YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12910
KARAR NO : 2022/8145
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2018 tarih ve 2017/536 – 2018/120 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : Sanık hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunu 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar
Temyiz edenler : 1- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı
2- Sanık müdafii
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Hükmedilen cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre belirlenerek yapılan incelemede;
1- 5235 sayılı Kanunun 33. maddesi gereğince adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamakla görevli olan bölge adliye mahkemelerinin, adli yargı ilk derece mahkemelerine ve sulh ceza hakimliklerine nazaran yüksek görevli mahkeme olduğunda tereddüt bulunmamasına, 5320 sayılı Kanunun 11. maddesinin CMK’nın 23/2 maddesinin uygulanma alanı ile ilgili olmasına, bir karar veya hükme katılan hakimin, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamayacağına ilişkin aynı yasanın 23/1 maddesi sarahatine ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.02.2014 tarih 1-538, 29 sayılı kararlarına nazaran; soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi sıfatıyla İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.04.2017 tarihli 2017/2141 değişik iş, 09.08.2017 tarihli 2017/4000 değişik iş sayılı kararları ile sanığın tutukluluk halinin devamı ve 22/03/2017 tarihli 2017/1501 değişik iş sayılı kararı ile arama kararı veren 39888 sicil numaralı Hakim Kenan Türkmen’in, mahkemenin kanuna uygun şekilde teşekkül ettirilmemesi sonucunu doğuracak biçimde (CMK. m. 289/1-a) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinde yapılan istinaf incelemesine üye hakim sıfatıyla katılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 23/1 maddesine muhalefet edilmesi,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporlarının yeniden talep edilmesi, UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, elde edilecek tüm bu delillerin ve hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden dosyaya gelen Sedat Doğan’ın beyanlarının, teşhislerinin ve GSM tespit tutanağının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması, var ise beyanda bulunan şahısların mahkeme huzurunda beyanlarının alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de,
Sanığın örgüte müzahir kurumlarda öğretmen olarak çalıştığının anlaşılması karşısında, bölge adliye mahkemesi kararında delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde sanığın Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde devlet memuru olarak çalıştığı ve devlete olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken eksik ceza tayin edildiği şeklinde hatalı kabule yer verilerek bu hususun eleştiri konusu edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, bölge adliye mahkemesi cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerle BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca bozma sebebi de gözetilerek dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.