Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/15897 E. 2023/514 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15897
KARAR NO : 2023/514
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/797 E., 2018/1139 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2018 tarihli ve 2017/237 Esas, 2018/82 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 221 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 19 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 26.04.2018 tarihli ve 2018/797 Esas, 2018/1139 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tesis edilmesine, etkin pişmanlıktan indirimi yapılırken hakkaniyete aykırı hareket edilmiş olmasına ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan 11.08.2017 tarihli … Cumhuriyet Başsavcılığının sanık hakkında re’sen soruşturma başlatmasından sonra sanığın yakalanarak gözaltına alındığı, sanığın yakalandıktan sonra etkin pişmanlık hükümleri kapsamında müdafii huzurunda ifade verdiği, fotoğraftan teşhis tutanağı ile ifadesinde geçen şahıslarla ilgili teşhiste bulunduğu, sanığın ifadesinde geçen şahıslarla ilgili soruşturma olup olmadığı hususunda … İl Emniyet Müdürlüğünce mahkememize gönderilen yazı cevabı dikkate alındığında ifadesinde geçen ve telefonuna ByLock programını yükleyen Mahmut U. hakkında soruşturma yapıldığı ve tutuklu olduğu, yine sohbetlere katıldığına dair ve sohbetlerde bulunan şahıslarla ilgili beyanda bulunduğu, FETÖ/PDY’ye mensup üyelerin çoğunun kod adınının bulunduğu, sanığın …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … ile ilgili beyanlarının bulunduğu, örgüte üye ve yönetici şahıslar hakkında yalnızca ön ad bilgileri verdiği soyadları ile ilgili herhangi bir bilgi paylaşmadığı, bu şahıslarla ilgili soruşturma olup olmadığının kimlik bilgileri tespit edilemediğinden dolayı tespitin yapılamadığı, sanığın üniversite yıllarından bu yana örgüt içerisinde bulunduğunu ve FETÖ’ye müzahir kurumlarda çalıştığını beyan ettiği, sanığın gerek ByLock ile ilgili gerekse sohbetlerle ilgili ifadesi ve tüm ifadesi birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, aksi takdirde suçlamaları tamamen red eden ile örgüt faaliyetleri çerçevesinde By-Lock yüklediğini kabul eden, ByLock’u yükleyen şahsı teşhis eden ve sohbetlerle ilgili bilgi veren ve bu kapsamda örgütün faaliyetleri kapsamında kısmen de olsa bilgi veren şahıs hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının adil bir sonuç doğurmayacağı, suçlamaları tamamen red eden sanık ile kısmen de olsa örgüt faaliyetleri çerçevesinde bilgi veren sanığa aynı cezanın verilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, örgütün çökertilmesi açısından kısmen de olsa örgütün faaliyetleri hakkında bilgi veren şahıslar hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmasının örgütün çökertilmesi, sanıkların etkin pişmanlıktan yararlanmalarının teşvikine neden olacağı ve bu kapsamda örgüt ile ilgili yeni bilgilere ulaşılmasını sağlayacağı, sanığın gerek soruşturma aşamasında gerekse yerel mahkemede gelen yazı cevapları bir bütün olarak değerlendirildiğinde samimi bir şekilde kısmen de olsa örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili mahkememize bilgi verdiği dikkate alınarak sanığın yakalandıktan sonra göstermiş olduğu etkin pişmanlıktan dolayı verilen cezada verdiği bilgiler ve bilgiler doğrultusunda gelen yazı cevapları birlikte değerlendirilerek örgütün faaliyetleri çerçevesinde kısmen bilgi verdiğinden 5237 sayılı TCK’nın 221/4 fıkrası gereğince takdiren asgari oran olan 1/3 oranında indirim yoluna gidilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
a) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK’nın madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK’nın madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
b) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanık müdafinin temyizi kapsamında “sanık hakkında beraat kararı verilmesi” gerektiğini yahut etkin pişmanlık kapsamında daha lehe olan hükümlerden faydalanması gerektiği ileri sürülmüş ise de sanığın etkin pişmanlık kapsamında soruşturmanın başından itibaren benzerlik gösteren beyanlarında telefonuna ByLock programını yükleyen şahsın adını verdiği, yine sohbetlere katıldığına dair ve sohbetlerde bulunan şahıslarla ilgili beyanda bulunduğu, FETÖ/PDY’ye mensup üyelerin çoğunun kod adınının bulunduğu, sanığın …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … ile ilgili beyanlarının bulunduğu, örgüte üye ve yönetici şahıslar hakkında yalnızca ön ad bilgileri verdiği soyadları ile ilgili herhangi bir bilgi paylaşmadığı, bu şahıslarla ilgili soruşturma olup olmadığının kimlik bilgileri tespit edilemediğinden dolayı tespitin yapılamadığı, sanığın üniversite yıllarından bu yana örgüt içerisinde bulunduğunu ve FETÖ’ye müzahir kurumlarda çalıştığını beyan ettiği, sanığın gerek By-Lock ile ilgili gerekse sohbetlerle ilgili ifadesi ve tüm ifadesi karşısında diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.
c) Sanık hakkında tayin edilen hapis cezasından TCK’ nın 221/4-son cümlesi gereği 1/3 oranında indirim yapılırken, ” 5 yıl 6 ay hapis” cezası yerine hesap hatası sonucu ” 4 yıl 18 ay 15 hapis” cezasına ve TCK’ nın 62 nci maddesi gereği 1/6 oranında indirim yapılırken, “4 yıl 7 ay hapis” cezası yerine hesap hatası sonucu ” 3 yıl 19 ay hapis” cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 26.04.2018 tarihli ve 2018/797 Esas, 2018/1139 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.