YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1338
KARAR NO : 2023/2731
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık …, Sanık … müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ….Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2018 tarihli ve 2016/344 Esas, 2018/37 sayılı Kararı ile sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay, sanık … hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 220/7 ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.04.2019 tarihli ve 2018/4177 Esas, 2019/682 sayılı Kararı ile sanık …’ın istinaf başvurusunun kabulü ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık … hakkında ise İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanununun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.10.2021 tarihli ve ret ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’ın temyiz istemi, Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
Sanık … müdafiinin temyiz istemi, Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1-)Sanık … yönünden;
Sanığın Aktif Eğiticiler sendikasına üye olduğu, bu sendikanın FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle OHAL kapsamında 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile kapatılan sendikalar arasında yer aldığı, sanığın savunmalarında mezkur sendikaya üye olduğunu kabul ettiği, hakeza sendika üyeliğini gösterir belgelerin dosya kapsamında bulunduğu,
FETÖ/PDY terör örgütünün 17-25 Aralık 2013 olaylarından sonra kendi bünyesinde bulunan kamu çalışanlarını örgütleyerek potansiyel gücünü devlet karşısında ortaya koymak amacıyla birçok STK kurduğu, kurulan STK’ların tüzük metinlerinin aynı veya benzer olduğu, örgüt lideri …’in sohbet adı altında örgütsel bilinçlendirme faaliyetinde söylemiş olduğu konuşmaları içerdiği, bu amaçla kurulan ve faaliyet gösteren Aktif Sen’in de aynı amaca hizmet ettiği, sanığın mezkur sendikanın FETÖ/PDY terör örgütü ile bir ilgisinin bulunmadığı yönündeki savunmalarının hakkındaki mevcut delil durumu itibariyle hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve kendisini suçtan kurtulmaya yönelik soyut beyanlar olarak değerlendirilerek itibar edilmemiştir.
Sanığın Bank … mevduat hesap hareketlerinin incelenmesinde; hesabının açılış tarihinin 04.10.2007 olduğu, örgüt içerisinde Bank Asyanın TMSF tarafından el konulmasını engellemek amacıyla, örgüt liderinin yaptığı 25 Aralık 2013 tarihli çağrı ile TMSF’nin bankaya el koyduğu 2015 yılı Mayıs ayına kadar seferberlik içerisine girmeleri nedeniyle sanığın banka hesabında 2013 yılı Aralık ayı itibariyle 148,12 TL olan bakiyesinin 2014 yılı Ocak ayında 1.498,86 TL’ye yükseldiği, devam eden tarihlerde para giriş çıkışlarının olduğu ve irili ufaklı hesap hareketleriyle Bank … hesabını aktif bir şekilde kullanmaya devam ettiği görülmüştür. Sanığın savunmalarında, hesabında örgütsel bir hesap hareketinin olmadığını, ev kredisi ödemeleri nedeniyle hesabında para hareketliliklerinin olduğunu beyan ettiği, hesabındaki miktarlar dikkate alındığında bu savunmaların talimat tarihindeki hesap artışları için makul bir savunma olmadığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın savunmasını destekler mahiyette delil elde edilemediği, bu nedenle sanığın Bank … hesabına ilişkin yaptığı savunmalarına itibar edilemeyeceği kanaatine varılmış ve çağrı ile para yatırma arasında doğrudan bankaya destek olma şeklinde bir bağ olduğu değerlendirilmiştir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün propaganda aracı olan Samanyolu TV’nin Dijiturk platformundan çıkarılması üzerine, FETÖ/PDY üyelerinin buna tepki olarak Digiturk aboneliklerini iptal ettirdikleri, buna dair yapılan araştırmada sanık … adına kayıtlı bir adet abonelik kaydı bulunduğu, sanığın adına olan 7101951 üye numaralı aboneliğin STV grubu kanalların platformdan çıkartılması nedeniyle 08.10.2015 tarihinde iptal edildiği, sanığın bu hususu ikrar ettiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamalarındaki; “silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Temadi eden suçlardan olan örgüt üyeliği, hukuki veya fiili kesinti gerçekleşinceye kadar tek suç sayılır. Örgüt üyeliğinden mahkum olduktan sonra tekrar örgütle hiyerarşik bağ kurup süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren faaliyetlere katılması halinde yeniden üyelik suçu oluşacaktır.” şeklindeki içtihatları