Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/15709 E. 2023/2550 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15709
KARAR NO : 2023/2550
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2017/579 Esas, 2018/207 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 inci maddesi fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 221 inci maddenin beşinci fıkrası uyarınca 2 yıl 2 ay 7 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2018/744 Esas, 2019/881 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.10.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Teşdit uygulanmasının kanuna aykırı olduğuna,
4. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Bu kapsamda sanığın örgütsel gizliliğe riayet etmek üzere bylock ve eagle programlarını kullandığının BTK müzekkere cevapları, kolluk tutanak ve müzekkere cevapları ve sanığın ikrarı ile sübut bulması ve sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün toplantı ve sohbetlerine katılması ve örgüt ile irtibatlı çok sayıda kişi ile irtibatlı olduğunun anlaşılması ile aleyhine gelen tanık beyanları ve sanığın bu tanık beyanlarını ikrarı kapsamında sanığın örgütün Milli eğitimden sorumlu il ablası konumunda olduğunun anlaşılması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütünün ideolojisini benimseyerek hiyerarşisi içerisine girdiği, eylemlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk nazara alındığında örgüt üyesi olarak kabulünün zorunlu olduğu, kaldı ki yukarıda izah olunduğu üzere tek başına bylock isimli gizli haberleşme programının kullanılmasının dahi bu örgütün hiyerarşik yapılanması içerisine girmek için yeterli olduğunun kabulü gerektiği, zira yıllarca gerek Yargıtay 9 CD’nin gerekse 16. CD”nin süreklilk gösteren içtihatlarında PKK silahlı terör örgütü açısından “özgeçmiş” raporu sunmanın tek başına örgüt üyeliğinin delili olarak kabul ettikleri, örgütün güvenmediği, hiyerarşik yapılanmasına dahil etmediği kişiden özgeçmiş raporu almasının mümkün olmadığını belirttikleri, BYLOCK gizli haberleşme programının da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü açısından bu mahiyette olduğunu kabulü gerektiği, zira takiyye ve gizlilikte diğer tüm örgütlere pabucunu ters giydirecek nitelikte mahir olan bu örgütün güvenmediği, hiyerarşisine dahil etmediği, kişilere BYLCOK isimli gizli haberleşme programını yükleyip kullandırtmayacağı bu haliyle sırf bylock kullanımının bile örgüt üyeliği açısından yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere Terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı, hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren terör örgütlerinin, örgütün “hiyerarşik yapısına” dahil olmayan, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynaklardan bilgi kabul etmeyecekleri gibi, gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri, terör örgütlerinde örgüt mensupları arasında iletişimi sağlama ve örgüt liderlerinden alınan talimatlar ile örgüt faaliyeti kapsamında yapılacak toplantılarının çağrısını yapmak gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği ve bu eylemlerin salt yardım düzeyini aşmamış eylemlerden nitelik itibariyle farklılık arz ettiği göz önüne alındığında dosyamız sanıklarının sıradan bir vatandaşın temin edip kullanma imkanı olmayan ve sadece FETÖ/PDY örgütü mensuplarınca haberleşme amacıyla kullanıldığı bilinen Bylock isimli programı GSM hatları üzerinden kullanmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve böylelikle üzerine atılı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında sanığın sübut bulan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi uyarınca kastının yoğunluğu, suçun işleniş şekli, sanığın örgütte muş ilinde milli eğitimden sorumlu abla olarak görev aldığının anlaşılması ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmış, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi uyarınca bu ceza 1/2 oranında arttırılmış, sanığın gerek soruşturma gerekse yargılama aşamasında bizzat pişmanlık göstererek üzerine atılı eylemlere yönelik olarak ikrar mahiyetli beyanlarda bulunmasının yanı sıra, örgütün yapısı, faaliyetleri, örgüt elemanları hakkında örgütte bulunduğu süre ve konumu ile uyumlu beyanlarda bulunduğu, kendisiyle ilgilenen ve kendisinden sorumlu olan, kendisinin altında bulunan ve örgütte abla konumunda olan çok sayıda kişilyi teşhis ve tespit ettiği , örgütsel bağlantılarına ilişkin tespit ve teşhislerde bulunduğu, sanığın beyanları, teşhis ettiği kişi sayısının çokluğu ve nitelikleri nazara alınarak sanığın örgütteki konumu ve kaldığı süreyle uyumlu ve faydalı olacak şekilde beyanlar ve teşhisler yapıtığı anlaşılmakla sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması gerektiği, sanığın yakalandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmakla verdiği bilgiler ile teşhis ettiği kişi sayısı ve nitelikleri nazara alınarak cezasından 5237 sayılı TCK’nın 221/4 maddesi uyarınca takdiren 3/4 oranında indirim yapılmış, sanığın pişmanlık beyanları, sabıkasız geçmişi nazara alınarak hakkında 5237 sayılı TCK’nın 62. Maddesi takdiren uygulanmış ve sanık neticeten 2 yıl 2 ay 7 … hapis cezası ile cezalandırılmış, TCK 58/9 maddesi uyarınca sanık hakkında tekerrür hükemleri uygulanmış, yine TCK 221/5 maddesi uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında denetimli serbestlik uygulanmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve müstakar kararlarında Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, sanığın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında yaptığı savunmasına göre Bylock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüte ait evlerde kalan, örgüt mensupları tarafından düzenlenen sohbet toplantılarına katılan, örgüt içinde ser rehber ve meb sorumlusu olarak görev yapan, Bank …’ya talimatla para yatıran sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemekle yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşditin derecesinin tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığa verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2018/744 Esas, 2019/881 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosyanın Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.