnekseme kabilinden yer alan kavramlara yanlış anlam yüklenerek ve anılan kurumun niteliği ile bağlantısı kurulmayan, içerik ve maksadı objektif belirlilik taşımayan soyut ifadelere dayanılarak yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Sanıklar …( Mankan), …, …, …,…, …, …, …, …, … ve … yönünden;
5237 sayılı TCK’nın 62/2. maddesinde takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetildiğinde, olumsuz kişiliğine yahut davranışına dair dosyaya yansıyan bir tespit de bulunmayan sanıklar hakkında, yasa metninde sanık lehine örnekseme kabilinden yer alan kavramlara yanlış anlam yüklenerek ve anılan kurumun niteliği ile bağlantısı kurulmayan, içerik ve maksadı objektif belirlilik taşımayan soyut ifadelere dayanılarak yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c) Sanıklar …, …, … ve … yönünden;
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi, maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K., 26.10.2015 tarih, 2015/1565 E. 3464 K. sayılı kararları).
TCK’nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde, bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre, belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
aa)Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve TCK’nın 221/4-2. cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanıklar …, …, …’in, yakalandıktan sonra örgütte kaldıkları süre ve konumları itibarıyla, örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulundukları aşama ile anılan kurumun amacı gözetilerek, TCK’nın 221/4-2. cümle maddesi gereğince dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun azami hadde yakın adalet oranda bir indirim yapılması gerekirken yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
bb) Sanık …’ın temyiz aşamasında 10.11.2022 tarihinde sunduğu dilekçe ile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini bildirdiği görülmekle, sanığın duruşmada hazır edilip etkin pişmanlık kurumunun mahiyet ve şartları da anlatılarak ayrıntılı beyanlarının alınması, gerektiğinde teşhis işleminin yaptırılması, vereceği bilgilerin, örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığının ilgili birimlerden de sorulup değerlendirilmesi ile sonucuna göre hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221/4-2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …( …), …, …, …, …,… …,…, … ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükümlerin CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar …( …), …, …’in tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedeni, müsnet suçların niteliği ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-a. maddesi uyarınca dosyanın Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.