YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13798
KARAR NO : 2023/439
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2135 E., 2019/910 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2018 tarihli ve 2017/304 Esas, 2018/181 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3 üncü ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsubuna ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2018/2135 Esas, 2019/910 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın Bank Asyaya örgüt liderinin talimatıyla para yatırmadığına; sanığın örgütle iltisaklı kişilerle yurtdışı gezisine katılmadığına ve aynı otelde konaklamadığına; gizli tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığına; ByLock yüklemenin suç sayılamayacağına; sanığın örgütün evinde kalmasının zaruretten kaynaklandığına, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın örgütün evlerinde kaldığı, kendisine bölge talebe mesullüğü görevi verildiği ve örgütün gizli haberleşmede kullandığı program olan Bylock’u kullandığının tespit edilmesi nedeniyle, suçun işleniş biçimi, kastının ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşarak sanığın takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına,
Sanık kovuşturma aşamasında verdiği ifadelerinde pişmanlık göstererek örgütün çözülmesi kapsamında bir takım bilgiler vermesi karşısında cezasından indirim yapılmasına, ancak Isparta TEM Şube Müdürlüğünün 27.11.2017 tarihli tutanağında ve Silifke İlçe Emniyet Müdürlüğünün 16.01.2018 tarihli yazısında da belirtildiği üzere sanığın verdiği ifadelerin FETÖ/PDY terör örgütü ve yapılanması hakkında yeterli bilgi içermediği ve FETÖ/PDY ile mücadeleye katkı sağlamadığının bildirildiği buna rağmen sanığın örgütün evlerinde kaldığını, bölge talebe mesullüğü görevinde bulunduğunu ve ByLock kullanıcısı olduğuna yönelik ikrarının bulunduğu, bunun dışında örgüt üyelerinin deşifre olmaması adına ifadeden kaçındığı ne var ki pişmanlığını dile getirişi ile örgütün işleyişi hakkında verdiği az da olsa bilgilerin etkin pişmanlık olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu dikkate alınarak sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca (asgari oranda) takdiren 1/3 oranında indirim yapılmasına karar verildiği belirtilmektedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup sanığın yakalanması ile temadi kesileceğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin ve ilk derece Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin, sanığın atılı suçtan ilk kez yakalandığı tarih olan “05.04.2017” yerine “13.07.2017” olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hatalar olarak kabul edilmiştir.
2. Sanık hakkındaki dosyada mevcut diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, hükümden sonra istinaf ve temyiz aşamasında dosyaya giren ve sanığın örgüt içinde askeri mahrem imamlık yaptığına ve askeri okullara hazırlanan öğrenciler ile örgüt adına ilgilendiğine ilişkin beyanlar içeren şüpheliler Y.K., E.G. ve C.F.’ye ait ifade ve teşhis tutanakları duruşmada okunmadan karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
3. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir örgütün gizli haberleşme aracı olan Bylock programını gerek ağabeyi S.H.M. adına olan ancak kendi kullanımında bulunan ve gerekse kendi adına olan hatlar üzerinden kullanan, dosyada dinlenen gizli tanık beyanına ve sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği savunmasına göre örgüt yapılanması içinde Bölge Talebe Mesullüğü yapan ve örgüt içinde gizliliği sağlamak amacıyla Mesut kod adını kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2018/2135 Esas, 2019/910 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Isparta 3. Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.