YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15771
KARAR NO : 2023/131
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1510 E., 2019/768 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2017 tarihli ve 2017/39 Esas, 2017/173 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 3713 Terörle Mücadele Kanun’un (3173 sayılı Kanun) 3-5/1, 5237 sayılı Kanun’un 62/1, 53/1-2-3, 58/6-9, 63 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi; 11.11.2019, tarihli ve 2018/1510 Esas, 2019/768 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.10.2021 tarihli; usul ve yasaya uygun olan hükmün onamasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
Tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, tanıkların soruşturma aşamasında verdikleri beyanlarından mahkeme huzurunda dönmelerine rağmen soruşturma beyanlarının kabule alındığına, şüpheden sanık yaralanır ilkesi gereği sanık lehine yorum yapılması gerektiğine, sanığın yaşı itibariyle ByLock programından yargılama aşamasında haberdar olduğuna ilişkindir.
III. OLAY ve OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Makemesinin kabulü
” Tanıklar M.K. ve M.K. aynı zamanda hakkında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen şüpheli sıfatına haiz şahıslar olup kolluk aşamasındaki beyanları zorunlu müdafii huzurunda alınmıştır. Dolayısıyla tanıkların kolluk aşamasında köy grubundan sorumlu olduğunu beyan ettikleri sanık ile ilgili bu kez duruşmada daha önce böyle bir beyanda bulunmadıklarını beyan etmeleri, tanıkların sanık N.İ.’yı suçtan kurtarmaya yönelik beyanları olarak değerlendirilmiştir. Tanıkların kolluk ifadelerine; İfade tarihinden yaklaşık bir yıl kadar önce en son R.T. tarafından köy sorumlularının görevlendirildiği, buna göre N.İ’nin da … köyü sorumlusu olarak seçildiği, yapılan bu görevlendirmeler kapsamında köy sorumlularının sorumlu oldukları köylere giderek imkan bulurlarsa sohbet ortamı düzenledikleri, ayrıca hizmet grubuna yardım etmek isteyen olursa bu kişilerden et, deri, fitre ve zekat gibi nakdi yardımlar alarak köy grubu sorumlusuna teslim ettikleri, köy sorumlularının 15 günde bir köy grubu sorumlusu başkanlığında toplanarak faaliyet değerlendirmesi yapıldığı, eksik kalan hususlarla ilgili diger grupların yaptığı faaliyetlerin örnek olarak gösterilerek eksikliklerin giderilmesinin hedef alındığı, bu toplantıların evlerde, Efe Yurdunda ve çoğunlukla da … Dersanesinde yapıldığı, … isimli kişinin köy imamı olduğunun beyan edilmesi ve müdafii huzurunda alınmış olması nedeniyle itibar edilmiş, duruşmada bu beyanlardan vazgeçilmiş olması sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olarak değerlendirilmiştir.
Sanık, adına kayıtlı 0532 (…) (..) (..) telefon numarası üzerinden … user ID numarası ile kullanıcı adı: …, Şifre: . .., profil bilgisiyle ByLock isimli programı kullandığı tespit olunmuştur. Sanık savunmasında ısrarla ByLock isimli programı kullanmadığını beyan etmiştir.
TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümleri çerçevesinde sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde; sanığın mütevelli grubu içinde yer aldığı, 2014 yılı içerisinde R.T. tarafından dağıtımı yapılan köy grubundan sorumlu olduğu, sanığa … köyünün sorumluluğunun verildiği, R.T. tarafından 15 günde ya da ayda bir değerlendirme toplantıları yapıldığı, bu toplantılara sanığın da katıldığı, ByLock isimli örgüt tarafından mesajlaşma sistemi olarak kullanılan programı kullandığı anlaşılmakla, sanığın yaşı, sosyal çevresi ve eğitim durumu dikkate alındığında dini vecibelerin yerine getirilmesine vesile olunması maksadını çoktan aştığı anlaşılan yapının faaliyetlerine, devletin tüm kurum ve birimleri ile birlikte etkin bir mücadele edilmesine dair kararların alınması, aynı tespit ve açıklamaların devlet ve hükûmet yetkililerince de en üst düzeyde benimsenip kamuoyu ile paylaşılmasına rağmen devam etmesi nedeniyle artık sanığın hata hükümlerinden yararlanamayacağı, sanığın eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler olduğu, sanığın emir almaya açık bir biçimde hiyerarşik yapı içerisinde yer almaya devam ettiği bu nedenle de üzerine atılı silahlı terör örgütüne üyelik suçunun sübuta erdiği vicdani kanaatine varılmıştır. ”
Tüm dosya kapsamında yer alan ve değerlendirilen deliller ışığında sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılarak sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. Sanığın … ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Soruşturma aşamasında müdafi huzurunda dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamına göre, sanığın; silahlı terör örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılması, örgüte yardımlarda bulunması, … köyü sorumlusu olarak seçilmesi, yapılan bu görevlendirmeler kapsamında köy sorumlularının sorumlu oldukları köylere giderek imkan bulurlarsa sohbet ortamı düzenlediği bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Somut olay değerlendirildiğinde; sanığın sosyolojik ve kültürel durumu örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını ve ByLock programının gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmaması yerindedir.
Sonuç olarak; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve müdafii huzurunda beyanları alınan tanık beyanlarına göre mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı ve tüm dosya kapsamıyla uyumlu olarak sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin 2 nci fıkrası kapsamında kaldığının kabul edildiği anlaşılmakla, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayandığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında TCK’nın 58/9 uncu maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisine ilişkin sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi gereği hükmün ilgili bendindeki “Sanık hakkında TCK’nın 58/6 ncı maddesindeki hüküm karşısında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının ihtarına, (ihtarat yapıldı) ” ibaresinin çıkarılarak “Örgüt mensubu olan sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının TCK’nın 58/9 uncu maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.