Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/15489 E. 2023/260 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15489
KARAR NO : 2023/260
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
BOZMA ÜZERİNE
TUTUKLU
TAHLİYE TALEPLİ

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/246 E., 2021/322 K.
SUÇ : Anayasayı ihlal suçuna yardım etme, silahlı terör örgütüne üye olma
Sanık …; 06.08.2016
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … ile sanıklar müdafileri

Sanıklar hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2017 tarihli ve 2017/63 Esas, 2017/263 Karar sayılı Kararı ile temyiz dışı bir kısım sanıklarla birlikte sanık … hakkında Anayasayı ihlal suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına yönelik hüküm kurulmuştur.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.05.2018 tarihli ve 2018/1255 Esas, 2018/1059 Karar sayılı kararı ile temyize konu edilen sanıklar kakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının hüküm fıkrasına; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürülükte bulunan Avukatlık Askari ücret tarifesi uyarınca 3.960, 00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklar H.A., E.T., …, …, F.A., ve O.Ç.’den tahsili ile katılan Milli Savunma Bakanlığı’na verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi ve 286 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının katılanlar Hazine ve Milli Savunma Bakanlığı vekilleri ile sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 20206 Esas, 2020/5813 Karar sayılı kararı ile özetle;
Sanık … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükümleri bakımından;
” 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı …’ta konuşlu 1. Mekanize Piyade Tabur Komutanlı’nda Tugay Komutan Yardımcısı ve Tabur Komutanı olarak kurmay yarbay rütbesi ile görev yapmakta iken; saat 21:20 sularında kendisini arayan E. T.’nin talebi üzerine tugay karargahına giden, sanık H.’nin yönlendirmesi ile E. T.’nin emrine uyarak nöbetçi subayına, sözde KOKTOD kapsamında toplanılması talimatıyla personelin mesaiye çağrılması emrini veren, tugay karargahından … kışlasına geçerken malzeme ve mühimmattan sorumlu personeli de alarak mühimmat listesinin kendisine ulaştırılmasını isteyen, tekrar gittiği tugay karargahında on dakika kadar kaldıktan sonra …’a geri dönen, bu sırada sözde sıkıyönetim direktifi mesajından da haberdar olan, kışlaya gelen personelin hazırlıklarını sağlayan, tugay karargahından E. T. vasıtasıyla gelen 100 kişilik rütbelilerden oluşan birlik hazırlanması emri üzerine personele araçların hazırlanması ve mühimmatların alınması emirlerini veren, tugay karargahının yarbay K. K.’ya ilettiği Meriç’teki askeri gazinoya araç çıkartılması emri doğrultusunda bir adet ZMA’nın hazırlanması ve çıkarılmasını temin eden, tugay karargahından gelen emirler doğrultusunda İstanbul’a destek amacıyla oluşturulacak birliğin zırhlı birliğe çevrilmesi sonrası bu doğrultuda hazırlıklara devam edip, hafif silah mühimmatı yanında ZMA ve tank toplarının da araçlara yüklenmesi emrini vererek bu emir doğrultusunda tank bölüğünden 6 adet tank ile mekanize piyade bölüklerinden 15 kadar ZMA ve GZPT’nin mühimmatlarıyla ve personeliyle çıkış için hazırlanmasını temin ettiği, sabaha karşı tank bölük gazinosunda televizyon izlemekte olan askerlere televizyonu kapatmalarını, izlememelerini söyleyerek personeli gazinodan çıkartan, hazırlıklar devam ederken nöbetçi üsteğmen Z. D.’ye “Emirlere uymayan olur mu? Emirlere uymayan olursa tutuklayın.” diyen, hazırlıkları tamamlanan zırhlı araçlara saat 05:30’a doğru tugay karargahından aldığı emir doğrultusunda kışladan çıkış emrini veren, üstü A. E.’nin talimatı üzerine de henüz tamamı nizamiyeden çıkış yapmamış olan araçlara geri dönme emrini ileten, araçların kışladan çıktıktan yaklaşık 200-300 metre sonra dönerek kışlaya girmelerini sağlayan sanık … hakkında,
a- Örgütsel bağı kesin olarak ortaya konamayan sanığın, icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğunun, suç işleme karar ve iradesine katıldığının kanıtlanamamış olmasına, elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, özellikle Edirne’de darbe teşebbüsüne ilişkin bir hareketliliğin yaşanmaması ve kabullendikleri (darbecilere destek) görevin İstanbul’da icra edilecek olması da nazara alındığında sundukları katkının tek başına vahamet arz etmediği gibi fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduklarından da bahsedilemeyeceğinin anlaşılmasına nazaran, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin; bilgi düzeyleri, gördükleri eğitim, yaşları, rütbe ve görevleri, içinde bulundukları sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterler çerçevesinde yapılan ex ante değerlendirme itibariyle, mevcut irade ve bilgilerini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendisinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanmadığına, bu nedenle bir hukuka uygunluk sebebi olarak “Yetkili amir tarafından verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan, hizmete ilişkin emrin ifasının (TCK madde 24) maddi şartlarında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğünün kabulüne imkan bulunmadığından TCK’nın 30. maddesinin de tatbik şartlarının oluşmadığına dair saptamada da bir isabetsizlik bulunmadığından, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK madde 39/2-c) suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı,…
b- 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde mutlak terör suçlarından olarak tadat olunan Anayasayı ihlal suçundan hüküm tesis edilirken belirlenen temel cezada aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c- Müsnet suçtan davaya katılma hakkı bulunmayan Maliye Hazinesi lehine İlk Derece Mahkemesince, Milli Savunma Bakanlığı lehine ise Bölge Adliye Mahkemesince vekalet ücretine hükmedilmesi,”
Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmü bakımından;
“a-İstinaf aşamasında gelen …’ün beyanlarının CMK’nın 217. maddesi gereğince sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan ve gerektiğinde adı geçen şahsın tanık olarak usulüne uygun biçimde dinlenmesinden sonra bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
b-Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında hüküm kurulurken uygulama yeri bulunmayan 3713 sayılı Kanunun 4. maddesinin delalet maddesi olarak gösterilmesi,” nedeniyle BOZULMASINA karar verilmiştir.
4. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, bozmaya uyarak vermiş olduğu, 08.06.2021 tarihli ve 2021/246 Esas, 2021/322 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında Anayasayı ihlal suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi,39 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.10.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … ve müdafilerinin temyiz istemleri özetle; Kararın hem usul hem de esas bakımından maddi hatalar ve çelişkiler içerdiğine, olay gecesi kışlada buluna diğer tüm sanıkların dosyalarının tefrik edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, öncelikle temyiz incelemesinin dosya tefrik edilmeden önceki ve halen Yargıtay aşamasında olan Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/63 Esas sayılı dosyası ile birlikte yapılması gerektiğine, sanığa emir veren amirleri hakkında hata hükümleri uygulanmasına rağmen sanık hakkında uygulanmadığına, mahkemece sanığın nöbetçi olmadığı ve izinli olduğu halde kışlaya geldiği yönünde algı yaratıldığına, hakkında FETÖ ile ilgili aleyhe hiç bir delil bulunmayan sanığa üstleri tarafından KOKDOT vazifesi verildiğine, mahkemece sanıkla aynı konumda olan, dosyası tefrik edilen ve beraat eden B.Y. hakkında farklı yorum yapıldığına, sanık hakkında somut delillerle değil de algı ile karar verildiğine, savunmanın talep ettiği hiç bir delilin toplanmadan eksik araştırma ile karar verildiğine, tanıklar Z.D. ve R.G.’nin dinlenilmesinden vazgeçildiğine, tanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna, 5271 sayılı Kanun’un 217 nci Anayasa 36 ncı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerine aykırı davranıldığına, olay gecesi Kışla Komutanının ve vekalet edenin kimler olduğu konusunda bilirkişi raporu aldırılması yönündeki taleplerinin reddedildiğine, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine, sanığın mühimmat dağıtma ve tüm emirleri kendisinden daha kıdemli olan ve Kışla Komutan Yardımcısı olan K.K.’dan aldığına, mühimmat alma emrinin teyidi için Tugay komutanı ile görüştüğüne, yine de tank topu değil de sadece tanklara karşı kullanılabilen SABOT mühimmatı aldırdığına, mühimmatların mühürlerini söktürmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, Kolordu komutanının İstanbul’da darbeyi bastırmak için …’daki birliklerin hazır bulundurulmasına dair emir verdiğine, Kolordu komutanını dinleyen sanığın 5271 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kaçınılmaz hataya düştüğüne, sanığın bulunduğu kışlaya sadece sıkıyönetim direktifinin geldiğine ve sanığın tek maddesini dahi uygulamadığına, sanığa verilen KOKTOD ve darbeyi bastırma emirlerinin niteliği gereği mühimmat almak zorunda olduğuna, Z.D. ve A.K.’nin beyanlarından da anlaşılacağı üzere Z.D.’ye sıkıyönetim emri gelmeden önce emir verildiğine, verilen emirdeki amacın sıkıyönetim emrine uymayanların tutuklanması olamayacağına, sanığın taburun bir çok bölgesinde darbeyi bastırmak amaçlı yaptığı konuşmaların mahkemece göz önünde bulundurulmadığına, sanığın bu emirlerine şahit olduğu halde çıkış yapan tanık M.C.’nin Mahkemece dinlenilmediğine, hazırlık ifadesinin hükme esas alındığına, mahkeme gerekçesinin çelişkili olduğuna, o gece bilgi kirliliğinin önlenmesi için televizyonların kapatıldığına, sanığın görevinin Mekanize Tabur Komutanı olmasına rağmen Yargıtay ilamında Tugay Komutan Yardımcısı olarak gösterildiğine, bu durumun sanığın yanlış değerlendirilmesine ve suçlu görülmesine sebebiyet verdiğine, sanığın lehine olan delillerin dikkate alınmadığına, sanığın darbecilere müdahale yönünde verdiği emirlere şahit olan ve kışladaki ast konumunda bulunan şahısların dinlenilmesi yönündeki taleplerinin mahkemece reddedildiğine, dosyada sanık aleyhine tek bir delil bulunmadığı halde mahkemece delillerin sanığın aleyhine yorumlandığına, TEM şube ve savcılıkta ifade verenlerin mahkeme huzurunda dinlenilmediğine, atılı suçun her türlü kuşkudan uzak delillerle ispat edilemediğine, mahkeme kararının tertidli ve çelişkili olduğuna, silahların eşitliği ilkesine aykırı davranıldığına, gerekçeli karar hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı davranıldığına, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılarak sanığın tahliyesine karar verilmesi gerektiğine,

