YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15775
KARAR NO : 2023/104
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3853 E., 2019/1287 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2018 tarihli ve 2018/105 Esas, 2018/611 sayılı Kararı
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 3, 5/1, 5237 sayılı Kanunu’nun 62/1, 53/1-a-c-d-e, 58/9, 63 ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2018/3853 Esas, 2019/1287 Karar sayılı kararı
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; sanık hakkında, usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, delillerin hukuka aykırı olduğuna ve birbirleri ile çeliştiğine bu sebep ile kabule esas alınamayacağına, ByLock programının gerçek kullanıcısının tespiti noktasında sanık ve eşinin dosyalarının birleştirilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık her ne kadar üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de, tanık sıfatıyla dinlenen B.K.’ın alınan beyanında kendisinin örgüt içerisinde 98 mezunu emniyet müdürü eşlerinden sorumlu mahrem imam olduğunu, sanığın örgütün sohbet adı altında düzenlediği toplantılara ara ara katıldığını, sanıkta ByLock programı olduğunu ve kendisine şifre göndererek programa dahil ettiğini belirttiği, sanığın kullanmış olduğu tespit edilen 0505 (…) (..) (..) GSM numarası ile … ID ile ByLock programını kullandığı ve ekli listesinde sanığın mahrem imamı olan B.K.’ın kullanımında olan … ID ile kayıtlı olduğu ve B.K.’dan sanığa toplantının yapılacağı güne ilişkin mesaj geldiği, yine B.K.’ın ByLock listesinde sanığın isminin bulunduğu, bu haliyle sanığın tanık anlatımını doğrular şekilde münhasıran örgüt mensuplarınca kullanılan ByLock programını hiçbir şüpheye bırakmayacak şekilde kullandığı ve örgüt toplantıların katıldığı mahkememizce anlaşılmakla; sanığın örgütün gayesini bilerek ve benimseyerek bu örgüte girip, örgüte katılmayı, bağlanmayı ve hiyerarşik gücün emrine girmeyi kabul ettiği, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup örgütün faaliyetleri çerçevesinde eylemlerde bulunduğu dolayısıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit olmakla” şeklinde gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “07.03.2018” olarak yazılması gerekirken “07.03.2018 ve öncesi” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir bir yazım hatası olduğundan ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 5237 sayılı Kanunu’nun 53 üncü maddesinin uygulanması hususu infaz aşamasında gözetilebileceğinden sonuca etkili bulunmayarak İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; dosya içerisinde bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre ByLock kullanıcısı olan, ByLock yazışma içeriklerine göre örgüt üyeleriyle haberleşen, tanık beyanlarına göre de örgütün sohbet adı altında düzenlediği toplantılara katılan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2018/3853 Esas, 2019/1287 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.