YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13862
KARAR NO : 2023/839
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1765 E., 2018/2176 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2018 tarih, 2017/361 Esas, 2018/175 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi ve aynı kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.11.2018 … ve 2018/1765 Esas, 2018/2176 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.09.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle, Bank Asyada hesabı bulunmadığına, ByLock kullanıcısı olmadığına, iltisaklı sendika ve dernek üyeliği bulunmadığına, örgütün manevi duygularından faydalanarak kendisine yaklaştığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, örgüt hiyerarşisine kasten girmediğine, hakkında seçimlik yaptırımlar uygulanması gerekirken yetersiz gerekçe ile hapis cezasına mahkumiyetine karar verildiği, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tokat İl Jandarma Komutanlığında Jandarma Astsubay olarak görev yaparken açığa alınan sanık Abdulkadir Sarıtaş’ın; örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kulllandığı Sohbet adı altında yapılan toplantılara katıldığını sanık ikrar ederek; askeri okula giderken sabit hatlardan arandığını, mahrem abilerin önerisi ile iltisaklı kişilerle aynı evde kaldığını 2014’te kura çekip ve Tokat’a geldikten sonra Sami adlı şahsın kendisi ile ilgilenerek bir eve yerleştirdiğini, örgütsel evlilik yapması konusunda kendisine baskı yaptığını ancak kabul etmediğini, birkaç kez himmet adı altında para verdiğini söylediği, tanık F.A.’nın “Sanığı tanırım. 2014 yılında Tokat’ta tanıştık. H.İ.H. ile tanıştırmıştı Temmuz Ağustos ayları gibi idi. Beraber aynı evde kaldık. Sonra bizi S.R.Ş. adlı şahıs ile tanıştırdı. 2014 Aralık’ına dek bu şahıs bizimle irtibatlı oldu. Daha sonra Ş.A. isimli şahıs ile tanıştırdı bizi. 2016 yılında evlendikten sonra sanık ile daha görüşmedik. Bu dönem içerisinde sanık himmet veriyor muydu bilmiyorum, farklı odalarda zarf içerisinde oluyordu. Sanığın bir bayanla görüşmesi için gidilmişti ancak sonucunu bilmiyorum.” şeklindeki beyanı, tanık S.R.’nin “Sanığı tanırım. İlk tanıştığım arkadaşlardandır. 2014 yazı gibi H.İ.H vasıtası ile tanıştık. Furkan ile kalırdı. Jandarma ast subay olduğunu biliyorum. 3-4 ay kadar bir süre birlikteliğimiz oldu, daha sonrasında Ş.A. adlı şahsa kendisini devrettim, bana bunu H.İ.H. söyledi. Haftada bir görüşmeye çalışıyorduk. Sorduğumda yapı dışı evlilik yaptığını söyledi. Bu yapı dışı evlilikle ilgili olarak H.İ.H. -ben artık yokum demenin kibarcasıdır bu yaptığı- demişti. Ben kendisi ile 2014 yılı sonuna dek görüştüğüm için sonrasını bilmiyorum.” şeklindeki beyanı ile de sanığın örgüt evlerinde kaldığının, askeri mahrem yapı içerisinde yer aldığının ve yapılan sohbetlere katıldığının tespit edildiği, sanık hakkındaki beyanlar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile önceden süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu ve sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 3713 sayılı TMK’nın 7. maddesinin 1. fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu konusunda mahkemede tam bir vicdani kanı hasıl olmuştur. Her ne kadar sanık Abdulkadir üzerine atılı suçu reddetse ve örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmediğini iddia etse de, örgütle bağının olduğu, sohbetlere katıldığı, askeri mahrem yapı içerisinde yer aldığı hususunda sanığın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu samimi beyanlar ile tanıklar F.A. ve S.R.Ş.’nin samimi beyanları delil olarak kabul edilip bunlara itibar edilmiş, sanığın sonuna kadar sohbetlere katılması ve askeri mahrem yapı içerisinde olması nedeniyle objektif sorumluluk gereği örgüt üyesi olmadığına ve FETÖ/PDY’nin silahlı örgüt olduğunu bilmediğine dair suçtan kurtulmaya matuf savunmasına itibar edilmemiştir. Bu kapsamda sanığın etkin pişmanlıkta bulunurken zikrettiği isimlerin sayısı, bu kişilerin etkinliği, verdiği bilgilerin ve isimlerin bu suç kapsamında bilinmeyen isimler olmaması itibariyle yapılan değerlendirmede, sanığın sohbetlere ve örgütün organizasyonlarına katılıp kimlerin de katıldığını söylemesi, himmet verdiğini, askeri mahrem yapı içerisinde ne gibi faaliyetlerde bulunduğu, kendisine ne gibi talimatlar verildiğini ve askeri mahrem yapı içerisinde etkili kişilerinde teşhisini yapıp isimlerini vermesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütteki konumu ile uyumlu olarak örgütle alakalı tüm hususlarda bilgi verdiği ve samimi beyanlarda bulunduğu değerlendirilmiş olup sanık hakkında TCK’nın 221/4. maddesi uyarınca verdiği bilgiler de nazara alınarak üst sınırdan indirim uygulanmış olup, suçun işleniş şekli, sanığın suç kastının yoğunluğu, örgütün niteliği, sanığın görevi icabıyla örgütteki etkinliği ve askeri mahrem yapıda yer alması, sanığın örgütteki konumu ve faaliyetleri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek temel cezada alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak hüküm kurmak gerekmiştir. Sanığın kişilik özellikleri, suç işledikten sonraki davranışları ve tutumu, sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat hasıl olmadığından TCK’nın 51. maddesinin ve CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 14.10.2019 tarihli ve 2019/3337 E. 2019/6048 K. sayılı Kararında ve Dairemizin müstear kararlarında açıklandığı üzere;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan, kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi uyarınca da re’sen müdafii görevlendirilmeyen sanığa Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasını netice verecek biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
1-TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikleri de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları teşdit sebebi kabul edilmek suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61/3 maddesine muhalefet edilerek yazılı gerekçe ile fazla ceza tayini,
2-Sanığın mahkemece alınan savunmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettiğinin anlaşılması karşısında; adli sicil kaydına göre hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmayan ve suç işlemeye devam edeceği yönündeki delil ve olguların nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilmeden, sanık hakkında CMK’nın 231/6. maddesindeki objektif ölçütler irdelenmeden ve TCK’nın 62/1 sanık lehine uygulanmasının gerekçesiyle çelişkiye düşecek şekilde ve “sanığın suçtan sonraki ve duruşmadaki davranışları, bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından” denilmek suretiyle yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesine dair kabulü isabetli görülmediğinden sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.11.2018 … ve 2018/1765 Esas, 2018/2176 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.