Sanık … müdafiinin temyiz istemleri özetle; atılı suçu işlediğine dair dosyada delil bulunmadığına, mahkeme kararının gerekçeli olmadığına, sanığı sabit hatlarda telefonla arayan kişinin kim olduğunun tespit edilemediğine, aramaların delil vasfının bulunmadığına, tahmine dayalı ceza verilemeyeceğine, aleyhe kıyas yasağına aykırı davranıldığına, lehe olan delillerin hükme esas alınmadığına, HTS kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda örgütsel amaçlı bir irtibatın tespit edilemediğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık … yönünden; Sanığın, darbe gecesinin yaşanmış olduğu 15 Temmuz 2016 günü 54.Mknz Tugay K.lığına bağlı … Kışlasında Tnk Tb Kurmay Yarbay olarak görev yaptığı ve beyanına göre 15.07.2016 günü Cuma günü mesai bitiminde (2) … Garnizon Terk ve (5) günlük de senelik izne ayrıldığı, 15.07.2016 tarihi mesai saati bitiminde evinde istirahat halinde olduğu, dolayısıyla bu tarihte mesai saati bitiminden sonra Kışlada herhangi bir nöbet halinin bulunmadığı, ancak Tugay Karargahının güvenlik kamerası görüntüleri üzerinde yapılan tespitler ışığında 15/07/2016 tarihi saat 21.37.33’de Karargaha giriş yaptığının tespit edildiği, Anadolu Ajansı verilerine göre askeri kalkışmaya yönelik eylemlerin dış dünyaya ilk olarak 22.00’da yansıdığı gözönüne alındığında sanığın Tugay Karargahına geliş saatinin darbe teşebbüsüne ilişkin olayların dış dünyaya yansıdığı saatten çok daha erken bir saat olduğu, sanığın Tugay Karargahına tanık F. B.’nin beyanında da bahsettiği üzere bizzat sanık H. A.’nın emri doğrultusunda çağrıldığı, sanıklar soruşturma aşamalarında alınan beyanlarında toplantıdaki maksatın iddiaları üzere Koktod kapsamında birliklerin toplanmasına yönelik hazırlık çalışmaları olduğunu belirtmelerine rağmen anılan saat itibariyle ülke genelinde yaşananlara ilişkin basına henüz bir olayın yansımamış olduğu, bu kapsamda sanık H. A.’ya eski Kolordu Komutanı tanık A. E.’nin verdiği bir emrin bulunmadığı, sanıklar H. A., E. T. ve sanık …’un kısa bir süre görüşme yaptıkları, sanık …’ın karargahtan ayrılıp … Kışlasına geçerken tanık H. K.’yi arayarak Kışlaya geçmelerinin gerekebileceğini söylediği, bir müddet sonra tekrar arayıp cephaneliğin anahtarını sorduğu, akabinde tanık H.’yi bulunduğu kafeden aldığı, tanığın sanığa bir sorun mu var demesi üzerine cephaneliği açmalarının gerekebileceğini söylediği ve cephanelikte olan mühimmatların cins ve miktarını istediği, tanık H.’nin ise … Kışlasına geçtikten sonra listeyi hazırlayarak sanığa verdiği, böylece sanık …’ın cephanelikte bulunan mühimmatlarla ilgili hazırlık hareketlerine başladığı, yine sanığın … Kışlasına gelince Z. D.’ye koktod kapsamında hazırlık yaparak personeli toplaması yönünde emir verdiği, akabinde sanık …’ın Tugay Karargahının güvenlik kamerası görüntüleri üzerinde yapılan tespitler ışığında 15/07/2016 tarihi saat 23.06.16’da Karargaha yeniden giriş yaptığı, burada yaptığı görüşmenin ardından … Kışlasına gittiği, R. G.’nin elinde bir evrak ile geldiği, getirdiği evrakların sıkıyönetim emri olduğu,
Sanık …’un sıkıyönetim emrini okuduktan sonra birlik komutanlarının Koktod kuruluşunda yoklama alması emrini verdiği, sıkıyönetime dair evrakla ilgili görüşmek üzere K. K.’nın yanına gittiği, bu sırada Y. P.’nin arayarak … Gazinosunun güvenliği için zırhlı araç talebinde bulunduğu, bu talep ile ilgili olarak K. K.’nın Tugay Komutanlığını aradıktan sonra kendisine bir araç hazırlanması talimatını verdiği, bunun üzerine Ö. Y.’yi arayarak zırhlı araç hazırlanması talimatını verdiği ve yine sanığın talimatıyla aracın çıkış yaptığı, yolun kapalı olması üzerine sanığın diğer yoldan gidilmesi talimatını verdiği, ancak diğer yolun da kapalı olması üzerine geri dönülmesi emrini verdiği,
Temyiz dışı sanık K. K.’ya yine temyiz dışı sanık E.’in İstanbul’a darbecilere müdahale edileceğini söyleyerek zırhlı araçlarla yada personel ile gidilecekmiş gibi hazırlık yapılması talimatını verdiği, K. K.’nın bu emirleri kim veriyor neden iki farklı hazırlık yapıyoruz diye sorduğunda, ona Tugay Komutanının Ordu ve Kolordu Komutanı ile görüştüğü ve emri netleştirmeye çalıştıklarını bildirdiği, sanık K. K.’nın E.’nin bu sözlerini diğer sanık … vasıtasıyla E.’den teyit ettirdiği, emri aldıktan sonra tank bölüğünün garajında personelini toplayarak aldıkları emri ilettiği ve hazırlıklara başlanması talimatını verdiği, saat 03.00 sıralarında sanık …’un gazinoda televizyon seyredenlere yönelik olarak bilgi kirliliği olduğunu beyan ederek televizyonu kapatmaları emrini verdiği ve bu şekilde televizyonların kapatıldığı, akabinde K. K., …, A. A., Y. T., Ö. Y., H. K., Z. D., H. N., İ. B. ve H. K.’nin katılımıyla toplantı yapıldığı, toplantıda bölük komutanlarından Koktod kapsamında 5’er kişilik ekipler halinde 100 kişilik tekerlikli araç ve diğeri normal kuruluş hazırlanmasının istendiği, 3.30-4.00 saatleri arasında temyiz dışı sanık E.’in hazırlıkların zırhlı birlikler şeklinde de yapılmasını K. K.’dan istediği, ancak her iki birliğin aynı anda hazırlanamayacağını sanık …’ın, E.’ye bildirmesi üzerine E.’nin zırhlı birlikler ile hazırlık yapılmasını istediği, bu emri tank bölüğü garajında sanık R.’nin personele ilettiği,
