Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/16175 E. 2023/2933 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16175
KARAR NO : 2023/2933
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2018 tarihli ve… sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 28.02.2019 tarihli ve… sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.10.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna, etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına, ByLock’un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, silahların eşitliği ilkesine aykırı davranılarak taleplerin gerekçesiz reddedildiğine, Bank … hesap hareketlerinin rutin olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, hata hükümlerinin tartışılmasının gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında silahlı terör örgütü üye olma suçu iddiasıyla kamu davası açılmış olup yapılan yargılama neticesinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi ve yöneticilerinin kendi aralarındaki gizli yazışmaları yapmak adına kullandıkları ByLock isimli programı 0553 (…) (..) (..) numaralı hat üzerinden 13.08.2014 tespit tarihi olmak üzere … IMEİ nolu cihaz ile kullandığı, dosyada mevcut Cumhuriyet Başsavcılığı ByLock sorgu sonucunda belirtildiği, Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/4061 D.İş sayılı kararına istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosunca 81 İl Emniyet müdürlüğüne gönderilen internet bağlantı iletişim sorgu sonuçları kapsamında; sanığın 13.08.2014 ile 19.12.2014 tarihleri arasında 37001 kez ByLock serverı olan 46.166.160.137 IP nolu karşı IP numarasına 36425 ID ile bağlantı gerçekleştirdiği, sanığın baz bağlantılarının yaşam alanları ile uyumlu olduğu sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi ve yöneticilerinin kendi aralarındaki gizli yazışmaları yapmak adına kullandıkları ByLock isimli programı kullandığı değerlendirilmiş ve sanığın aksi yöndeki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu kanatiyle bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Sanık 30.07.2016 tarihinde müdafisi huzurunda alınan ifadesinde, örgüt yapısı içerisinde yer aldığını, 3 üncü ve 4 üncü sınıflara geçtiğinde örgütte abla statüsü aldığını, sohbet vermeye başladığını, 2012 yılının Temmuz ayında örgüt abileri tarafından kendisine KPSS sorularının verildiğini, girdiği sınava böylece kazanarak öğretmen olarak atandığını, eşi ile de örgüt ablasının tavsiyesi ile evlendiğini, eşi tarafından “Eagle” programının telefonuna yüklendiğini, bu programı örgüt mensupları dışında hiç kimsenin kullanmadığını, örgüt mensuplarından himmet adı altına para topladığını beyan etmiştir.
Sanık 15.12.2016 tarihinde müdafisi huzurunda verdiği ifadesinde, polis eşlerine dini sohbetler verdiğini, örgütte erkek yapılanmasının üst tabakasında bulunan şahısların eşlerinin de bayan yapılanmasının üst tabakasında yer aldığını, bir sorunla karşılaştığında bunu A. adlı ablaya ilettiğini, topladığı paraları da ona verdiğini, örgüt ablasının Bank Asyaya para yatırmasını istediğini beyan etmiştir.
Sanık sulh ceza hakimliğinde avukatı huzurunda verdiği 09.08.2016 tarihli beyanında kendisine kaç tane soru verildiğini hatırlamadığını belirterek soru hırsızlığından dolayı pişman olduğunu dile getirmiştir. Sanık duruşma aşamasında daha önceki ifadelerinin baskı altında alındığını kendisinin kandırıldığını beyan etmiştir. Ancak sanığın soruşturma aşamasındaki her iki ifadesinin müdafi huzurunda alındığı, 09.08.2016 tarihinde hakim ve avukatı huzurunda dinlenildiği görülmüş, sanığın duruşma sırasında vermiş olduğu ifadesinin suçlamalardan kurtulmaya dönük olup inandırıcı bir yanının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar sanık sınavdaki soru kitapçığının incelenmesini istemiş ise de örgütün sınav sorularını verdiği kişilere dikkat çekmemek için kitapçık üzerinde işlemler yapmaları talimatını verdiği bir çok vakıa kapsamında açığa çıkmış bir gerçektir.
Ayrıca tanık A.A. soruşturma aşamasındaki beyanında, sanığın kod adı Mahmut olan şahısla örgüt kanalıyla katalog evlilik yaptığını, sanığın eşinin örgütün il abisinin sekreterliğini yaptığını beyan etmiştir. Tanık mahkememizde sanık ile aynı örgüt evinde kaldıklarını, sanığın zaman zaman bekar bayan polislere sohbete gittiğini beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın kovuşturma aşamasındaki savunmalarının soyut nitelikte olduğu ve inandırıcı olmadığı, soruşturma aşaması ve sorgu hakimliğindeki, dosya kapsamı ve tanık beyanı ile de uyumlu olan beyanı daha doğru olduğu kanaatine varılarak kriptolu haberleşme programı olan ByLock ve Eagle uygulamasının münhasıran FETÖ/PDY mensuplarınca kullanıldığı da göz önüne alındığında, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve sözü edilen terör örgütü ile arasında organik bağ bulunduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğinin sabit olduğu ve cezalandırılması gerektiğine dair kabul ve kanaat oluşmuş ve hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 36425 ID numara üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütsel toplantılara katılan ve sohbet hocalığı yapan, himmet toplayan, katalog evlilik yapan, örgüt mensupları tarafından 2012 yılı KPSS soruları verilerek kamuya yerleştirilen sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2018/1277 Esas, 2019/259 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.