YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15780
KARAR NO : 2023/1875
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin on birinci alt bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2018 tarihli ve 2017/137 Esas, 2018/232 sayılı Kararı ile sanık hakkında örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 inci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesi, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2018/2792 Esas, 2019/1154 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın ve müdafilerinin temyiz istemi özetle;
1.HTS kayıtlarının içeriklerinin belli olmadığına, aleyhe delil olarak değerlendirilemeyeceğine,
2.Tanık beyanlarında suç teşkil eden eyleme dair bir anlatım bulunmadığına,
3.Bank … hesabının eski tarihli olduğuna, faizsiz bankacılık nedeniyle tercih edildiğine, rutin işlemler olduğuna, örgüt liderinin talimatıyla hareket etmediğine
4.Kararın gerekçesiz olduğuna ve masumiyet karinesinin ihlal ediliğine ve
5.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tanık beyanlarına göre sanığın, örgüt mensubu kişilerle ilişki içinde olduğu, HTS kayıtlarına göre örgütle irtibatlı ve iltisaklı kişiler ile irtibat halinde olduğu, Zaman gazetesi aboneliği, Bank … hesap dökümü ve TEM raporu karşısında sanığın durumu nazara alındığında sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğuna dair tam kanaat edinilebilecek delillerin elde edilemediği, ancak izah edilen delillere göre sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım niteliğinde kaldığı kanaatiye hakkında örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, suç tarihinin hatalı yazılması dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
04.02.2014 olan suç tarihinin Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında “Şubat 2014” olarak, İlk Derece Mahkemesi karar başlığında ise “08.02.2017” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Sanığın örgüte müzahir Zaman Gazetesine abone olmasının örgütsel faaliyet ya da müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Tanık beyanlarına göre örgütün bazı toplantılarına katılan, imam hatip olarak görevli olmasına rağmen örgütle iltisaklı yurt inşaatında çalışan sanığın, örgütle iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de daha önceden hiç hesap hareketi yok iken örgüt liderinin talimat vermesinden sonra 04.02.2014 tarihinde para yatırarak katılım hesabı açma şeklindeki işlemin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu anlaşılmakla, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiklerinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık ve müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sair nedenler de yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.06.2019 tarihli ve 2018/2792 Esas, 2019/1154 sayılı Kararında sanık ve müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY : İlk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kabulüne göre; örgütsel hiyerarşiye girdiği sabit olmayan sanığın örgütle iltisaklı Bankasya isimli bankaya, daha önceden herhangi bir hesap hareketi olmamasına rağmen 04.02.2014 tarihinde 5.000 TL para yatırmak suretiyle katılım hesabı açması örgüte yardım suçunun delil olarak kabul edilmiş ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyumazlığın temeli sanığın bu şekildeki eyleminin örgüte yardım suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır. Sanığın hesap hareketleri incelendiğinde 04.02.2014 tarihinde açmış olduğu katılım hesabını 08.02.2016 tarihinde kapattığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla sanığın, bankanın yönetiminin TMSF’ye devrinden çok sonraki tarihe kadar hesabını kapatmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere örgüte yardım suçlarında sanığın bilerek ve isteyerek bu eylemi gerçekleştirmesi gerekmektedir. Somut olayda sanığın savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı üzerine bu katılım hesabını açtığını gösterir, bu anlamda sanığın kastını ortaya koyan yeterli delil bulunmamaktadır. Talimatla para yatıran diğer örgüt üyelerinin yaptığı gibi banka yönetiminin TMSF’ye geçmesinden sonra da hesabını kapatmaması nazara alındığında sadece talimat tarihlerine uygun şekilde para yatırma eylemi, örgüte yardım suçunun oluştuğunu gösteren bir husus kabul edilmemelidir.
Sanığın örgüt liderinin talimatından habersiz ve örgüte yardım kastı olmaksızın başka saiklerle, gerek savunmasında belirttiği husus gerek ise başka bir şahsın ricası üzerine bu katılım hesabını açma durumu da her zaman mümkündür.
Bu itibarla sanığın örgüt liderinin talimatı ile bilerek ve isteyerek Bank Asyaya para yatırma eyleminin dosya kapsamındaki delillerle ortaya konulamadığı, bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmiyoruz.