YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15279
KARAR NO : 2023/3650
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
¸
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Örgüt Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüte Yardım Etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.09.2018 tarih, 2018/38 E. – 2018/498 K. Sayılı Kararı ile sanık hakkında örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2, TCK’nın 220/7.md.sinin son cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 YIL 13 AY hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 30.05.2019 tarih 2018/1381E. – 2019/879 K. sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06/10/2021 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Evde yakalanan kişilerle sanığın tanışmadıklarına,
2.Sanığın eyleminin baldızına ev kiralaması için yardım etmekten ibaret olduğuna,
3.Sanığın baldızı hakkındaki davanın sonucu beklenmeden karar verilemeyeceğine,
4.Sanığın Bank … hesabının 1997 yılında açıldığına, 2010 yılından sonra buradaki hesabını ticari amaçla kullandığına,
5.Bank Asyaya ilişkin Bilirkişi raporunun 2013 yılı öncesi dönemini kapsamadığına,
6.Çocuğunu örgütle iltisaklı okula göndermenin örgüte yardım ya da üye olma olarak kabul edilemeyeceğine,
Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın örgüt liderinin çağrısı üzerine ve çağrı tarihini kapsayacak dönemlerde örgütün finans kaynağı olan Bankasyaya para yatırdığı, örgüt mensubu olduğu iddiası ile aranana ve haklarında yakalama emri bulunan kişilerin barınmaları için bulunacak dairenin kiralanması konusunda aracılık yaptığı, çocuklarının örgüte mensup kurumlarda öğrenim görmesini sağladığı şeklindeki hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın örgüte yardımda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sanığın eylemleri örgüte sempati duymak yada soyut olarak desteklemek derecesinde hafif değildir. Ve fakat yine sanığın eylemleri disiplinli ve sürekli destek şeklinde, örgüt üyeliği seviyesinde de değildir. Sanığın eylemlerinin salt yardım düzeyini aşmadığı ve örgüt hiyerarşisi içerisine dahil olduğuna dair yeterli delil olmadığı, sanığın tüm eylemlerinin bu bağlamda bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek silahlı terör örgütüne yardım niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (…, özel kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç, Genel Hükümler s.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin yedinci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Çocuğunu örgütle iltisaklı okula göndermenin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kabul edilemeyeceği ve Bank …’da örgüt liderinin talimat tarihinden önce de katılım hesabı açma vb. işlemleri yaptığı belirlenen sanığın bankadaki hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu belirlenerek yapılan incelemede:
22.02.2017 tarihinde haklarında FETÖ/PDY örgüt üyeliği nedeniyle işlem yürütülen firari üç şüphelinin bir adreste saklandıkları ihbarı üzerine belirlenen adrese gidildiğinde evin Hatice Topaloğlu adlı şahıs tarafından kiralandığı, sanık …’in ise bu evin kiralanmasında emlakçıyı arayarak aracı olduğu tespit edilmiş olmakla,
Sanığın eylemlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içeren yeterli örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek, bu eylemler nedeni ile örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmamakta ise de; evi kiralayan ve sanığın baldızı olduğunu beyan ettiği Hatice Topaloğlu’nun ve evin kiralanması için aracılık ettiği emlakçının duruşmada tanık sıfatıyla dinlenmeleri, evde yakalanan şahıslar hakkındaki dosyaların getirtilerek gerektiğinde bu şahısların da duruşmada usulüne uygun olarak dinlenmeleri ve eve sanık tarafında yerleştirilip yerleştirilmediklerinin kendilerine sorulmasından sonra sanığın örgüt mensuplarının saklanması amacıyla baldızı aracılığı ile kiralanmasına aracılık ettiğinin tespiti silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilerek örgüte yardım suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de,
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak TCK’nın 58/9. maddesinin gösterilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 30.05.2019 tarih, 2018/1381Esas ve 2019/879 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.