Sanık …’un mühimmatların dağıtılması emrini tanık H. K.’ye verdikten sonra saat 03.00-03.30 sıralarında yeniden H. K.’ye tank topu mühimmatı dağıtılması emrini verdiği, tank toplarının yerleştirilmesinin zaman alan ve teknik bir iş olması nedeniyle tanığın bizzat emri teyit etmek için sanık ile görüştüğü, ancak sanığın tank topu mühimmatı dağıtılması emrinde ısrarcı olduğu ve tank topu mühimmatının dağıtıldığı,
Hazırlıkların bu şekilde devam etmesini müteakip saat 06.00 civarında sanık H. A.’nın intikal emri verdiği, bunun üzerine sanık …’ın zırhlı araçlarla çıkış yaptığı, bu sırada sanık K. K.’nın 2 adet ZMA ile geri döndüğü ve telefonda tanık A. E. ile konuştuğu, telefonu tanığın talebi üzerine sanık …’a verdiği, tanığın yaptığı konuşma sonrasında sanık …’ın araçları içeri çektiği,
Bu şekilde sanık …’un, Edirne ilinde sözde sıkı yönetim komutanı olarak görevlendirilen ve mahkememizce de hakkında TCK 309/1,53 maddeleri gereğince cezalandırılması yönüne gidilen sanık H. A. verdiği emir ve talimatlar doğrultusunda, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamı da dikkate alınarak sanığın Edirne ilinde gerçekleşen darbeye teşebbüs eylemleriyle ilgili organizenin TCK 39/2-c maddesinde belirtildiği gibi atılı suça yardım eden sıfatı ile yer aldığı, bu saikle birlik komutanlarına tank topu da dahil olmak üzere mühimmatlarını da alarak zırhlı araçlarla darbeyi bastırmak Koktod planı ve kılıfı içinde darbeye destek amaçlı olarak zırhlı araç ve personelin çıkması yönünde emir ve talimatlar verdiği, bu kapsamda emirlere uymayanların tutuklanması yönünde talimat verdiği, yine gazinoda bulunan askeri personelin televizyon izleyerek ülkede yaşanan olaylara ilişkin haber alma ve bu kapsamda verilen emirleri sorgulama imkanlarını ortadan kaldırmak amacıyla gazinoda açık halde bulunan televizyonu bilgi kirliliği olduğu bahanesi ve gerekçesiyle kapattırdığı, böylece sanık …’ın üzerine atılı Cebir şiddet kullanmak suretiyle Anayasal Düzeni Yıkmaya teşebbüs suçunun işlenmesinde yardım eden sıfatı ile atılı suçu işlediği savunma, tanık beyanları ve mahkemede yargılaması yapılan diğer sanıklar K. K., E. Ç., O. Ö., E. T. ve Z. D.’nin savunmaları, tanıklar H. K., A. D., O. G., M. C. ve A. S.’nin beyanları, HTS raporları, olay tutanakları, yazılı deliller ve dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçları işlemediğini savunmuş, Askeri Ceza ve İç Hizmet yönetmeliği çerçevesi kapsamında kendisine verilen kanuni emirleri yerine getirdiğini, birlikteki birinci komutanın K. K. olduğunu ,gerek zırhlı araçların kışlalarından çıkması için gerekse rütbelilerden oluşan 100 kişilik koktod kapsamında oluşturulmasını istediği kuruluşun darbeyi bastırma amaçlı olarak hazırlandığını ve bu şekilde hareket etmeleri yönünde gerekli talimatların verildiğini savunmuş ise de, sanığın suç tarihi itibariyle kurmay yarbay olarak görev yaptığı, bu rütbede bir komutanın koktodun ne anlama geldiğini bilebilecek düzeyde olduğu, koktod programının toplumsal olayların önlenmesinde kolluk birimlerinin yetersiz kalması durumunda Valiliğin emri ile kolluk kuvvetlerinin desteklenebileceği, bunun için emir gerekeceği, kaldı ki bu yönde 5442 sayılı yasada şartları ve hareket usulu kanunla düzenen koktod kuruluşu için yazılı veya sözlü bir emrin bulunmadığı, yine … Kışlasından … Gazinosunun güvenliğinin alınması ve … Kışlasının güvenliğinin alınması amacıyla iki kez ZMA’lar ile çıkış yapıldığı, her iki çıkışında emniyet görevlilerince yolun kapatılması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandığı, olay tarihinde kurmay yarbay statüsünde görev yapan sanığın, ZMA’lar ile çıkışa dahi izin verilmemesi ve bu yönde Valilik ve Emniyet Müdürlüğünün tavrını bilmesine rağmen, tüm olanlar karşısında isteyerek ve bilerek tanklarla çıkış yapmasının bizatihi Valiliğin talebi üzerine gerçekleşebilecek Koktod kuruluşu kapsamındaki bir çıkışa yönelik bir talebin bulunmadığını öngörmesi gerektiği nazara alındığında, sanık …’ın savunmalarına itibar edilmemiştir. Yine sanık birlikte ikinci rütbeli komutan olarak görev yaptığını, K. K.’nın emirlerini görevi gereği yerine getirdiğini savunmuş ise de, gece yarısından önce artık yurt genelinde yapılan kalkışmanın bir darbe kalkışması olduğu anlaşılmış, bunu bilen sanığın ;rütbesi ,konumu ve kendisine verilen görev gereği kendisinden beklenen karşı koymayı kurmay yarbay sıfatı ile ortaya koymamıştır.
