YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11831
KARAR NO : 2023/150
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
DURUŞMA VE TAHLİYE
TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/701 – 2021/847
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
2- 26.06.2020 (Sanık … yönünden)
HÜKÜM : İstinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2021 tarihli ve 2019/107 Esas, 2021/25 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik hüküm kurulmuştur.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.05.2021 tarihli ve 2021/701 Esas, 2021/847 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.08.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri;
Özetle; İstinaf mahkemesi kararının usul ve esas bakımından yasalara aykırı olduğuna, atılı suçu işlemediğine, suç kastı bulunmadığına, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, suçlamanın soyut eylemlere dayandırıldığına, hukuka uygun elde edilmiş delil bulunmadığına, ByLock programını kullanmadığına ve tespitine ilişkin delilin hukuka uygun elde edilmediğine, CGNAT verileri ile LOG verilerinin çelişki oluşturduğuna, eylemlerin şüphe boyutunda kaldığına, SGK kayıtlarının çalışma hakkı kapsamında kalıp aleyhe kullanılamayacağına, aynı suçtan yargılanan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına, tanık beyanlarındaki lehe hususların değerlendirilmediğine, yargılamanın usul ve yasaya uygun olmadığına ve sair nedenlerle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri;
Özetle; İstinaf mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğuna, yargılamada tartışılmayan delillerin hükme esas alındığına, tanıkların mahkeme beyanları yerine hazırlık beyanlarının hükme esas alındığına, tanık beyanlarından çıkarım yapıldığına, tevsi-i tahkikat taleplerinin yerine getirilmediğine, savunma hakkının ihlal edildiğine, suç unsurlarının teşdit sebebi yapıldığına, atılı suçu işlemediğine, suç kastı bulunmadığına, suçun unsurları ile mahkumiyet hükmünün gerekçelendirilmediğine, aynı suçtan yargılanan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına, ByLock programını kullanmadığına ve tespitine ilişkin delilin hukuka uygun elde edilmediğine, ByLock kullandığına ilişkin çıktıların sahte olduğuna, HTS, CGNAT, BAZ, İMEİ ve LOG karşılaştırılmalarının yapılmadığına, adil yargılanma, savunma hakkı ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, eylemlerin varsayıma dayandırıldığına ve şüphe boyutunda kaldığına, yargılamanın ve tutukluluk kararlarının usul ve yasaya uygun olmadığına, vesaire nedenlerle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”1. Sanık … Yönünden;
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunması, tanık anlatımları, kolluk görevlilerince tutulan tutanaklar, bilgi notları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Örgüte müzahir … Özel Eğitim Hiz. Tic. A.Ş. ve … Eğitim Öğrt. Turizm Tic. A.Ş. Şirketinde 2012-2013-2014 yıllarında sigorta kaydı bulunan, sosyal medya siteleri olan “www.facebook.com” ve “www.twitter.com” üzerinden örgüt lideri olan … lehine paylaşımlarda bulunan, 2014/2016 yılları arasında, oğlu …’ı örgüte müzahir Özel Servergazi Sabiha Süt Ortaokulu’na gönderdiği tespit edilen, örgüte müzahir Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen ve daha sonra Fetö PDY ile iltisaklı olması nedeniyle faaliyetleri dondurulan Bank … isimli bankada bulunan hesaplarına göre 2014-2015 yıllarında Örgüte müzahir … Medya Dağıtım isimli şirkete yönelik ait çok sayıda abonelik ücretinin kesildiği ve … yayıncılık ile … kırtasiyeye yönelik birçok harcama kaleminin bulunduğu tespit edilen,
Sanık …’ın, münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock isimli programa, söz konusu programa ait … – … – … – … – … IP adreslerine, BTK tarafından düzenlenen kayıtlar ile, 0546.(…)(…)(…) ve 0543(…)(…)(…) numaralı hatlar ile ve ayrıca sanık …’ın kullanımında olan 0543(…)(…)(…)@ttnet aboneli ADSL hattı üzerinden ByLock programına erişim sağlandığı, bylock yazışmalarını içerir Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre ID’sinin “…”, kullanıcı adının “…”, şifresinin “….”, adının “…” olduğu, ID’yi ekleyenlerin verdikleri isimlerin ise; “…, …, …, …, …, … bey, … abi” olduğu; bylock adının sanığın ismiyle ve nüfusa kayıtlı olduğu il olan Muş’un plaka koduyla uyumlu olduğu,
