Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/16017 E. 2023/2024 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16017
KARAR NO : 2023/2024
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ….Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2018 tarihli ve 2018/105 Esas, 2018/360 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, 62 nci, 53 üncü, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsubuna karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.01.2019 tarihli ve 2018/2878 Esas, 2019/187 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.10.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri,
1-Uusul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2-Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3-Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçu bakımından mahkememize açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde gerek kovuşturma ,gerekse soruşturma aşamasında toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Gerek soruşturma aşamasında yapılan araştırmalar neticesinde ve kovuşturma aşamasında gelen ByLock içerikleri ve raporlarından, ayrıca BTK HTS analiz kayıtlarından anlaşılacağı üzere sanığın ByLock isimli programı yüklediği, kendisine ait ID ve kullanıcı adı oluşturduğu ve örgüt üyelerinin ekli bulunduğu, bu şekli ile sanığın ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği,
Bilindiği üzere ByLock programının, özel bir server üzerinden yalnızca FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretildiği, örgüt mensuplarının, deşifre olmadan ByLock isimli kriptolu program üzerinden haberleşmeyi sağladıkları, bu hususun dosyada mevcut ByLock uygulamasına ilişkin teknik rapor içeriği, emniyet araştırma raporu ve KOM Daire Başkanlığı yazısından anlaşıldığı, ByLock programının kurulum dosyası olmadan internet üzerinden temininin mümkün olmadığı, bu programa erişimin, ancak örgüt üyelerinin kendi aralarında, Bluetooth, Flash bellek vb. gibi digital ortamdan kurulum dosyasını birbirlerine vererek sağlandığı, dolayısıyla ByLock isimli programa FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen bir kişinin ulaşmasının mümkün olmadığı,bu nedenle ByLock programı kullanımına ilişkin resmi kurumlarca ortaya konulan bilgi, belge ve kayıtlar, soruşturma veya kovuşturma aşamasında aksi ispatlanmadıkça FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısını gösterir bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği,
ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, bu ağa dahil olan kişilerin ağ içinde başka bir kişi/kişiler ile yaptığı görüşme içeriklerinin olması da gerekmeyeceği,
Sanığın eylemi değerlendirilirken tüm faaliyetleri tek tek ve ayrıca bir bütün halinde gözetilmesi gerektiği, bazen tek bir eylem örgüt üyeliği için yeterli olurken, işin içinde legal gibi görünüp, illegal birçok faaliyetin de olması halinde bu eylemlerin ayrıca bir bütün olarak da ele alınması ve buna göre sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekeceği,
Tüm bu anlatılanlar kapsamında her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı redde yönelik savunma yapmış ise de, dosyada yer alan sanığın kullandığı hatta ilişkin internet trafik bilgisini içerir HTS kayıtları ile ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı bir bütün olarak nazara alındığında; sanığın yukarıda zikredilen Yargıtay içtihatlarında da ifade edildiği üzere münhasıran FETÖ/PDY mensuplarınca kullanılan ByLock isimli örgüt içi haberleşme programını kullandığı böylelikle örgüt ile organik bağ kurarak örgüt üyesi vasfını kazandığı değerlendirilerek sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, hukuki süreç kısmında açıklanan eleştiriler dışında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, polis memuru olan, örgütün haberleşme aracı olan ByLock programını kullanan, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına iştirak eden sanığın eylemleri ve tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.01.2019 tarihli ve 2018/2878 Esas, 2019/187 sayılı Kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.04.2023 tarihinde karar verildi.