Yine sanık sıkıyönetim direktifini gördüğünde O… Çocukları diyerek tepkisini gösterdiğini, o gece verdiği emirlerin emir komuta zinciri içerisinde kanuni emirler olduğunu, darbe teşebbüsüne destek olmak yönünde bir kastının bulunmadığını ileri sürmüş ise de, sanığın Kurmay Yarbay olduğu, o … Türkiye’de neler olduğunu an ve saat itibariyle takip edebilecek konumda olduğu, kitle iletişim araçlarının ve görsel haber araçlarının erişimine engel bir durum olmadığı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanının darbe girişiminin FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca yapıldığını televizyondan halka açıkladıkları,saat 21.45 sıralarından sabah saat 6.00 ya kadar yurt geneli ve kışla içindeki yapılan hazırlıkların ne anlama geldiğini ve gelebileceğini bilecek anlamlandıracak derecede rütbeli kurmay yarbay olan sanığın gelen emirleri sorgulamadığı, savunmasında bana verilen emirde” bana çık dediler çıktım, dön dediler döndüm” şeklinde ast rütbeli bir zırhlı araç komutanı gibi savunma yapmış ise de, olağanüstü şartlarda görev yapan bir kurmay yarbaydan görevi gereği ve kendisinden de beklenen eylem ve davranışlar sergilemediği, Kolordu Komutanı A. E.’nin Koktod birliği ile İstanbul’a gidilecek darbeyi bastırmak için hazır olsun talimatının bulunmadığı, sadece personel çıkışı yönünde vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda hazırlıkların yapılması yönünde talimatların bulunduğu ve sanığın da bütün bunları bildiği ve olanlara vakıf olduğu halde Kolordu Komutanlığı tarafından verilen emir ve talimatları yerine getirmek yerine, sözde sıkı yönetim komutanına verilen ve kendisine aktarılan darbe yanlılarınca verilen emirleri alarak yerine getirdiği, T.C Anayasa 137 mad. kanunsuz emirlerin yerine getirilemeyeceğinin açık olduğu, sanık …’ın bu Anayasa maddesine vakıf olmasına rağmen o … sanık Z.’nin beyanlarından da anlaşılacağı üzere emirlere uymayanların tutaklanması yönünde talimat verdiği, bu hususun tanık M.’nin anlatımlarıyla da doğrulandığı, yine tanık M. C.’nin 16.07.2016 günü saat:03.00 cıvarlarında …’un kendilerinin yanına gelerek “arkadaşlar bizler askeriz verilen emirleri yerine getiririz”, “Ne için gideceğimiz belli değil”, “Belki de çok farklı bir şey için gidebiliriz” şeklinde sözler söylediğini beyan ettiği, sanığın darbe teşebbüsünün yoğun olarak yaşandığı saat 3.00 sıralarında ve yaşanan darbe teşebbüsünün kimler eliyle yapıldığı ve devlet ile milletin tamamen karşı duruşunun açık şekilde ortada olduğu bu saatlerde yaptığı konuşmanın içeriğinden hala bu eylemlerin karşısında olduğu yönünde bir söz sarf etmekten kaçındığı ve meydana gelen olaylarda tavrını darbe yanlışı olarak yaptığı eylemlerle ortaya koyduğu anlaşıldığından savunmalarına bu kapsamda itibar edilmemiştir.