… ID’nin Tespit Ve Değerlendirme Tutanağı içerisindeki bylock yazışma içeriklerine bakıldığında; “abi suayp abi ile gorustum. Him e bakan abiyi taniyor….. yorgun abi..irtibata gelecek..” ,”arkadaslar elinden heleni yapiyor ama evleri acil devreye sokmamiz lazım” ,”rica etseniz abi sayisini artirsinlar” , “olmadi diger eyaletten illegal yardim alin :)” ,”genel yurtlar mesulu abi sikinti olnaz dedi” ,”bu aralar mufettisler geliyir mus…” , “hocam kusura bakmayın dün cok yogunduk bylocku acamadık” ,”abi o gündemi ben yapayım o direk ed abiden geliyor” , “birde abi … ed abi ile goruşmemiz devam ediyor insallah biter bitmez gelecegim” , “gsr ablaya vermistim” , “sohbet olmayacagini soyle onna mac izlenecek de” , “biz3 akikalık 600 tl lik koyun lazim” , “eti maklube olacagi icin ayarlanmadi lazim” , “kemik sakakat istemiyoruz” , “en az 12 tane maklube yapacagiz baska etimiz yok” , “bolgelerle veya esnaflikla irtibat devam varmi”, “sohbet vb”, “sohbet mi” “istişare mi” “bana tsnidiginiz veya tanistirabileceginiz esnaf olur mu” “by lock tan gorussek ilgili arkadas ile uygunmudur”, “benim blks by lock”, “veya bylockunu versin eklim konusalim ordan” , “hocam size bir grup k.bolgeci gelecek ilgilenir msiniz”, “talkray programından”, “beni arayabilir”, “hocam bylocktan ekleyin”, “ardoreye uğramayın”, “orada sivil sabit bekliyor” ,”maklubeleri siz mi ayalayacaksiniz” ,”… Abi cocuklarına öncelik verme evlere gönderme.”, “…oktay ustaya abone olma yesil elma ya 92 tl karta 9 taksit…namaz ve kuran kampanyasi yapma bunun tahsidati yapilsin ihmal edilmesin”, ” hocam hayırlı günler saat 11 de Çağlayan da seçimli alakali bilgilendirme olacak bizden biri mutlaka katılmak zorunda nurullah a yazdim cevap vermedi ikinizden biru gitsin mutlaka” “ozcanla Nurullah’la gorusun tum bbolgeyi halledin gerekirse bir araya gelin” “2 maklube istiyoruz siz ayarlariz demisdiniz” ,”bylock var” ,”bylockunu aldım” ,”yazıştım” “Meydan ın yarın ki manşeti”, “İstanbulda esnaf sohbeti basgını”, “abi yarınki geziyle ilgili iki durum varda.abiler beni çivrile kayıtlar için gönderiyor.diğer durumda abi benim askeri durum var. Onla ilgilide daha önce yine barla meselesi vardı burak abi tedbir geregi olmaz diyo.izin verirseniz ben gelmesem olur mu abi”, “abi tedbirle alakalı durumlardan dolayı bekleyelim diyorlar” şeklinde yazışmaların bulunduğu, bu haliyle sanığın örgüte ait haberleşme ağına örgütsel amaçla bağlantı kurduğunun anlaşıldığı,
F.K. 29/08/2016 tarihli beyanının ilgili bölümünde, “… (… Sanayici ve İş Adamları Derneği) da yapılan bir toplantıda … hoca ile … hoca bizlere tayinlerinin çıktığını söylediler. Kendi yerlerine de … isimli arkadaşlarının geleceğini ve bundan sonra da esnaflarla da …’ın ilgileneceğini söylediler. Ben bu ismi ilk defa burada duydum. Bu …’ı da … (… Sanayici ve İş Adamları Derneği)’da bir iki gördüm fakat sohbetlerine katılmadım. Çünkü benim cemaatten ayrılacağım zamanlardı. Bu şahısla karşılıklı oturup sohbetimde olmadı.” şeklinde beyanda bulunduğu, kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise soruşturma aşamasında verdiği ifadeleri aynen tekrar ettiğini beyan ettiği,
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yer alan İ.K.’nın kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık …’ın … … gibi bölgeci olduğunu beyan ettiği,
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yer alan T.P.’nın kovuşturma aşamasında alınan beyanında … …’ı, sanık …’ın yerine gelen bölgeci olarak tanıştırdığını, katıldığı grubun sorumlusunun … olduğunu, ondan sonra … olarak tanıdığı … …’nun geldiğini, … ayrıldıktan sonra da yerine sanık …’ın geldiğini, onun altında yardımcı olarak … ve …’in olduğunu, beyan ettiği,.
