Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12068 E. 2023/2237 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12068
KARAR NO : 2023/2237
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanun’a eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2018 tarihli ve 2017/97 Esas, 2018/75 sayılı kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 58 inci maddenin dokuzuncu fıkrası, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2018/907 Esas, 2018/1091 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik olarak hükümlerin ilgili kısmına 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin beşinci fıkrasının eklenmesi suretiyle hükümlerin düzeltilmesine karar vererek, istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.09.2021 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık … müdafii temyiz isteminde özetle;

1- Atılı suçun maddi manevi unsurlarının oluşmadığını,

2- Gerekçede hangi delilere dayanarak mahkumiyet kararı verildiğinin somutlaştırılamadığına,

3- Etkin pişmanlık hükümlerinin en üst hadden uygulanması gerektiğine,

4- Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,

İlişkindir.

B. Sanık … müdafii temyiz isteminde özetle;

1- 7188 sayılı Kanun kapsamında kanun değişikliği sebebi ile verilen kararın temyiz edildiğine,

2- Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Sanık … Yönünden;

Suç tarihi ve öncesinde astsubay olarak görev yapan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilk irtibatı 1994 yılında örgüt mensuplarınca düzenlenen “sohbet” adı verilen faaliyetlere katılmasıyla başladığı, 1989 yılında Çankırı Astsubay Hazırlama Okulunu kazandığı ve sırasıyla 1993-1997 yılları arasında Gaziantep’te, 1997’de Siirt’te, 1999-2002 yılları arasında Edirne’de görev yaptığı, Edirne’de iken yapı tarafından irtibata geçilerek sanığın dini faaliyet görünümü altında örgüte bağlılık sağlayabilmek için yapılan risalei nur okuma, Fetullah Gülen’in kitaplarının okunması gibi faaliyetlere katıldığı, 2002/2007 yılları arasında İstanbul’da örgüt evlerine gidip sohbet toplantılarına katıldığı, sohbetleri örgüt içerisinde “abi, imam” diye isimlendiren kişilerin yapmaya başladığı, bu sohbetlere astsubayların gruplandırılarak katıldığı, sanığın da bu gruplardan birinde yer aldığı, 2007’de Şırnak’a tayin olduğu ve burada da yapı ile irtibatının devam ettiği, 2009’da Edirne’ye tayin olduğu ve sohbet adı verilen toplantılara katılmaya devam ettiği, sanığın kod adının “Selim” olduğu, gizlilik nedeniyle sabit ya da kontörlü telefonlarla aranması neticesinde örgüt mensupları ile irtibat kurduğu, sanığın bu şekilde 2016 yılının Mayıs-Haziran ayına kadar bağlılığını devam ettirdiğini beyan ettiği, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen sanığın bildiklerini anlattığı, örgüt içerisinde örgütle bağlantısı olan kişilerin isimlerini verdiği, örgütün faaliyeti ve yapısı hakkında bildiklerini anlattığı sabit olduğundan, sanığın süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren eylemleri ile örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve örgüt üyesi olduğu hususunda kuşku bulunmadığı ve üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilmiştir.

2. Sanık … yönünden;

Suç tarihi ve öncesinde astsubay olarak görev yapan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilk irtibatının 1995 yılında örgüte ait dershaneye gitmesiyle başladığı, üniversiteyi kazanınca örgüte ait yurtlarda ve evlerde kaldığı orada kaldığı dönemde örgüt üyelerince örgüte ait yayınlara abone olması yönünde telkinde bulunulduğu sanığın da örgüte ait Zaman Gazetesine abone olduğu, sanığın 1998 yılında astsubaylık sınavına girip; sanığın 1997 yılından irtibatının kesildiğini beyan ettiği fakat; 2014 yılında yapı tarafından ankesörlü telefonla aranarak tekrar irtibata geçildiği, örgüt abisi (imamı) tarafından sohbet adı erilen toplantılara davet edilip örgüt evlerinde dini faaliyet görünümü altında örgüte bağlılık sağlayabilmek için yapılan risalei nur okuma, Fetullah Gülen’in kitaplarının okunması, Zaman Gazetesi köşe yazılarının okunması gibi faaliyetlere katıldığı, sohbetleri örgüt içerisinde “abi, imam” diye isimlendiren sivil kişilerin yapmaya başladığı, bu sohbetlere astsubayların gruplandırılarak katıldığı, sanığın da bu gruplardan birinde yer aldığı, sanığın bu şekilde Edirne ilinde görevi bitene kadar bağlılığını devam ettirdiğini beyan ettiği, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyerek bildiklerini anlattığı, örgüt içerisinde örgütle bağlantısı olan kişilerin isimlerini verdiği, örgütün faaliyeti ve yapısı hakkında bildiklerini anlattığı sabit olduğundan, sanığın süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren eylemleri ile örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve örgüt üyesi olduğu hususunda kuşku bulunmadığı ve üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yargılamanın yapıldığı 31.10.2017 tarihli 1 inci celsede sanığa üzerine atılı suçlar anlatılıp dosyada yer alan tutanak ve belgelerin okunması ile sanığa hukuki haklarının anlatılması ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/9 uyarınca tekerrür hükümlerine uygulanmasına karar verilmesi karşısında teblignamede sanığa üzerine atılı suçlamanın dayanağı oluşturan eylemler, deliller ve suçlamanın hukuki nitelendirmesinin anlatılmadığı ve sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 58/9 uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmadığından bahisle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş ancak;

Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen “silahlı terör örgütüne üye olduğu kabul edilen sanık hakkında ceza hükmü tesis edilirken 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi uygulanırken atıf maddesinin 3713 sayılı Kanun’un 7/1 maddesi, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uygulanırken de atıf maddesinin aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin olamayacağının gözetilmemesi” hususları dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:

1. Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ıncı maddesi gereğince re’sen de müdafi görevlendirilmeyerek savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasa’nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde,

adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgusu tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 150/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,

2. Kabul ve uygulamaya göre de;

Silahlı terör örgütüne üye olduğu kabul edilen sanık hakkında ceza hükmü tesis edilirken 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi uygulanırken atıf maddesinin 3713 sayılı Kanun’un 7/1 maddesi, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uygulanırken de atıf maddesinin aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin olamayacağının gözetilmemesi,

Kanuna aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Sanık … Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) başlığında açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2018/907 Esas, 2018/1091 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasından “3713 sayılı TMK’nın 7/1 maddesi delaletiyle” ibaresinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) başlığında açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2018/907 Esas, 2018/1091 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.04.2023 tarihinde karar verildi.

… … … … …