Sanık … her ne kadar atılı suçu işlemediğini savunmuş ise de, sanığın henüz sözde sıkıyönetim direktifi gelmeden önce 54. Mknz P. Tug. K.lığı … Kışlasında Tabur komutanı olarak görev yapıyor olmasına, Tugay karargahı tarafından şayet KOKTOD programını ilgilendirecek bir durumun olması halinde … kışlasında görevli o … için Kışla komutan vekili sanık K. K.’nın karargaha çağırmasının gerektiği buna rağmen sanık …’un özel olarak K.’ın yerine çağrıldığı, darbe girişimine konu bir kısım eylemlerin başlamasından önce … kışlasında ki birliklerin ne şekilde hareket edeceklerine yönelik olarak kısa süreli bir görüşme yapıldığı, sanık …’un daha sonra saat 23:06 civarında tekrar Tugay karargahına gittiği, her ne kadar sanık … Tugay karargahına ikinci gidişinin Pazartesi günü kızını hava- alanından almaya yönelik izin almak için gittiğini söylemiş ise de, sanığın birinci gelişinde kızını almak için izin konusunu amirine söyleyebileceği, birinci ayrılışından sonra kızının durumuna ilişkin gelişen bir olay olmadığı, izin durumunu söylemesine de engel bir durumun olmadığı, sanığın ikinci kez Tugay karargahına gitmek yerine sadece mevzu bahis izin ise telefon açarak da izin talep etme imkanı olmasına rağmen bizzat Tugay karargahına ikinci kez gitmiş olması, darbe girişimi kapsamında ikinci bir görüşmeye gittiği kabul edilmiş, ayrıca saat 22.30 sıralarında henüz sözde sıkıyönetim direktifi kışlaya gelmeden önce dış dünyaya yansıyan bir şey henüz yokken H. K.’yi arayarak mühimmat alınma ihtimaline karşı hazırlık yap cephanelikte bekle talimatı vermiş olması da yaşanabilecek olaylardan önceden haberdar olduğu ve hazırlıklarını da bu çerçevede yaptığı, ilerleyen zaman içinde sanık Ramazanın personele yaptığı konuşmada “bizler askeriz ne emir verilirse yerine getiririz nereye gideceğimiz belli değil , belkide çok farklı birşey için gidebiliriz” konuşmasını yaptığı, burada kendisinden açık açık bir darbe girişimi var bize görev verildi darbenin karşındayız demesi gerekirken, kapalı ifadelerle emirlerine karşı çıkabileceklerin olacağını düşünürek gerçek niyetini gizleme maksatlı böyle bir konuşma yaptığı kanaatine varılarak bu kapsamdaki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Sanığın … kışlasında rütbeliler ile yapmış olduğu toplantı sonrası çıkış hazırlıklarının yapılmasına dair alınan kararlar sonrasında hazırlıkların yapılması için garajlar bölgesine gittiğinde, görevli personeli toplayarak darbeyi bastırma amaçlı olarak İstanbul iline gideceğiz demesinden sonra; görevli personelden sanık E. Ç. sanık … için beyanlarında “İstanbul’a gideceğiz, darbecileri bastırmak amacıyla dedi, sonra araçların başında personel beklesin dedi. Biz de beklemeye devam ettik şeklinde, O. Ö. “Kısa bir süre sonra saat kaç sıralarıydı 04:00 veya 05:00 e yakın bir civardaydı. Tabur komutanı …’un gelerek biz darbeci değiliz, o an toplayıp toplamadığını hatırlamıyorum. Ama bu konuşmayı hatırlıyorum. İşte biz darbeci değiliz. Darbeyi bastırmak için İstanbul’a hareket edebiliriz. Yazılı emir bekliyorum. Bu emri bekliyoruz siz de burada hazır olun deyip gittiğini biliyorum şeklinde , Tanık A. D.’nin ,”…’un bize yani taburca, tank bölüğünün önünde … bölük rütbelileri vardı. Diğer piyadelerden de yani şu an hatırlamıyorum ama bir kaç kişi vardı. İstanbul’daki kalkışmayı bastırmak için bir emir aldığımızı, tabur olarak bir intikal emri aldığımızı söyledi. Bu cümleyi … kurdu. Yani İstanbul’daki kalkışmayı bastırmak için bir intikal emri aldık dedi. Onun için gerekli hazırlıklarınızı yapın bir saatiniz var dedi şeklinde. Tanık A. S. “… toplantı sonrasında topluluğa hitap ederek emir aldık İstanbul’a gideceğiz araçları hazırlayın dedi. Kolordu Komutanından emir geldi …’daki birliklerde sıkıntı olmadığını fakat İstanbul’daki birliklerde bir hareketlilik olduğunu onu bastırmak için gidilmesi gerektiğini bu minvalde hazırlanmamız gerektiğini bize söyledi biz de araçları hazırladık”. şeklindeki beyanları dikkate alındığında sanık …’ın yazılı emir bulunmadığı halde sanki yazılı bir emir varmış gibi izlenim vererek, İstanbul’a darbeyi bastırma amaçlı olarak gideceğiz demek suretiyle gerçek niyetini gizlediği, biz darbecilere yardım için İstanbul’a gideceğiz demesi halinde bir kısım personelin buna karşı çıkacağı ve kışladan çıkmak istemeyeceğini bildiği için gerçek niyetini gizleyerek “darbeyi bastırmaya gidiyoruz biz dost mavi kuvvetleriz “şeklinde söz sarf etmiş ve … kışlasından çıkış için gerekli ama olmayan yazılı emir varmış gibi söyleyerek görevli personelden gerçekleri gizlemiştir.