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen V.A.’ın kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık …’ın bölgeci olduğunu beyan ettiği,
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen Y.T’ın kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık …’ı tanıdığını, … ilinde çalışırken kendisi ile birlikte çalıştığını, sanığın 2012 yıllarında … ilinde büyük bölgeci Esnaf mesulü olarak çalıştığını, 6 ay civarında Aydın ilinde bulunduğunu, sonrasında sanığın tayininin Muğla iline çıktığını, sanığa bağlı olduğunu, yani sanığın kendisinin üstündeki kişi olarak bulunduğunu, kendisinin ise sanığın altında esnaflardan sorumlu olan kişi olduğunu beyan ettiği,
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen B.B. kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık … isimli şahsı Selim olarak bildiğini, sanığın Denizli ilinde büyük bölgeci olduğunu, en son bu yapıya ait bir kurumda öğretmen olarak çalıştığını, Denizli ilindeyken diğer kişilerle sorun yaşadığı için bir kuruma öğretmen olarak geçtiğini beyan ettiği,
Tanık V.Y.’nin sanık …’ın … büyük bölge sorumlusu olduğunu, sanığın merkeze bağlı … ve …’dan sorumlu olduğunu, dolayısıyla … ve … sorumluları olan … ve …’in sanık …’a bağlı olduklarını beyan ettiği,
Tanık R.B.’nın kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık …’ın …’dan …’ya giden bölge abisine benzettiğini, kendisini Aydın’dan tanıdığını, sanığın İzmir’de küçük bölge hadimi olduğunu, sanık ile aynı apartmanda oturduğunu, bahsettiği olayların 2006-2007 yıllarına ilişkin olduğunu ifade ettiği,
Böylelikle tüm dosya kapsamından, sanık …’ın, 2012 yılı ve sonrasında, “….” kod adı kullanarak örgütün … il yapılanmasında büyük bölge sorumlusu (bölgeci) olarak görev yaparak, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmak suretiyle, üzerine atılı “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediği,
2. Sanık … Yönünden;
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunması, tanık anlatımları, kolluk görevlilerince tutulan tutanaklar, bilgi notları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Örgüte müzahir … Özel Eğitim İn. Kay. A.Ş., … Özel Eğitim Hizm. Tic. A.Ş. Şirketlerinde 2007-2016 yılları arasında sigorta kaydı bulunan, … Özel Eğitim Hizm. Tic. A.Ş. Şirketinin 14.09.2010 tarihinden itibaren şirket ortağı ve 26.06.2015-02.12.2015 tarihleri arasında Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan,
Sanık …’nün, münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock isimli programa, söz konusu programa ait … – … – … – … – … IP adreslerine, BTK tarafından düzenlenen kayıtlar ile, 0505.(…)(…)(…) numaralı hat ile ByLock programına erişim sağlandığı, bylock yazışmalarını içerir tespit ve değerlendirme tutanağının incelenmesinde; ID’si; …, kullanıcı adı; …, şifre; …, adı; …, ID’yi ekleyenlerin verdikleri isimler; … abi, …, …, …, …, … beyefendi, … bey, …, .. …, … hoca emre, … abi fed, … by, … k. olduğu,
