Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12922 E. 2023/469 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12922
KARAR NO : 2023/469
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/150 E., 2019/164 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2018/114 Esas, 2018/246 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 2 ay 7 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 11.11.2019 tarihli ve 2019/150 Esas, 2019/164 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılmasının yeterince gerekçelendirilmediğine, müvekkilinin 17-25 Aralık sürecinden sonra bahse konu yapıdan ayrılma iradesini ortaya koyduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İddia, sanık savunması, tanık beyanları, raporlar, tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre;
Sanık hakkındaki tanıkların beyanları, sanık …’un da tanıkları destekler mahiyette etkin pişmanlık kapsamında ayrıntılı beyanlarda bulunarak örgüte ne şekilde dahil olduğu ve örgüt yapılanması içerisinde üstlenmiş olduğu görevlerin neler olduğu, hiyerarşik yapı içerisindeki konumunun ne olduğu, örgüt içerisinde … (kod) adı kullandığı hususlarında verdiği bilgiler, sanığa ait GSM hattının HTS analizinde örgüt üyeliğinden haklarında soruşturma yürütülen birçok kişi ile çok sayıda görüşmeleri, örgütün haberleşme amacıyla kullandığı Kakao Talk isimli programı kullanması, yine birçok ByLock kullanıcısı şahısla da irtibatının tespit edilmesi birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı suçu işlediği,
Sanığın eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve il içerisindeki örgüt yapılanmasındaki konumu, örgüt içerisinde ŞDT, BLM, Evlerden sorumlu abilik gibi üst düzey görevlerde bulunmuş olması, kod adı kullanmış olması, çeşitli ve yoğun olan bu eylemlerinin örgütün devamlılığı adına etkin eylemler olarak değerlendirilmesi nedeniyle örgütün niteliği ve 15.07.2016 sonrası yaşanan süreç de dikkate alındığında sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği,
Sanığın soruşturma aşamasından itibaren etkin pişmanlıktan yararlanmak niyetiyle beyanda bulunması, verdiği bilgilerin aşamada verdiği belgelerle örtüşmesi ve samimi beyanlarda bulunması, bilgilerin niteliği ve yargılamanın gelmiş olduğu safahat göz önüne alındığında cezasından 3/4 oranında indirim yapılmak suretiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstekar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarına ve dosya kapsamına göre, örgüte ait ışık evlerinde kalan, “…” Kod adını kullanan, örgüt adına yardım toplayan, kamp düzenleyen, örgüt içerisinde çeşitli görevlerde bulunan, askeri okullara yerleştirilmek üzere öğrenci yetiştiren, bu okulları kazanan öğrencilerin takibini yapan, örgütsel talimatla gizliliği sağlamak amacıyla KakaoTalk programını kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna ve etkin pişmanlıkta bulunduğuna dair ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak buna göre bir ceza tayini gerekirken, dosya kapsamına ve kabule göre, sanığın örgütsel konumu ve faaliyetleri nazara alındığında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan makul suretle ayrılmak yerine teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesi,
Nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (c) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 11.11.2019 tarihli ve 2019/150 Esas, 2019/164 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.