Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/14331 E. 2023/2506 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14331
KARAR NO : 2023/2506
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme,
Nitelikli görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık … ile sanıklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçundan hükmolunan kararın; direnme suçunun ihtar ve zor kullanma sırasında kolluk görevlilerine yönelik gerçekleştirilmediği, bu kapsamda suçun türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, anılan suçun 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrada tahdidi olarak sayılan suçlardan olmaması, cezanın tür ve miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olup hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2017 tarihli ve 2016/1 Esas, 2017/48 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220 nci maddesinin altıncı fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı aryı 3’er yıl 1’er ay 15’er …; sanıklar hakkındanitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı aryı 1’er yıl 8’er ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.
B. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2017/2667 Esas, 2017/2227 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca oy çokluğu ile esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.10.2021 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … ve müdafiinin temyiz istemleri özetle
1. Kararın hukuka aykırı olduğuna,
2. Her ne kadar görevi yaptırmamak için direnme suçundan temyiz yasa yolu açılmamış ise de hakkında ceza tertip edilen iki suç birbirleriyle bağlantılı olduğundan biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkilemesi nedeniyle her iki suç açısından da dosyanın lehe bozulmak üzere temyiz talebinin olduğuna,
3. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığına, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde düzenlenen nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçundan açılmış bir dava bulunmadığına, bu suçtan ek savunma hakkı verilmek suretiyle sanığın cezalandırılamayacağına, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına açıkça aykırı davranıldığına,
4. Sanığın silahlı terör örgütüne üye olmadığı gibi, iddianameye konu eylemi örgüte yardım amacıyla bilerek ve isteyerek işledikleri yönünde kesin deliller bulunmadığına,
5. Müştekilerin kollukta alınan beyanlarının kopyala yapıştır yöntemiyle bir ifadeden üretildiğine, bu nedenle de zabıt mümziinin ifadesinin alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara,
B. Sanık … müdafiinin temyiz istemi özetle
1. Dosya kapsamında FETÖ/PDY izinin bulunmadığına, sanıkların FETÖ elebaşısını başından beri şarlatan olarak gördüklerine,
2. Sanıkların 14 Temmuz gecesi alkol aldıkları, üst üste selaların sıradışı okunması üzerine köyün yaşlı ve hasta insanları uyanacak düşüncesi ile menfaatlerini korumak amacıyla hareket ettiklerine, köy yerinde alkol aldıkları için darbe girişiminden haberdar olmadıklarına,
3. Görevli ve yetkili mahkemnin Manavgat Asliye Ceza Mahkemesi olduğuna,
4. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığına, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde düzenlenen nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçundan açılmış bir dava bulunmadığına, bu suçtan ek savunma hakkı verilmek suretiyle sanığın cezalandırılamayacağına, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına açıkça aykırı davranıldığına,
5. İddianamede 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde düzenlenen nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından dava açılmış olaydı bile bu suç tanımına uyan bir durumun bulunmadığına, bu hususta tek iddia sahibi olan F. Sayılır’ın mahkeme huzurunda dinlenilmesi taleplerinin gözardı edildiğine,
6. Sanık … hakkında nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünde hiçbir isnat ve iddia bulunmamasına rağmen hakkında yargılama yapıldığına,
7. Ezan ve selaların nakledildiği ses sisteminin herkesin ulaşabileceği fiziksel ortamda olduğuna, ses sisteminin kapatılması ile atılı suçun oluşmayacağına,
8. Darbe günü ezan ve sela okutmanın F. Sayılır’ın görev tanımı içerisinde yer alıp almadığının bilinmediğine, böyle bir görevi yoksa suçun oluşmayacağına,
9. Müştekilerin sanıkları şikayet etme, katılan olarak davayı takip etme iradelerinin bulunmadığına,
10. Tanık beyanlarının çelişkili ve itibar edilemez olduğuna,
11. Somut davada isnat edilen suçun FETÖ/PDY’nin eylem tarzına uymadığına,
12. Niyet okuma yöntemi ile karar verilerek şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine,
13. Ancak kasten işlenebilen örgüt adına suç işleme suçunun manevi unsurunun gerçekleşmediğine,
14. Cezanın ertelenmesine ve HAGB’ye yer olmadığına dair verilen kararın yerinde olmadığına,
15. Somut olayda 5137 sayılı TCK’nın 30 uncu maddesinin dikkate alınmadığına, sanıkların o gece darbe teşebbüsünden haberdar olması gerektiğinin düşünülemeyeceğine, cami hocasının darbe gecesi sela okumak gibi bir görevlerinin olduğunun sanıklarca bilinemeyeceğine, bu nedenle de atılı suçların oluşmayacağına,
16. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ silahlı terör örgütünün TSK içerisinde yer alan üyelerinin, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya yönelik olarak gerçekleştirmeye çalıştıkları darbe girişimi sırasında, gece vakti, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yurt genelinde bütün camilerde sela okutulması genelgesi gereği merkezi sistemden bütün camilerde sela okunmaya başlandığı,
16.07.2016 günü saat 02:00 – 03:00 sularında sanıklar … ile …’in katılan …’in imam-hatipliğini yaptığı Manavgat İlçesi, Oymapınar Mahallesinde yer alan Oymapınar Seki Camiine geldikleri, katılan H. Ç’nin o sırada camide bulunmadığı, camide, cami cemaatinden tanık A. R’nın bulunduğu, sanıkların, tanık A. R.’nin “ihtilal olmuş, bu ezan vakitsiz okunuyor, ezanı kapatacağız,” dedikleri, tanığın kendilerine “ezanı neden kapatıyorsunuz” dediği, sanıkların tanığa, “biz anlamayız, cihaz kapanacak ezan susacak” dedikleri, tanığın, sanıklara cihazı kapatmayın dediği fakat sanıkların ısrar ettikleri, tanık A. R.’nin 1936 doğumlu olduğu, sanıkların tanıktan genç oldukları, sanıkların baskısı üzerine, tanık A. R.’nin selanın okunmasına yarayan cihazı kapatmak zorunda kaldığı,
Sanıkların daha sonra katılan …’ın imam hatipliğini yaptığı Manavgat İlçesi Oymapınar Mahallesi Öteoba Camiine geldikleri, sanık …’in, sela okunmakta iken selanın okunmasına yarayan cihazı kapattığı, katılan …’ın selanın kesildiğini fark ettiği, bunun üzerine katılanın dışarıya çıktığı, sanıklar Zilküf Güven ve …’i gördüğü, her ikisinin kendisine yönelerek ” dini siyasete alet etmeyin, bu saatte sela olmaz, bu saatten sonra sela okunmayacak, biz kapattık götünüz yiyorsa açın ” dediklerini, daha sonra arabaya binip gittikleri,
Anlaşılmıştır.
Hain darbe girişimine karşı halkın teyakkuz halinde olmasını sağlamak, moralini artırmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yurt genelinde bütün camilerde sela okutulduğu,
Sanıkların, hain darbe girişiminin gidişatının tam olarak belli olmadığı bir anda, her iki camiye birden gidip selaları susturmalarının, savunmalarında geçtiği gibi, “bilinçsiz, alkolün etkisi ile veya sabah ezanının erken okunması ve yaşlıların vakitsiz sabah namazına camiye gelmelerini engellemek” amacıyla yapılmış bir davranış olmadığı, tam aksine, sanıkların, katılan … ve tanık A. R.’ye olay sırasında söyledikleri sözlerden ne yaptıklarının bilincinde oldukları,
16.07.2016 tarihinde 02:00 – 03:00 sularında, hain darbe girişimini hangi silahlı terör örgütün gerçekleştirdiğine ilişkin olarak Cumhurbaşkanı, Başbakan ve komutanların televizyon kanallarına açıklamalarda bulundukları, sanıkların, darbe girişimini bir silahlı terör örgütünün yaptığını bilebilecek durumda oldukları, kaldı ki, darbe girişimini tek bir kişinin yapamayacağı, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunu, bir kişinin işleyemeyeceği, bu suçu ancak silahlı bir terör örgütünün işleyebileceği, sanıkların yaşları ve sosyal konumları itibarıyla bunu bilebilecek durumda oldukları,
Kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak; sanıkların birlikte hareket etmek suretiyle 16/07/2016 tarihinde 02:00 – 03:00 sularında, hain darbe girişiminin gidişatının tam olarak belli olmadığı bir anda, her iki camiye birden gidip selaları susturdukları, bu saatlerde hain darbe girişimini silahlı terör örgütünün gerçekleştirdiğine ilişkin olarak devlet yetkililerinden açıklamalar yapıldığı, kaldı ki, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunu, bir kişinin işleyemeyeceği, bu suçu ancak silahlı bir terör örgütünün işleyebileceği, sanıkların yaşları ve sosyal konumları itibarıyla bunu bilebilecek durumda oldukları, sanıkların, bu suretle, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte silahlı terör örgütü adına suç işleme suçunu işledikleri anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nın 314/3 maddesi atfı ile 5237 sayılı TCK’nın 220/6 maddesi yollaması ile 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir.
Sanıkların işlediği suç 3713 sayılı yasanın 3. maddesi gereğince terör suçu sayıldığından sanıklara verilen cezanın 3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmadıkları fakat silahlı terör örgütü adına suç işledikleri anlaşıldığından sanıklara verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 220/6 maddesi gereğince 1/2 oranında indirilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sanıklar … ve …’in, katılan …’a karşı görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri anlaşıldığından suçun işleniş biçimi, faillerin amaç ve saikleri nazara alınarak eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 265/1 maddesi gereğince takdiren teşdiden cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir. Suçun işleniş biçimi, faillerin amaç ve saikleri, suçun işlendiği zaman ve yer teşdid sebebi olarak kabul edilmiştir.