ile Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih, 2017/1443 Esas ve 2017/4758 Karar sayılı ilamında, ”… ByLock iletişim sistemi, yukarıda açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.” şeklindeki içtihadı karşısında, sanığın örgütle iltisaklı Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu, örgüt talimatıyla Bank Asyada bulunan hesabına para yatırdığı, Samanyolu TV’nin Digiturk platformundan çıkarılması üzerine örgütsel tavır sergileyerek Digiturk aboneliğini iptal ettirdiği, tanık M.G.’nin beyanlarına göre çalıştığı okula örgüte müzahir Zaman gazetesini getirdiği, tanık Y.K.’nin beyanına göre 17/25 Aralık tarihinden sonraki süreçte örgütü övücü söylemlerde bulunduğu, sayılan bu hususların örgütsel kapsamda gerçekleştiği, böylelikle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına dahil olarak örgüt ile organik bağ kurduğu, örgüt faaliyetlerinde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösterdiği, sanığın eylemlerinin sempatizanlık düzeyini aştığı ve sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak 5237 sayılı TCK 314/2 ve 3713 sayılı TMK 5/1 inci maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yine sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/9 uncu maddesi gereğince hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimlerine göre çektirilmesine ve TCK’nın 58/7 nci maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
Yargılama sürecinde delil olma ihtimaline binaen dosyamıza gönderilen M.B.’nin ifadesinde sanığın 2007-2008 yılları arasında örgüte müzahir ve kod adı ”umut” olan evde kaldığını beyan etmiş ise de; sanığın örgüt içindeki konumu ve eylemin icra tarihi itibariyle müsnet suç yönünden manevi unsurun -başka bir ifadeyle kasıt unsurunun- somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmakla hükme esas alınmayacağı, bu nedenlerle birlikte yargılamanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle tanık sıfatıyla dinlenilmesine gerek görülmediği belirtilmiştir.
2-)Sanık … yönünden;
Sanığın Aktif Eğitimciler sendikasına üye olduğu, sanığın savunmalarında mezkur sendikaya üye olduğunu kabul ettiği, bu sendikanın FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle OHAL kapsamında 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile kapatılan sendikalar arasında yer aldığı tespit edilmiş ise de, sanığın savunmalarında beyan ettiği üzere 17 Şubat 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan ve kamu kurumlarına gönderilen Başbakanlığın 2016/4 sayılı genelgesine istinaden örgütle iltisakının devlet organlarınca ortaya konan sendikadan istifa ettiği, buna ilişkin 23/02/2016 tarihli sendikadan istifa formunu mahkmemize ibraz etmiş olmasına nazaran bu eylemi hükme esas alınmamıştır. Ayrıca yapılan yargılamada, sanığın örgüte müzahir yayım organlarına aboneliği olduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediği, FETÖ/PDY örgüt şeması içerisinde yer almadığı, sanıktan ele geçen dijital meteryaller üzerinde yapılan incelemede herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı görülmüştür.
Ancak sanığın Bank Asyada mevduat hesabının bulunduğu, hesabının açılış tarihinin 04.03.2013 olduğu, örgüt içerisinde Bank Asyanın TMSF tarafından el konulmasını engellemek amacıyla, örgüt liderinin yaptığı 25 Aralık 2013 tarihli çağrı ile TMSF’nin bankaya el koyduğu 2015 yılı Mayıs ayına kadar seferberlik içerisine girmeleri nedeniyle sanığın banka hesabında 2013 yılı Aralık ayı itibariyle 20.100,47 TL olan bakiyesinin 2014 yılı Ocak ayında 23,201,53 TL’ye yükseldiği, akabinde Şubat ayında 27.864,58 TL, Mart ayında 49.391,96 TL, Nisan ayında 53.449,66 TL, Mayıs ayında 53.786,08 TL, Haziran ayında 60.747,67 TL, Temmuz ayında 64.117,93 TL şeklinde artarak devam eden mevduatın hesabını kullanmaya devam ettiği görülmüştür. Sanık savunmalarında, ev yaptırmak için kullanmak üzere birikimlerini hesabına yatırdığını beyan etmiş ise de, talimat tarihlerindeki artış miktarlarının savunmaları ile uyuşmadığı ve hayatın olağan akışına uygun düşmediği, örgüt üyelerinin aynı süreçte ev, araç ve ziynet eşyalarını bankaya destek olmak için sattığı yada birikimlerini bu bankada değerlendirdiği, sanığın da aynı süreçte benzerlik gösteren şekilde hareket ederek örgütsel bir tavır sergilediği, bu nedenlerle sanığın Bank … hesabına ilişkin savunmalarına itibar edilemeyeceği kanaatine varılmış ve çağrı ile para yatırma