YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15407
KARAR NO : 2023/2124
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece
Mahkemesi hükmünün kaldırılarak mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ….Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2017 tarihli ve 2017/35 Esas, 2017/212 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.01.2018 tarihli ve 2017/1957 Esas, 2018/213 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle,
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine,
3. Sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımların sanık tarafından yapılmadığına, sanık tarafından yapılsa bile ifade özgürlüğü kapsamında olup olmadığının araştırılmadığına,
4. Sanığın basın açıklamalarına yoldan geçerken tanıdıklarının koluna girmesi neticesinde sadece 1 … katıldığına, 3 … katılmadığına,
5. Mahkeme gerekçesinin kendi içerisinde çelişkili olduğuna,
6. Sanığın aleyhine olmayan tanık beyanlarının aleyhe yorumlanmasına yönelik gerekçenin de gerçekleri yansıtmadığına,
7. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
8. Temyiz dilekçesinde belirtilen ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamındaki aşamalarda alınan tanık beyanlarından sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyette bulunduğu, sohbet toplantılarına katıldığı ve mütevelli heyet üyesi olduğu,
Sanığın tespit edilen sosyal paylaşım sitesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan paylaşımların bulunduğu,
Sanığın 14.12.2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma çerçevesinde FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir basın yayın kuruluşlarının yönetici ve yazarlarının gözaltına alınması, uygulamalarını protesto amacıyla örgüte müzahir STK’ların öncülüğünde ülke genelinde adliye binaları önünde protesto eylemleri yapılması çağrısı sonrasında 15.12.2014, 16.12.2014 ve 17.12.2014 tarihlerinde İlimiz Adliye Sarayı önünde gerçekleştirilen basın açıklaması ve oturma eylemine çağrı üzerine katılarak destek verdiği,bu şekli ile her ne kadar sanık demokratik hak arayışı olarak basın açıklamasına katıldığını beyan etmiş ise de, sanığın farklı günlerde yapılan birden fazla basın açıklamasına katıldığı ve dosya kapsamında sanığın silahlı terör örgütü ile bağlantısını ortaya koyan diğer bahsi geçen deliler kapsamında sanığın protesto eylemlerine çağrı üzerine katıldığı,
Tüm bu anlatılanlar kapsamında sanığın eyleminin hukuki nitelendirilmesinin yapılmasında her nekadar sanık hakkında silahli terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması talibiyle kamu davası açılmış ise de 5237 sayılı Kanun’un 314/2 maddesinde düzenlenen suçun unsurlarından olan çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin dosya kapsamı itibariyle tam olarak tespit edilemediği ancak eyleminin
Yine aynı Kanun’un 220/7 inci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne yardım faaliyetleri kapsamında kaldığı;
Şöyleki anılan madde metninde; örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir amir hükmünün düzenlendiği,
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede 30.12.2014 tarihli toplantı ve süregelen milli Güvenlik Kurulu toplantılarında “Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğinin vurgulanmasının yani söz konusu yapılanmanın devletimizin güvenliğine karşı tehdit niteliğinde legal görünümlü illegal bir paralel devlet yapılanmasının olduğunun milli güvenlik kararı ile kabul edilmesinin, başka bir deyişle bu örgütün din adına hizmet veren bir cemaat olmadığının açık bir şekilde ortaya çıkmasının ardından dahi sanığın önceden cemaat olarak bilinen bu yapı içerisinde sohbetlerine katılarak kalmaya devam ettiği, bu sürece kadar kadar sempatizan olarak kabul edilebilecek eylemlerinin bu tarihten sonra örgüte sempatizanlık boyutunu aştığı ve dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu üzere mütevelli heyet üyesi olarak örgüt yapısı içerisinde faaliyetlerine devam ederek örgüte maddi- manevi yardım faaliyetlerinde bilerek ve isteyerek bulunduğu anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 220/7 yollamasıyla 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın TCK’nın 53 maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmasına, sanığın göz altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin hükmolunan cezadan TCK’nın 63 maddesi uyarınca mahsubuna, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak adli kontrol altına alınarak bihakkın tahliyesine” karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; dosya içeriğinde ifadesi bulunan tanık A.İ.’ın “sanığın Arap dede Vakfı’nın mütevelli heyeti içerisinde olduğuna ilişkin” beyanının yine aynı tanığın beyanının devamında; “bu anlatımının 1997-1998 yıllarına ait olduğunu” ve “bu tarihten sonra ekonomik durumunun bozulmasından dolayı sanığın cemaatten dışlandığını” beyan etmesi karşısında, sanık aleyhine değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, yine sanığın twitter hesabında yer alan dosya içeriğinde mevcut sosyal paylaşımlarının da sanığın örgüt mensubu olduğu anlamına gelmeyeceği, ancak sanığın 14.12.2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma çerçevesinde FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir basın yayın kuruluşlarının yönetici ve yazarlarının gözaltına alınması, uygulamalarını protesto amacıyla örgüte müzahir STK’ların öncülüğünde ülke genelinde adliye binaları önünde protesto eylemleri yapılması çağrısı sonrasında 15.12.2014, 16.12.2014 ve 17.12.2014 tarihlerinde Çorum Adliye Sarayı önünde gerçekleştirilen basın açıklaması ve oturma eylemine çağrı üzerine katılarak destek verdiği, sanığın bu eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar sanık aşamalarda ısrarla, bahse konu gösterilere 1 kez katıldığını, 3 kez katılmadığı savunmuş ise de; sanığın bu savunması doğrultusunda dairemizce Çorum İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne müzekkere yazıldığı, gelen cevabi yazı ve ekindeki görsellerden sanığın bahse konu gösterilere 3 kez katıldığının saptandığı, dolayısıyla sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda bireyselleştirilmek suretiyle uygulandığı, ancak; 5237 sayılı TCK’n’n 220/7 maddesinde yer alan “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.” şeklindeki hüküm gözetildiğinde, sanık … hakkında kanunda gösterilen miktara uygun, yardımın niteliği ile orantılı, makul bir indirim yapılması gerekirken, 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi kanuna aykırı olup, sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülmüş olup, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak, CMK’nın 303/1-a maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulması sureti ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde sohbet adı verilen toplantılara katıldığı, örgütle iltisaklı vakıfta mütevelli heyet üyesi olduğu, 14.12.2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma çerçevesinde FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir basın yayın kuruluşlarının yönetici ve yazarlarının gözaltına alınması, uygulamalarını protesto amacıyla örgüte müzahir STK’ların öncülüğünde ülke genelinde adliye binaları önünde protesto eylemleri yapılması çağrısı sonrasında 15.12.2014, 16.12.2014 ve 17.12.2014 tarihlerinde Çorum Adliye Sarayı önünde gerçekleştirilen basın açıklaması ve oturma eylemine çağrı üzerine katılarak destek verdiği belirlenen, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk içeren eylem ve faaliyetlerinin niteliği itibariyla doğrudan örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmaları gerektiğinin gözetilmemesi, 52377 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkralarında yapılan atfın niteliği ve aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,
Sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan temel ceza tayin edilirken atıf maddesi olarak 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının gösterilmemesi, dışında sanık müdafiiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.01.2018 tarihli ve 2017/1957 Esas, 2018/213 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasının birinci bendindeki “TCK’nın 314/2” ibaresinin çıkartılıp yerine “TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2” ibaresinin yazılması suretiyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.