Sözde sıkıyönetim direktifinin … kışlasına ulaşmasından sonra sanık …’un emirlere karşı gelen olurmu dedikten sonra,” emirlere uymayan olursa tutuklayın” diyerek Z. D.’ye talimat verdiği, sanığın olayın olduğu saat ile yapılan hazırlıklar itibariyle emirden maksat kışladan çıkış hazırlığı kapsamında Tugay karargahından gelen sözde sıkı yönetim direktifine uymayanların tutuklanmasını kastı olduğu bu saikle emir verdiği kanaatine varılmış, her ne kadar sanık … gerek Yargıtay bozma ilamı gerekse Yargıtay bozma ilamı sonrası benim emrime uymayanları tutuklayın dedim, sıkı yönetim emrine uymayanları tutuklayın gibi bir kasıt taşımadım, benim emirlerime uymayanları kastettim, kastım bu değildir demiş ise de, Tugay karargahında, … kışlasında, … kışlasında ve … ilinde yaşanan o geceki olaylarda, şehir merkezinde olsun kışla içerisinde herhangi bir kargaşanın, çatışmanın yaşanmadığı, yine rütbeli veya rütbesiz personelin de üstüne veya astlarına kötü muamelesinin bulunmadığı, hazırlıkların bir sakinlik içerisinde sürdüğü, buna rağmen sanık …’un ortada hiç bir şey yokken emirlere uymayanları tutuklayın şeklinde bir emir talimat vermesinin yaşanan olaylara uygun düşmediği, Tugay karargahında, kışla içinde ve … kışlasında da sanık … dışında bir kişinin aynı mahiyette emrinin bulunmadığı, sanığın gerçekte kendisine sözde sıkı yönetim emri doğrultusunda hazırlık yapılması şeklinde verilen emirlere uymayanların tutuklanması yönünde emir verdiği kanaatine varılmış bu kapsamda savunmalarına itibar edilmemiş, yine … kışlasında saat 01:30 civarlarında tabur komutanımız … gelmişti. O esnada televizyonlar açıktı. Televizyonları kapatın bilgi kirliliği olduğunu söyledi. Biz de televizyonu kapattık. Ondan sonra bir kalkışma söz konusu, bu kalkışmayı püskürtmek amaçlı İstanbul’a intikal edeceğiz diye o şekilde emir geldi şeklinde beyanda bulunana Tanık O. G.’nin beyanlarından da anlaşılacağı gibi, darbe girişiminin televizyondan bir kısım personelin seyrettiğini gören sanık …’un televizyonun kapatılmasını isteyerek personelin darbe girişimi hakkında gerçek bilgiye haberlere ve gerçek olaylara ulaşılmasına engel olduğu, sanık her ne kadar ben bilgi kirliliği açısından televizyonun kapatılmasını istedim demiş ise de, personel ve sanık …’un aralarında bir tartışma, darbe girişimi ile ilgili konuşma geçmediği, kendisine bilgi kirliliği konusunda bir şikayetin iletilmediği, televizyonda verilen haberlerin doğruluğunun veya yanlışlığının izleyenler tarafından rahatça değerlendirilebileceği, zira izleyen kişilerin asker oldukları nazara alındığında bu kapsamdaki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Sanık … 2017/63 E sayılı dosyada aynı konumda birlikte yargılandıkları sanıkların aynı suçtan yapılan yargılamada beraat ettiklerini savunmuş ise de, diğer bir kısım sanıklar hakkında verilen kararın Yargıtay aşamasında olduğu henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
TCK 61. maddesi de sanığın suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmış olması nedeniyle verilen cezanın TCK 39/1-2-c maddeleri uyarınca indirilerek sanığın takdiren 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, TCK 62 madde gereği cezasından indirim yapılarak cezalandırılması yönüne gidilmiştir.
Sanık … Yönünden;
FETÖ/PDY subay yapılanması içerisinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen subayların savunmalarında kendilerinden sorumlu olan cemaat abilerinin sabit hatlardan aramak suretiyle kendileriyle iletişim kurduklarını beyan etmeleri üzerine bahse konu subay abilerince kullanılan sabit hatların HTS dökümlerinin Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.02.2017 tarih ve 2017/674 D.iş sayılı kararı ile alınması sonrası gerçekleştirilen incelemede, sanık …’un da benzer şekilde 9 kez arandığı, ayrıca kendisinden hemen sonra ise S. E. isimli şahsın arandığı, S. E.’nin de subay olduğu, dolayısıyla sanık …’un söz konusu sabit hatlardan subay sorumlularınca arandığı, S. E.’nin o dönemde sanık … ile aynı evde kaldığı subay arkadaşı olduğu, sanık …’un silahlı terör örgütüne mensup olduğu, zira örgüt sorumlularının, sorumlu oldukları subayları sabit hatlardan ve kontörlü telefonlardan aradıklarının bir çok subay sorumlusunun etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle verdikleri savunmalarında ve yine haklarında soruşturma açılmış ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen bir çok subayın savunmasında sabit olduğu, nitekim sanık …’un da bir çok kez bu şekilde arandığı, kendisinden sonra yapılan diğer aramanın da sanık …’un ev arkadaşı olan bir subaya ait olduğu nazara alındığında, bu aramayı yapan kişinin FETÖ/PDY subay sorumlusu olduğu, Yargıtay bozma ilamı sonrası dinlenen tanık S. A.’nın sanığın örgüt içinde ev abiliği görevini yaptığını bildirdiği de gözönüne alındığında sanığın bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik yapısı içerisinde yer aldığı ve atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği, savunma ve dosya kapsamından anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarihli ve 2018/5526 Esas, 2019/6842 Karar sayılı kararında detayları belirtildiği şekilde örgütün iletişim yöntemi olduğu kabul edilen ardışık arama ve ankesörlü telefon ile haberleşme yöntemlerince, FETÖ/PDY subay yapılanması içerisinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen subayların savunmalarında kendilerinden sorumlu olan cemaat abilerinin sabit hatlardan aramak suretiyle kendileriyle iletişim kurduklarını beyan etmeleri üzerine bahse konu subay abilerince kullanılan sabit hatların HTS dökümlerinin Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.02.2017 tarih ve 2017/674 D.iş sayılı kararı ile alınması sonrası gerçekleştirilen incelemede sanığın da örgütün mahrem imamları tarafından sabit hatlardan 9 kez arandığının anlaşılması, kendisinden hemen sonra o dönem kendisi ile aynı evde kalan ve subay olan S. E. isimli şahsın da arandığının tespit edilmesi, bozma sonrası İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık S. A.’nın, “sanık ile 2005-2006 yılları arasında örgüt evinde birlikte kaldıkları ve lise 1 inci sınıf öğrencilerine ders verdikleri, daha sonra sanığın ev abisi olduğu, 2010 yılında askeri sınavları kazanıp Etimesgut Zırhlı Birlikler’de eğitim aldıkları, bu esnada sanıkla birlikte TRT’de çalışan ancak ismini bilmediği bir şahısla görüştüklerini” beyan etmesi ve tüm dosya kapsamı gözetilerek; sanığın örgütün hiyerarşik yapısına girerek silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, özleri değiştirilmeksizin tartışılması, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılması, eylemin doğru olarak nitelendirilmesi ve kanunda öngörülen suç tipine uyması, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulanması nedenleriyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16 ncı Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 esas 2019/1953 karar sayılı kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik … bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK’nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK’nın 37. maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; oluş, iddia, tanık anlatımları, mahkemenin kabulü ve tüm dosya kapsamına göre, 54 üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı …’ta konuşlu 1 inci Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı’nda Tabur Komutanı olarak kurmay yarbay rütbesi ile görev yapmakta iken; saat 21:20 sularında kendisini arayan E. T.’nin talebi üzerine tugay karargahına giden, sanık H.’nin yönlendirmesi ile E. T.’nin emrine uyarak nöbetçi subayına, sözde KOKTOD kapsamında toplanılması talimatıyla personelin mesaiye çağrılması emrini veren, tugay karargahından … kışlasına geçerken malzeme ve mühimmattan sorumlu personeli de alarak mühimmat listesinin kendisine ulaştırılmasını isteyen, tekrar gittiği tugay karargahında on dakika kadar kaldıktan sonra …’a geri dönen, bu sırada sözde sıkıyönetim direktifi mesajından da haberdar olan, kışlaya gelen personelin hazırlıklarını sağlayan, tugay karargahından E. T. vasıtasıyla gelen 100 kişilik rütbelilerden oluşan birlik hazırlanması emri üzerine personele araçların hazırlanması ve mühimmatların alınması emirlerini veren, tugay karargahının yarbay K. K.’ya ilettiği …’teki askeri gazinoya araç çıkartılması emri doğrultusunda bir adet ZMA’nın hazırlanması ve çıkarılmasını temin eden, tugay karargahından gelen emirler doğrultusunda İstanbul’a destek amacıyla oluşturulacak birliğin zırhlı birliğe çevrilmesi sonrası bu doğrultuda hazırlıklara devam edip, hafif silah mühimmatı yanında ZMA ve tank toplarının da araçlara yüklenmesi emrini vererek bu emir doğrultusunda tank bölüğünden 6 adet tank ile mekanize piyade bölüklerinden 15 kadar ZMA ve GZPT’nin mühimmatlarıyla ve personeliyle çıkış için hazırlanmasını temin ettiği, sabaha karşı tank bölük gazinosunda televizyon izlemekte olan askerlere televizyonu kapatmalarını, izlememelerini söyleyerek personeli gazinodan çıkartan, hazırlıklar devam ederken nöbetçi üsteğmen Z. D.’ye “Emirlere uymayan olur mu? Emirlere uymayan olursa tutuklayın.” diyen, hazırlıkları tamamlanan zırhlı araçlara saat 05:30’a doğru tugay karargahından aldığı emir doğrultusunda kışladan çıkış emrini veren, üstü A. E.’nin talimatı üzerine de henüz tamamı nizamiyeden çıkış yapmamış olan araçlara geri dönme emrini ileten, araçların kışladan çıktıktan yaklaşık 200-300 metre sonra dönerek kışlaya girmelerini sağlayan sanık … hakkında,
Bozmaya uyularak İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; örgütsel bağının kesin olarak ortaya konamaması da gözetilerek, icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğunun, suç işleme karar ve iradesine katıldığının kanıtlanamamış olmasına, elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, özellikle Edirne’de darbe teşebbüsüne ilişkin bir hareketliliğin yaşanmaması ve kabullendiği (darbecilere destek) görevin İstanbul’da icra edilecek olması da nazara alındığında sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmediği gibi fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduğundan da bahsedilemeyeceğinin anlaşılmasına, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin; bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirme itibariyle, mevcut irade ve bilgilerini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendisinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanmadığına, bu nedenle bir hukuka uygunluk sebebi olarak “Yetkili amir tarafından verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan, hizmete ilişkin emrin ifasının (5271 sayılı Kanun madde 24) maddi şartlarında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğünün kabulüne imkan bulunmadığından 5271 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin de tatbik şartlarının oluşmadığına dair saptamanın ve sanığın sübutu kabul edilen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci ve 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturduğuna dair kabulün yerinde olduğu anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık ve müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Sanık …’un terör eylemi kapsamında işlediği Anayasayı ihlale yardım etme suçu yönünden TCK’nın 58/9. maddesi bir ceza değil cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, bu konunun gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, gerekse Dairemizin yerleşik uygulamaları karşısında kazanılmış hak oluşturmayacağı da nazara alınarak infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde (A ve B) bentlerinde açıklanan nedenle bozma sonrası dosyanın gönderildiği Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2021 tarihli ve 2021/246 Esas, 2021/322 Karar sayılı kararlarında, sanık …’un Anayasayı ihlal suçuna yardım etme, sanık … hakkında ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … ile sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.