YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16705
KARAR NO : 2023/2001
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2018 tarihli ve 2018/1 Esas, 2018/179 sayılı Kararı ile sanık hakkında;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, TCK’nın 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, TCK’nın 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü
maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.01.2019 tarihli ve 2018/2941 Esas, 2019/70 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.10.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Yargılamanın Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırılık teşkil ettiğine,
2.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
3. Sanığın ByLock programını kullanmadığına,
4.ByLock’a ilişkin verilerin hukuka aykırı olduğuna, delil olarak kullanılamayacağına,
5.Taleplerin mahkemece yerinde olmayan gerekçelerle dikkate alınmadığına,
6.Hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınmamasına,
7.Kast unsurunun sanık nazarında var olmadığına,
8.Hata hükümlerinin dikkate alınması gerektiğine,
9.Yapılan adli aramanın hukuka aykırı olduğuna,
10.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Somut olay itibariyle, sanığın, indirme, kullanma ve örgütsel amacı ayrıntıları ile açıklanan, teknik bir takipten kurtulmak maksadıyla kullanılan, anlık mesajlaşma, e-posta gönderme, grup, sesli görüşme ve görüntü/belge gönderebilme özelliği bulunan, zaman ve mekana bağlı kalmayan ve haberleşme içeriğine sahip, global bir görüntü verilmekle birlikte bir takım değişiklikler yapılmak suretiyle muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulan ve kriptolu bir program haline getirilen ByLock isimli programı kullandığı Trabzon İl KOM Şube Müdürlüğü birimince gönderilen 23.02.2017 tarihli ByLock sorgu raporları, 223217 ID ye ilişkin içerik bilgileri ve HIS kayıtları ile her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edildiği, bu suretle ByLock iletişim sisteminine, özelliklerini bilerek dahil olan, bu sistemi bir çok kez kullanan sanığın
üzerine atılı bulunan “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak” suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, kişisel bilgileriyle ve konumu ile uyumlu içerikteki ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları itibariyle örgüt içi haberleşmesini ve örgütsel faaliyetlerinin organizasyonunu ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.03.2021 tarih ve 2019/1-289 Esas ve 2021/109 sayılı Kararında açıklandığı üzere; 07.06.1976 tarihli ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu doğrultudaki birçok Ceza Genel Kurulu kararında açıkça vurgulandığı üzere; kanun koyucu, hâkime takdiri indirim hükmünün uygulanması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıyarak, uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme imkânı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında, hâkimin bu yetkisini sınırlamaktan özenle kaçınmış, bu tavrını 5237 sayılı TCK’da da devam ettirmiştir.
Ancak, hâkimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dosya içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tâbi olacağında da şüphe bulunmamaktadır. Anayasa’nın 141 inci ve 5271 sayılı CMK’nın 34 üncü maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Yasal ve yeterli olmayan, dosya içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek, hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfiliğe yol açacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, geçmişte suç kaydı ve sabıkası olmayan, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK’nın 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken; yetersiz ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçeyle takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilerek sanık hakkında fazla ceza tayini ile kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.01.2019 tarihli ve 2018/2941 Esas, 2019/70 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise… Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.04.2023 tarihinde karar verildi.