YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16704
KARAR NO : 2023/2000
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2018/470 Esas, 2018/178 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63. maddesi uyarınca 6 Yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2019 tarihli ve 2018/311 Esas, 2019/81 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.10.2021 tarih ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerinin temyiz istemi özetle,
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Yüksek Mahkemenin ilk derece mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu karardaki hususların mütalaada ispatlanamadığına,
3. Sanığın ByLock’u indirmediğini beyan ettiğini,
4.Gizli tanık Garson’un ifadesinin hiçbir hukuki değeri olmadığına ve iddiası karşısında sanığın savunma hakkını tam anlamıyla kullanamadığına, CMK’nın 58 inci maddesindeki koşulların varlığının mahkemesince ortaya konulması gerektiğine,
5.Mesnetsiz, soyut iddiaları doğrular herhangi bir somut delil bulunmadığına,
6. Hatalı gerekçe ile hüküm kurulduğuna,
7.Sanık hakkındaki iddiaların, Yargıtay kararlarında belirtilen örgüt üyeliği kriterlerine uymadığına,
8.Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Somut olay itibariyle, sanık hakkında düzenlenen veri raporunda “SAYA” vasfında olduğu, sanığın süreçten etkilenmeden canla başla hizmet ettiğinin belirtildiği, sanığın görev yaptığı İstanbul Arnavutköy ilçesinden baz bilgileri alınan, fiili kullanıcısının sanık olduğu tespit edilen, sanığın da kullandığını beyan ettiği 0505 (…) (..) (..) nolu hattından 13.05.2015-14.08.2015 tarihleri arasında ByLock programına ait 46.166.164.181 IP adresinden 50 kez bağlandığına dair tespit ile ByLock programının yalnızca örgüt içinde kullanılabiliyor olması hususları da birlikte değerlendirildiğinde, suçtan kurtulmaya dönük sanık savunmalarına itibar edilmediği, TCK’nın 314/2 anlamında örgüt üyesi olabilmek için tek taraflı bağlanma iradesinin yeterli olduğu, örgüt yöneticileri veya üyeleri tarafından üye olma iradesi olan kişiye karşı yönelmesi gereken bir beyanın olmasına gerek duyulmadığı da göz önüne alınarak sanığın dosya kapsamı itibariyle suç sürekliliği, yoğunluğu bulunduğu ve sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması ve ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi, ByLock’ta kayıtlı kişiler var ise bu kişilerin de araştırılarak gerekirse tanık olarak dinlenmeleri,ayrıca örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanıkla ilgili bilgi ya da beyan olup olmadığı da araştırılıp gerekirse ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, tüm bu delillerin dosya arasına temini, istinaf aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan Adem İrtem isimli kişinin beyanlarının okunması, gerekirse tanık olarak dinlenmesi ile birlikte tüm delillerin CMK’nın 217 inci maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür.
Kabul ve uygulamaya göre ise;
Sanığa örgüte üyelik suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin aynı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2019 tarihli ve 2018/311 Esas, 2019/81 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.04.2023 tarihinde karar verildi.