YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16773
KARAR NO : 2023/2021
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2018 tarihli ve 2017/199 Esas, 2018/40 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı, yedinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. …. Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/582 Esas ve 2018/2027 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tanzim olunan 11.10.2021 tarihli düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; dosya üzerinde yeterli inceleme yapılmadığına, şablon ifadeler kullanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık savunmaları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, HTS kayıtları, MASAK raporu, tapu kayıtları, tanık beyanları, ihbar tutanakları, kurumlardan müzekkere ile talep edilen kayıtlar ile mahkememizce toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama sonucunda;
Sanığın suç tarihi öncesinde Türkoğlu İlçesinde kendi iş yerinde esnaf olarak çalıştığı, uzun yıllardan beri örgüte yardım ve destek sağladığı, sanığın bu bağlamda kendi savunmasından da görüleceği üzere Türkoğlu İlçesinde Beyoğlu Mahallesinde hazineden 1.733,03 metre karelik arsayı yöre halkından topladığı yardımlarla satın aldığı, sonrasında da arsaya bina yapmak amacıyla çevreden, mahalleden yardım toplamaya devam ettiği, sanığın resmi prosedüre uymadan yardım topladığı gerekçesi ile de hakkında Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/48 Esas 2001/125 Karar sayılı ilamında görüleceği üzere adli para cezası ile tecziyesine karar verildiği, sanığın kendi katkısı ve topladığı yardım paraları ile mülkiyeti kendi adına olan araziye yurt binası inşa ettiği, sanığın bilahare binayı örgüte müzahir AKSU ANAFEN DERSHANESİNE kağıt üzerinde kiraladığı, sanığın kiraladığı bu yerde savunmasına göre de kira parası almadığı, sanığın bilahare kendi adına kayıtlı olan araziyi ve üzerinde dershane olarak faaliyet yapılan binayı 08.07.2015 tarihinde örgüte müzahir GARBİYELİ BASIN YAYIN ÖZEL EĞİTİM LTD. ŞTİ. ne bedelsiz olarak sattığı, sanığın savunmasında satıştan kaynaklı hiçbir bedel almadığını açıkça ifade ettiği, MASAK raporundan da satıştan kaynaklı bir para transferine rastlanmadığının görüldüğü, sanığın örgüte destek saikiyle bedelsiz olarak devir ettiği, örgüt tarafından da dershane olarak kullanılan binanın Kahramanmaraş Valiliği tarafından 30.09.2015 tarihinde kapatıldığı, tapu kayıtlarına göre de Türkoğlu İlçesi Sarılar Mahallesi 371/1 ada / parselde kayıtlı 1.773,03 m2 lik taşınmazın OHAL kapsamında çıkarılan KHK ile 17.08.2016 tarihinde Maliye Hazinesine devir edildiği görülmüştür.
Sanıktan ele geçirilen cep telefonunun alınan imaj raporunda ; sanığın örgüt ilke müzahir “kimse yok mu derneğine” 14.10.2014 tarihinde SMS ile 4 adet BAĞIŞTA bulunduğu, sanığın örgüt ile bağını koparmadığı görülmüştür.
Dinlenen tanık beyanına göre de sanığın örgüt ile irtibatını uzun yıllar devam ettirdiği, sanığın darbe teşebbüsü sonrasından da örgüt liderine “Hoca Efendi” diyerek örgüt liderini savunduğu, sanığın örgütün dershane olarak kullandığı binayı örgüte tahsis ettiği gibi zaman zaman da başkaca yardımlarının da olduğu, darbe teşebbüsü sonrasında örgüte müzahir Zaman gazetesini çöpe attığı tanık beyanında anlaşılmıştır.
