Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/13239 E. 2023/3038 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13239
KARAR NO : 2023/3038
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2018 tarihli ve 2017/70 Esas, 2018/24 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesi delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.05.2018 tarihli ve 2018/1037 Esas, 2018/1206 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1. Örgüte yardım etme suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

2. İçeriği belli olmayan HTS kayıtlarının suçun delili olamayacağına,

3. Sanığın sohbetlere katıldığına dair mahkeme kabulü gerçeği yansıtmadığına, bu husus doğru kabul edilse bile tanık anlatımlarının 17-25 Aralık sürecinden öncesine ait soyut ispata muhtaç ve duyuma dayalı olduğuna,

4. Sanığın örgüte yardım ettiğine dair tanık beyanı bulunmadığına,

5. Örgüte ait gazete veya yayınlara abone olmadığına,

6. Örgütle iltisaklı sendikaya örgütün talimatıyla üye olmadığına,

7. … Eğitim … Derneğinin örgüt lehine bir aktivitesinin ve örgütle iltisaklı olduğuna dair … raporu bulunmadığına, KHK ile kapatılmadığına,

8. Dernek ve sendikaya üye olmanın örgüte yardım suçunu oluşturmayacağına,

9. Sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığına,

10. Yeterli ve hukuki gerekçe gösterilmeden karar verildiğine,

11. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dava açılırken beyanları iddianameye dayanak teşkil eden tanıkların talimatla ifadelerinin alındığı, tanıklardan gazete dağıtıcısı olan M. S.’nin sanığın örgütle irtibatlı iltisaklı gazetelere abone olduğunu belirttiği, başkaca örgütsel faaliyeti hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütüne ait yurt çalışanları olan Z. A., A. Y. E. ve İ. K.’nin de sanığın yurtta düzenlenen sohbet toplantılarına katıldığını beyan ettikleri, bunların da sanığın başkaca örgütsel faaliyeti hakkında herhangi bir bilgilerinin olmadığı, tanık M. S.’nin ise sanığın öğretmen mütevellisinin toplandığı sohbetlere çok sık olmasa da zaman zaman geldiğini, örgüt içinde herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, ancak irtibatı koparmadığını, 2014 yılından sonrada ara ara sohbetlere gelmeye devam ettiğini beyan ettiği, bu tanığın da sanığın başkaca örgütsel faaliyetinden veya hiyerarşik … içerisindeki yerinden bahsetmediği, sanığın da mahkemedeki savunmasında 2010-2011 yıllarında birkaç kez sohbetlere gittiğini söylemek suretiyle tanıkların ifadelerini dolaylı olarak doğruladığı;

HTS analiz raporuna göre sanığın diğer FETÖ/PDY şüphelileri ile HTS irtibatının da tespit edildiği, sanığın bu konudaki yazılı savunmasında bu şahıslarla irtibatının mesleki ve beşeri ilişkilerden ibaret olduğunu (örgütsel bir irtibatının bulunmadığını) beyan ettiği, HTS irtibatı tespit edilen kişilerle arasında FETÖ/PDY’nin emniyet veya asker mahrem yapılanmasında görev alan şüphelilerin olmadığı;

Sanığın FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı nedeniyle KHK ile kapatılan … Eğitim Sendikasına 24.12.2013 tarihinde üye olduğu, duruşma sırasında müdafii tarafından ibraz edilen formdan da anlaşılacağı üzere 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra diğer birçok sendika üyesi gibi bu sendikadan ayrıldığı, sanığın birden fazla derneğe üye olduğu, üye olduğu bu derneklerden … Eğitim … İsimli Derneğin 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden önce feshedildiği bu nedenle Ohal KHK ile kapatılmadığı, fakat İl Dernekler Müdürlüğünün yazılarından ve dosyadaki dernek kayıtlarından anlaşılacağı üzere bu derneğin FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu değerlendirilen dernekler listesinde bulunduğu;

Öncelikle çözümü gereken sorunun; bahsedilen bu eylemlerinin suç teşkil edip etmediği, suç teşkil etmesi halinde hangi suç tipine uyduğuna ilişkin olduğudur. Sanığın kanuni düzenlemeler çerçevesinde kurulmuş bulunan sendikaya ve dernek üyeliğinin her bir hareket baz alındığında başlı başına suç teşkil etmediği, zira TCK’nın 220/4 üncü maddesi gereği bu eylemlerin suç teşkil etmesi halinde ayrıca bu suçtan dolayı da cezalandırılması gerekeceği açıktır. Diğer taraftan mahkemece de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararlılık kazanan uygulamasına göre de; esasen örgüt üyesi örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade

etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir yada talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. Örgüt üyesinin örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliği ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmak istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Dosya içeriğine göre sanık hakkında örgütle “organik bağ” kurduğu veya örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olduğu hususunda yeterli ve somut delil elde edilememiştir. Bu hususta sanık lehine yorumlanması gereken bir şüphe mevcuttur. Eylemleri örgüt üyeliğine konu olabilecek derecede çeşitlilik ve süreklilik arz etmediğinden, sanığın örgütün içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgütün amacına hizmet ettiği görülmektedir.

Sanığın örgüte müzahir yayınları takip ettiği, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına zaman zaman katıldığı, bu nedenle silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte ve örgüt üyelerine sempati beslediği, beslediği bu sempatinin etkisiyle de irtibatlı ve iltisaklı dernek ve sendikaya üye olmak suretiyle örgüte yardım ettiği tespit edilmiş ve mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, hüküm fıkrasından TCK’nın 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlar bütünüyle çıkarılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK’nın 53/1 inci maddesinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesi dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı ve irtibatının belirlenmesi nedeniyle kapatılan … Eğitimciler Sendikasına ve FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu değerlendirilen (10.12.2015 tarihinde tasfiye edilen) … Eğitim … Derneğine üyelik kayıtları bulunan, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılan sanık hakkında, eylemlerinin bir kül halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası maddelerindeki atfın niteliği ve aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamamıştır.

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, yukarıda belirtilen eleştiri dışında eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.05.2018 tarihli ve 2018/1037 Esas, 2018/1206 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.