YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15812
KARAR NO : 2023/130
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/856 E, 2018/1447 K
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; 5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin on birinci alt bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu; 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2017 tarihli ve 2017/436 Esas, 2017/298 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 3713 Terörle Mücadele Kanun’un (3173 sayılı kanun) 5/1, 5237 sayılı Kanun 221/4, 62/1, 53/ 1,2,3, 58/9, 221/5, 63 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi; 27.04.2018 tarihli ve 2018/856 Esas, 2018/1447 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.10.2021 tarihli; usul ve yasaya uygun olan hükmün onamasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
Dosyada bulunan delillerin tartışılmadan karar verildiği, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanların sanık aleyhine değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşıldığı, kararın bu hali ile 5271 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden elde edilmesi düşünülen amaca uygun olmadığına yöneliktir.
III. OLAY ve OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Makemesinin kabulü
“Sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olan Bank … isimli finans kuruluşuna 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra da örgüt elebaşısının talimatına uygun şekilde maddi finans sağlamak suretiyle dolaylı şekilde örgüte yardımda bulunduğu, sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadelerinde belirttiği şekliyle örgüt içerisinde özellikle 2013 yılından sonra gizlilik çerçevesinde ByLock programını kullandığı gibi örgütsel talimatların iletilmesi konusundaki sohbet, yurt içi, yurt dışı gezi, konaklamalı toplantı ve benzeri adlarla yapılan organizasyonlara mütevelli seviyesinde katılım sağladığı, sorumlu olduğu öğrenci evlerine iaşe, maddi yardım şekilde destek sağladığı ve bu şekilde örgütün talimatlarını yerine getirdiği, FETÖ/PDY örgütü ile iltisaklı derneklere bağış adı altında yardımda bulunduğu, örgütün gizlilik ilkesi doğrultusunda din ve dini duyguları kullanarak örgütün üye sayısını arttırmaya çalıştığı ve yine ByLock içeriklerine göre FETÖ örgütünün eylem çeşitliliği içerisinde çok sayıda örgütsel faaliyette yer aldığı” anlaşılan sanığın eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu, mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 314/2 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın örgütün devamlılığına yönelik kararlar alan ve uygulayan kişilerden oluşan örgüt mütevelli heyeti içinde yer alması gözetilerek takdiren ve teşdiden alt sınırdan kısmen uzaklaşılarak hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 221/4-2. cümlesi ve 62. maddesi uyarınca indirim yapıldığı belirlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkan verir şekilde değerlendirme yapıldığı ve sanığın; silahlı terör örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılması, örgütün mütevelli üyesi olması, örgüte yardımlarda bulunması, örgüt talimatı doğrultusunda Bank … isimli örgüt finans kuruluşuna para yatırması ve örgütün protesto eylemlerine katılması, örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonra da örgütsel faaliyetler içinde yer alması ve dosya içerisinde bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığın bilgileri ile 5237 sayılı Kanunun 314. maddesinin 2. fıkrası kapsamında kaldığının kabul edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61/1. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK’nın 61/3 maddesine aykırı davranılarak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst sınırdan indirim yapılması gerekirken fazla cezaya hükmedilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.04.2018 tarihli ve 2018/856 Esas, 2018/1447 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.