… ID’nin Tespit Ve Değerlendirme Tutanağı içerisindeki bylock yazışma içeriklerine bakıldığında; “yani sizin bi şekilde ahmet abiye ulaşip isin hizmet e katkısini anlatmaniz lazim yoksa bunlar başka yerden fiyat almislar”, “abi tng dan da attim msj.ulaşmadı heralde.musaade ederseniz cumadan sonra furkan ı da okuldan alıp yola çıkalım diyoruz” şeklinde yazışmaların bulunduğu,
… ID’nin Tespit Ve Değerlendirme Tutanağı içerisindeki ID’ye bağlı maillerin içeriklerine bakıldığında; “… Rabbim davamizdan ayirmasin ins.”, Hocamız HZ.den razıyız. İnsanların mahşer meydanına imamları ile çağrıldığı günde Cenab ı Hak’tan bizi Hocamızla beraber çağırmasını istiyoruz…” “… Çünkü sohbette rahmet var. Çünkü sohbette inayet var. Çünkü sohbette kerem var. Çünkü sohbette af ve ikram var.” “Bu Hizmet Kahraman’ları unutulamaz… Hayallerimize tüllenen bir nev bahar (…) Hizmette derinleşerek Devamlı kendimizi yenilemeliyiz.” “… Işte oyle de risalelere ve hizmete ihtiyacimizin olduğu şu gunlerde Rabbim davamizdan ayirmasin ins.” “… Şimdiki sıkıntı bundan Hizmetin ortaya koyduğu zenginliği hazmedemediler. Bundan dolayı sizinle beraber bu yolda olanlara gider ayak her türlü kötülüğü yapıyorlar.” şeklinde bir kısım maillerin bulunduğu,
Ayrıca … ID’nin Tespit Ve Değerlendirme Tutanağı içerisindeki bylock yazışma içeriklerine bakıldığında ID’sinin “…”, kullanıcı adının “leventkullu”, şifresinin; “…” olduğu, bu haliyle sanığın örgüte ait haberleşme ağına örgütsel amaçla bağlantı kurduğunun anlaşıldığı,
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yer alan İ.K.’nın kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık …’nün şirket ortağı ve eski dershane müdürü olduğunu beyan ettiği,
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen B.E.’nin kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık …’nün dershanenin halkla ilişkiler bölümünde çalıştığını beyan ettiği,
Tanık M.A.’nın kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, sanığı hatırladığını, kendisinin sohbetine gittiğini, bu sohbetin Kuran sohbeti olduğunu, sanığın kendi isteğim dışında telefonuna program yüklediğini, bu programın da Bylock olduğunu, sanığın dershane müdürü olduğunu beyan ettiği,
Tanık R.D.’nın kovuşturma aşamasında alınan beyanında, sanık …’nün dershanede müdür olduğunu beyan ettiği,
Mahkememizin 2017/195 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yer alan M.A.’nın alınan ifadesinde, sanık …’yü il imamı Salih Demirayak ile birlikte hareket eden şahıslar arasında gördüğünü beyan ettiği,
Böylelikle tüm dosya kapsamından örgüte ait şirketlerde yönetici olarak görev almaka örgüsel toplantılar düzenlemek ve münhasıran Fetö PDY mensuplarınca kullanılan örgüte ait bir haberleşme ağına örgütsel amaçla bağlantı kurmak ve başka kişilere de bu programı yüklemek suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediği”
Şeklindeki gerekçelerle sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a) Sanık …’ın örgütle iltisaklı kırtasiyeye ilişkin harcama kayıtları ile çocuklarını örgütle iltisaklı okula göndermesinin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilmesi dosyadaki diğer deliller nazara alındığında sonuca etkili görülmemiştir.
