YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12551
KARAR NO : 2023/2537
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale geldiği, anılan Kanun’a eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2018 tarih ve 2018/425 Esas ve 2018/241 sayılı kararı
ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2019/108 Esas, 2019/355 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri özetle;
*Suçun unsurlarının oluşmadığına,
*Haksız teşdit uygulandığına ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kurma ve yönetme iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; sanık savunması, tanık beyanları, iletişim tespit kararları, HTS kayıtları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ilişkin açıklamalar, açılmış bulunan kamu davaları, Milli Güvenlik Kurulu Kararları, kollukça düzenlenen tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre;
M… A… K… isimli şahsın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda verdiği ifadesinde ve kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla alınan beyanında sanık ile ilgili olarak; örgütün donanma komutanlığı mahrem hizmet yapılanmasında, müdür yardımcısı konumunda bulunan Cevdet kod (A. A. olarak teşhis ettiği) isimli şahsa bağlı olarak, öğretmen konumunda bulunduğunu, kendisini özel bir Etüt merkezinin sahibi olarak hatırladığını beyan etmiş ve sanığı teşhis etmiştir.
Ö… A… isimli şahsın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda verdiği ifadesinde ve kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla mahkememizce alınan beyanında sanık ile ilgili olarak; Subay olarak
görevli iken ihraç olduğunu, 2015 yılı ortalarında TCG Salih Reis gemisine atamasının yapıldığında T. isimli örgüt mensubunun kendisini sanık …’a devrettiğini, sanığın kendisi ile 2015 yılı ortalarından 2016 yılı Mayıs ayına kadar ilgilendiğini, sanık ile buluşmalara tek olarak gittiğini, toplantılarda Fetullah Gülen kitaplarını okuma, videolarını izleme ve namaz kılma faaliyetlerinde bulunduklarını, soruşturma ifadesini aynen kabul ettiğini beyan etmiş ve sanığı teşhis etmiştir.
Sanık savunmalarında; Örgüte ait dershanelerde öğretmen olarak çalışmış olası nedeniyle yapıyla irtibatının bulunduğunu, iddianamede belirtilen örgüt yöneticiliği iddiasını kabul etmediğini, kendisinin yöneticilik vasfının bulunmadığını, ancak örgütün mahrem hizmet yapılanmasında öğretmen konumunda yer aldığını ve asker şahıslarla ilgilendiğini, kendisinin bağlı olduğu kişinin Cevdet kod adlı A. A. isimli şahıs olduğunu, ilgilendiği asker şahıslarla haftanın belirli günlerinde görüşmeler yaptığını, asker şahısları görüşmelere çağırmak için sabit hatlardan aramak suretiyle iletişim kuruduğunu, hakkında beyanda bulunan Ö… A… isimli şahsında ilgilendiği asker şahıslardan birisi olduğunu, hakkında beyanda bulunan M… A… K… isimli şahsı tanıdığını bu şahsında kendisi gibi yapı içerisinde öğretmen konumunda bulunduğunu, bu yapı içerisinde maddi ve manevi duygularla yer aldığını, 15 Temmuz sonrası uzaklaştığını, pişman olduğunu, yapı içerisinde iken Ferhat kod adını kullandığını beyan etmiş ve soruşturma aşamasında verdiği ayrıntılı ifade ve teşhislerini doğrulayıp tekrar etmiştir.
M… A… K… ve Ö… A… isimli şahısların beyanları ile sanığın aşamalardaki samimi savunmalarına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeriyedeki yapılanması olan mahrem hizmetler yapılanmasında Ferhat kod adı ile öğretmen konumunda yer aldığı, tedbir ve gizlilik amacıyla kendi sorumluluğunda bulunan asker şahısları sabit hat telefonlarından arayarak iletişim kuruduğu ve bu kapsamda sorumluluğunda bulunan asker şahıslara sohbet adı altında, düzenli aralıklarla, belirli kişilerin katılım gösterdiği ve örgütsel amaçlarla (Örgüt liderine ait kitapların okunması ve videoların izletilmesi suretiyle örgütsel bağlılığın korunması ve kuvvetlendirilmesi, gelen mesajların duyurulması, himmet adı altında paralar toplanılması suretiyle örgüte finansal destek sağlanılması, asker şahsın çalıştığı birliğe ve birlikte görevli diğer askerlere ilişkin bilgi toplama, örgüte ait bir takım basın yayın organlarına abone kazandırılması) toplantılar düzenlediği ve yapı içinde kendisinin üstü/müdür yardımcısı konumunda bulunan Cevdet kod adlı şahsa bağlı olduğu anlaşılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemleri itibariyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun anlaşıldığı; Ancak yapılanma içerisinde sanığın üstünde müdür yardımcısı, müdür ve genel müdür konumunda örgüt üyelerinin bulunduğu, sanığın konumunda birçok örgüt mensubunun bulunduğu, üstelik bunların ÖSS ve OKS olarak asker şahıslar yönünden ayrıca gruplara ayrıldığı ve bölge ve birlik bazında yapılandığı gözetildiğinde sanığın konumu gereği örgütün faaliyetleri çerçevesinde belirli suçların işlenmesini organize edebileceği anlaşıldığından, sanığın eyleminin silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunu değil silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırılması gerektiği, kurulacak olan hükümde suçun işleniş biçimi ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği yönünde hüküm kurulmuştur.
Sanığın soruşturma aşamasında yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vererek etkin pişmanlık gösterdiği bu kapsamda ifadelerinde geçen şahısları büyük oranda teşhis etiği anlaşılmakla, verilen bilgilerin niteliği ile soruşturma ve
kovuşturmaya etkisi gözönüne alınarak TCK’nın 221/4 maddesi gereğince cezasında takdiren 2/3 oranında indirim yapılmıştır….” şeklindeki gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, “…sanığın örgüt içerisinde askerlerle ilgilenen mahrem imam(öğretmen) olarak yer aldığına, kendisine Ferhat kod adının verildiğine, örgüt içerisindeki eylemlerine ve irtibatlarına dair etkin pişmanlık kapsamındaki ikrarı, aynı bilgileri doğrular nitelikteki tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE…” karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre örgütün asker mahrem yapılanmasında abi konumunda bulunan, örgütsel toplantılar organize eden ve örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de faaliyetlerine devam eden sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde oranında bir isabetsizlik görülmemiştir.
c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığın söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 Karar).
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezada en az 1/3’ten, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay yönünden;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve incelenen dosya kapsamı ve delillere göre yakalandıktan sonra yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin niteliği ve faydalılık derecesi nazara alındığında TCK’nın 221/4-2 nci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı anlaşılan sanık hakkında belirlenen cezadan dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olarak azami hadde yakın adil bir oranda indirim yapılması gerekirken yeterli ve hukuki olmayan gerekçe ile 2/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi olarak gösterilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2019/108 Esas, 2019/355 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi uyarınca Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.