arasında doğrudan bankaya destek olma şeklinde bir bağ olduğu değerlendirilmiştir. Sanık savunmalarında, söz konusu sendika ve bankanın örgütle irtibatını bilmediğini beyan etmesine karşın müsnet suçtan yargılanmasına temel teşkil eden örgütsel eylem kapsamındaki argümanlar ve icra tarihleri dikkate alındığında 17/25 Aralık süreci, MİT tırlarının durdurulması olayı ve 2014 yılında alınan MGK kararlarından sonra artık tüm ulus tarafından bilinen gerçekliğin sanık tarafından inkar edilmesi karşısında savunmalarına itibar edilmemiştir. Bu itibarla, sanığın Bank Asyaya el konulmasını engellemek amacıyla örgüt talimatı ile eş zamanlı bir şekilde hesabına para yatırması şeklinde gelişen eylemlerinin TCK’nın 220/7 nci maddesi kapsamında kalan terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu, bir an için 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanunun 4. maddesi kapsamında kalabileceği düşünülse bile bu suçun oluşması için terör örgütüne maddi yardım, fon sağlanmasının gerektiği, oysa burada örgüte bir para aktarımından ziyade zor durumda kalan terör örgütünün bankasına el konulmasını engellemeye yönelik olarak mevduat hesabına para yatırıp bir süre sonra çekme eyleminin olduğu, paranın örgütün hesaplarına geçmemesi ve sanığa geri dönmesi nedeniyle bu eylemin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; yargılama neticesinde sübut bulan ve eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7 nci maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2, 6352 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 220/7-2 nci cümlesi, 3713 sayılı Yasa’nın 5/1 inci maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın sosyal ve ekonomik durumu itbariyle yardımın niteliğine nazaran TCK 220/7 nci maddesi kapsamında cezasından takdiren 1/2 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından TCK’nın 58/9 uncu maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekse de, mahkememiz iş bu kararında sehven sanık hakkında 5237 sayılı TCK 58/9 uncu maddesinin uygulanmasına dair hüküm kurulduğu belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1-)Sanık … Yönünden;
Sanık savunması ile oluş ve tüm dosya kapsamı göre, sanığın eyleminin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içerdiğinin ispat edilememesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmamakta ise de; BDDK’nın 29.05 2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
Buna göre sanığın, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin finans kaynağı olan Bank Asyadaki hesabında terör örgütü elebaşısının Aralık/2013 sonrasında yaptığı çağrılar sonrasında, hesap bakiyesinin rutin hesap hareketleri olarak süregelmekte ve 148,12 TL iken, Ocak 2014’de hesap açarak 1.498,86 TL’ye çıkartıldığı, yine sanığın örgüt liderinin çağrıları doğrultusunda 15.01.2014 ve 03.02.2014 tarihlerinde anılan bankada hurda altın alımı yaptığı, bu şekilde sabit olan sanığın eyleminin örgüte yardım suçunu oluşturduğunun gözetilmeyerek yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı ve ileri sürülen istinaf itirazları bu yönüyle yerinde görülmüş olduğundan açılan duruşma sonunda sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan makumiyetine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
2-)Sanık … yönünden;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1-)Sanık … yönünden;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamada herhangi bir müdafii bulunmayan ve CMK’nın 156 ncı maddesi uyarınca da re’sen müdafii görevlendirilmeyen sanığa, Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak CMK’nın 150 nci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca müdafii görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasını netice verecek biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
2-)Sanık … yönünden;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
ByLock kullanıcısı olmayan ve … Katılım Bankası A.Ş.’de bulunan hesabındaki ödeme ve para yatırma işlemeleri rutin olan sanığın; dosya kapsamındaki eylemlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, ayrıca mutad hesap hareketleri dışında bir eylemi tespit edilemeyen sanık hakkında beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık … ve sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.04.2019 tarihli ve 2018/4177 Esas, 2019/682 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.