Sanıklar … ve …’in görevi yaptırmamak için direnme suçunu birden fazla kişi tarafından birlikte işledikleri anlaşıldığından sanıklara verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 265/3 maddesi gereğince 1/3 oranında artırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sanıkların işlediği suç 3713 sayılı yasanın 4. maddesi gereğince terör amacıyla işlenen suçlardan sayıldığından sanıklara verilen cezanın 3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Katılan H. Ç.’nin, sanıklarla karşılaşmadığını, sanıklarla cami cemaatinden tanık A. R.’nin muhatap olduğunu beyan ettiği, tanık A. R.’nin beyanlarının da bu yönde olduğu, buna göre, sanıkların, katılan …’e yönelik, bu katılan yönünden, görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturabilecek bir söz ve davranışlarının bulunmadığı anlaşıldığından sanıklara verilen ceza teselsül sebebiyle artırılmamıştır.
Sanıkların kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyecekleri yönünde kanaate varılmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. .
Sanıkların kişilik özellikleri ile yargılama sürecindeki söz ve davranışlarına göre işlediği suçtan dolayı pişmanlık duymadıkları kanaatine varıldığından ve tekrar suç işlemeyecekleri yönünde mahkememizde kanaat oluşmadığından sanıklara verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sanıklara verilen cezanın olası etkileri dikkate alınarak sanıklara verilen cezaların 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, 39515 sicil numaralı Üye hakimin; “Yerel mahkemece sanıklar hakkında kamu davası açılmayan ve ek savunma verilerek cezalandırılmaları yoluna gidilemeyecek TCK’nun 265. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine görevi nedeniyle etkin direnme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesinin CMK’nun 225. maddesi anlamında açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu,
Yerel mahkemece, olay tarihinde gerçekleşmekte olan hain darbe girişimi sırasında bu darbe eylemini bilen ve bu darbe eylemine yardım amacıyla halkın karşı duruşunu engellemek amacıyla cami hoparlöründen okunan selayı susturan sanıkların eylemleri TCK’nun 309/1. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçuna yardım suçunu oluşturmasına rağmen, yasal unsurları itibariyle oluşmayan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emir, talimat veya çağrısı üzerine yüklenen eylemi gerçekleştirdikleri yönünde bir kanıt elde edilemeyen, yine olay tarihinde alkollü oldukları tespit edilen, darbe girişimini ve darbe girişimine yönelik cebir, şiddet eylemlerinin devam ettiğini bildikleri yönünde herhangi bir kuşku bulunmayan, ancak eylemin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiğini bildikleri yönünde kesin kanıtlar elde edilemeyen sanıkların 5237 sayılı TCK’nun 220/6. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü adına suç işlemek suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,
Yine iddianamede, sanıklara yüklenen eylemin hain darbe girişimine yardım şeklinde anlatılmasına ve yine yerel mahkemenin gerekçeli hükmünün de benzer ifadeler taşımasına rağmen, sanıkların TCK’nun 309/1 maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçuna yardım suçu yerine TCK’nun 220/6. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü adına suç işleme suçundan cezalandırılmaları yönünde hüküm kurulması ve gerekçenin karıştırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleri ile,
Mevcut usul ve yasaya aykırılıkların aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığı da gözetilerek ve sanıkların kazanılmış hakları saklı tutulmak kaydıyla 5271 sayılı CMK’nun 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile,
Dairemizin yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.” şeklindeki muhalefet şerhi ile, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. İlk Derece Mahkemesince nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçundan hükmolunan kararın; direnme suçunun ihtar ve zor kullanma sırasında kolluk görevlilerine yönelik gerçekleştirilmediği, bu bağlamda suçun türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, anılan suçun 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrada tahdidi olarak sayılan suçlardan olmaması, cezanın tür ve miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olup hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
B. Oluş, iddia, mahkemenin kabulü ve tüm dosya kapsamına göre sanık … ile sanıklar müdafilerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adına suç işlenen FETÖ/PDY’nin 16.07.2016 günü olan olay gecesinde selaların susturulması yönünde talimatının olup olmadığı, bölgede bir askeri hareketliliğin yaşanıp yaşanmadığı, sanıkların eylemlerinin örgütün işlemeyi amaçladığı Anayasayı ihlal suçuna katkısı olup olmadığı hususları araştırılarak, aleyhe temyiz olmadığından sonuç cezanın sanıklar aleyhine olamayacağı da nazara alınarak, sonucuna göre sanıkların eylemleri vasıflandırılmak suretiyle hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması,
hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanıklar hakkında nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (a) paragrafında açıklanan nedenle sanık … ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (b) bölümünde açıklanan nedenle sanık … ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2017/2667 Esas, 2017/2227 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.