YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15385
KARAR NO : 2022/10041
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.10.2017 tarih ve 2017/316 – 2017/327 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 221/4, 62/1, 58/9, 53, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyetine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge adliye mahkemesince kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Bölge adliye mahkemesince, sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının yasal süresi içerisinde yaptığı 09.10.2017 tarihli aleyhe istinaf başvurusu dikkate alınmadan aynı hüküm hakkında yalnızca sanığın istinaf başvurusu hakkında istinaf incelemesi yapılarak karar verilmesi,
2-Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanması yapılan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince de resen bir müdafii görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunun niteliği dikkate alındığında, CMK’nın 150. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hakkında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36., Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmada müdafii hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
3- Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ByLock kullandığını ve sohbetlere katıldığını, ByLock üzerinden iki kişinin ekli olduğunu ve bu kişilerle iletişim kurduğunu beyan etmesine karşın sanığın ByLock’unda başkaca kişilerin de ekli olduğunun anlaşılması karşısında; ilk derece mahkemesince sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgilerin faydalı olup olmadığı, etkin pişmanlık şartlarının oluşup oluşmadığı hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın yetersiz gerekçe ve hükmün gerekçesinde sanığın ByLock kullanmadığı, FETÖ ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, suçlamayı kabul etmediği belirtilerek sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Temel cezanın 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi,
5- Etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.