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların sosyolojik ve kültürel durumu örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde örgütteki konumları, faaliyetlerinin önemi ve irtibatlarının devam ettiği tarih itibariyle atılı suç yönünden kastlarının bulunmadığı yönündeki temyiz itirazlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanık …’ın … ID numaralı, sanık …’nün … ID numaralı ByLock kullanıcısı oldukları, Tespit değerlendirme tutanaklarının içeriklerine göre gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla kullandıklarının anlaşılması karşısında hükme esas alınan ByLock tespitine yönelik temyiz itirazlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c) Kural olarak ceza muhakemesinde taraf sıfatı bulunanların tanık olarak dinlenmemesi gerekir. Bu nedenle davanın tarafı olan sanık ve şüphelinin tanık olarak dinlenmesini Ceza Muhakemesi Kanunu düzenlememiş ancak şeriklerin tanıklığına imkan sağlamıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, görülmekte olan davada yargılanan sanığın, suç ortağı hakkında tanık olarak dinlenilmesi mümkündür. CMK’nın 50. maddesinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar tanık olarak dinlenebilirler, ancak bu tanıkların yeminsiz olarak dinlenmeleri gerekmektedir. Suç ortağının vereceği ifade, kendisinin de suçlanması sonucunu doğuracaksa, tanıklıktan çekinme olanağına sahiptir. (CMK m.48)
CMK’nın 48. maddesinde, temelini Anayasanın 38/5. madde hükmünden alan ve adil yargılanma hakkını güvence altına alan bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Çekinme hakkı hatırlatılmadan tanığa bu tür soruların yöneltilmesi sonucu alınan cevaplar hukuka aykırı biçimde elde edilen kanıt niteliğindedir, (CMK m.206/a ve m.217/2) hukuka aykırı delil de hükmü esas alınamaz. (YCGK 12.11.2013 2013/1-251, 2013/454)
Sanığın kendisinin de katıldığı suçlarla ilgili tanık sıfatıyla dinlenmemesi, sanığın açıklamalarının delil niteliği taşımayacağı anlamına gelmemektedir. Örneğin, diğer örgüt üyeleri kabul etmediği halde örgüt üyelerinden birisinin suçu birlikte nasıl işlediklerini samimi olarak anlatması ve destekleyişi kanıtların da bulunması halinde elbetteki bu beyan delil olarak değerlendirilecektir. Bu bakımdan bir anlatımın “tanık beyanı” veya “sanık beyanı” olarak adlandırılmasının çok önemi de bulunmamaktadır.
Sanığın kendisinin katılmadığı, suç ortaklarının gerçekleştirdiği diğer suçlarla ilgili tanık sıfatıyla dinlenmesi mümkündür. Bir kişinin aynı suça iştirak etmediği takdirde iki sıfatı (tanık-sanık) birden taşınmasında engel bulunmamaktadır.
AİHM de suç ortaklarının tanıklığını kabul etmektedir. Mahkemeye göre ifadenin tanık tarafından değil de kendisi de sanık olan biri tarafından verilmiş olmasının hiçbir önemi bulunmamaktadır. Bu ifade elle tutulur derecede mahkumiyetin temeli olabilecek nitelikte ise, sözcüğün dar anlamında bir tanık tarafından mı, kendisi de sanık olan biri tarafından mı verildiğinden bağımsız olarak, iddia makamı için bir delildir. Çünkü mahkemeye göre, tanık teriminin AİHS sisteminde “özerk” bir anlamı bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak da AİHS’nin 6/1 ve 6/3-d maddesinin tanığa sağladığı güvenceler, sanık olup açıklamaları “tanıklık” olarak değerlendirilebilecek kişiler bakımından da devreye girebilecektir. Bu bağlamda AİHM’e göre, suça iştirak eden, olayın mağduru, şikayetçi devletin görevlendirdiği gizli/gizli olmayan soruşturmacı ya da tanık olabilir.
Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, tarafların tanık ve bilirkişi incelemesi de dâhil dermeyan ettikleri delillerin değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi halinde, yargılama makamınca bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir. (AİHM Vidal/Belgium, B.No. 12351/86, 22/04/1992)
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; haklarında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ya da silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma veya kovuşturma bulunan kişilerin TCK’nın 221. maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla verdikleri beyanların hükme esas alınmasına yönelik temyiz itirazlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanık …’ın … ID numaralı kullanıcısı olup örgütsel faaliyetlerine ilişkin içeriklerin bulunduğu, … kod adını kullanarak … il yapılanmasında büyük bölge sorumlusu (bölgeci) olarak görev yaptığı, sanık …’nün ise … ID numaralı ByLock kullanıcısı olup örgütsel faaliyetlerine ilişkin içeriklerin bulunduğu, örgüte ait şirketlerde yönetici olarak görev alarak örgütsel toplantılar düzenlediği kabul edilerek sanıkların anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduklarına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, suçun işleniş şekli, sanıkların örgüt içerisindeki konumları, eylemlerinin yoğunluğu ve suç kasıtları dikkate alınarak yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.