Sanığın alınan savunmalarında; 2002 yılında mahallenin çocukları erotik filimler izlemesin diye mahalleli ile birlikte hareket ederek 2 katlı bir bina yaparak Gülen Cemaatine verdiklerini, binanın kendisi adına tapuda kayıtlı olduğunu, 17/25 Aralık süreci sonrasında mahalle halkının kendisine baskı yapması nedeni ile de kendisinin binayı örgüte müzahir GARBİYELİ ŞİRKETE bedelsiz olarak sattığını, beş altı yıl kadar önce Zaman gazetesi abonesi olduğunu, Kimse Yok mu Derneğine yardım için SMS attığını, bu derneğin Gülen Cemaati ile yakınlığını bildiğini, binanın kendi adına olduğu dönemlerde binayı örgüte müzahir dershaneye kiraladığını, ancak kira bedeli de almadığını, yatırılan kira bedelini çekerek dershane yetkililerine elden teslim ettiğini, örgütsel sohbet toplantılarına katılmadığını suçlamaları kabul etmediğini belirterek tüm suçlamaları ret ve inkar etmiştir. Sanık savunmasının tapu kayıtları, sanığın adli sicil kaydı, tanık beyanı, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, tapu kayıtları ile tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde dosya kapsamı ile uyumlu ve örtüşür olmaması, hayatın olağan akışına aykırı, suçtan kurtulmaya yönelik olması sebebiyle sanık savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Yargıtayın yerleşik ve istikrar kazanan güncel içtihatlarından da görüleceği üzere, terör örgütü sempatizanı ile terör örgütü üyeliği arasındaki ayrımlar Yargıtay içtihatlarında açıkça ortaya konarak, salt bir örgüte sempati duymanın suç olmayacağı, örgütle hiyerarşik bağlantı içinde organik ilişkiye girdiklerine dair süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetlerinin örgüt üyeliği suçu olduğu ifade edilmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamalarındaki; “silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Temadi eden suçlardan olan örgüt üyeliği, hukuki veya fiili kesinti gerçekleşinceye kadar tek suç sayılır. Örgüt üyeliğinden mahkum olduktan sonra tekrar örgütle hiyerarşik bağ kurup süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren faaliyetlere katılması halinde yeniden üyelik suçu oluşacaktır.” şeklindeki içtihatları ile Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih, 2017/1443 Esas ve 2017/4758 Karar sayılı ilamında, ”… ByLock iletişim sistemi, yukarıda açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.”
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 23.03.2017 tarih ve 2016/2934 Esas 2017/3413 Karar “…Yapılan yargılama sonunda yüklenen suç açısından haklarında silahlı terör örgütü ile hiyerarşik bağlantı içinde organik ilişkiye girdiklerine dair süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetlerinin saptanamadığı, örgüte olan ilgilerinin sempatizan düzeyinde kaldığı, cezalandırılmalarına yeterli delil bulunmadığından sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA…”
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas 2017/5155 Karar “…Ayrıntıları Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında ve dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280) … “
Sanık yönünden toplanan deliller, Yargıtay’ın terör örgütleri yönünde verdiği yerleşik ve istikrar kazanan içtihatları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın 2002 yıllarından beri örgüt içerisinde yer aldığı, sanığın örgüt lehine çevrede yardım topladığı, sanığın topladığı yardımlar ve kişisel parası ile satın aldığı araziye iki katlı bina yaparak örgüte dershane olarak kiraladığı, sanığın kiraladığı bu yerde örgütten kira da almadığı, uzun yıllar bu yeri örgüte tahsis ettiği, sanığın bilahare çevresinden topladığı yardımlar ile satın aldığı araziyi ve üzerindeki iki katlı binayı örgüte müzahir GARBİYELİ ŞİRKETİNE bedelsiz olarak sattığı, GARBİYELİ ŞİRKETİ’ne önce kayyum atandığı bilahare KHK ile kapatıldığı, sanığın örgüte müzahir “kimse yok mu derneğine” SMS ile mesaj atarak 2014 yılında destek olduğu, tanık beyanına göre de sanığın örgüt liderini darbeden sonra savunduğu, örgüte müzahir Zaman gazetesini çöpe atarak soruşturmadan kurtulmaya çalıştığı, hazırlık ifadesinde iş yerinde sohbete katıldığını beyan ettiği, dolayısıyla sanığın örgüt ile bağını yakalanıncaya kadar koparmadığı, sanığın örgüt ile organik bağ kurduğu, sanığın örgütsel eylemlerinin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik içerdiği, sanığın eylemlerinin örgüt sempatizanlığının ötesine geçtiği, sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, sanığın örgüte dahil olarak kendisini örgütün talimatına açık halde tuttuğu ve bu suretle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği kanaatine varılarak, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK 314/2 ve 3713 sayılı TMK 5/1 inci maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın yoğun kastı, darbe teşebbüsü sonrasından da örgüt ile bağını devam ettirmesi ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak sanığın teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Yargıtayın yerleşik ve istikrar kazanan içtihatlarında da belirtildiği üzere terör örgütü üyeliği mütemadi suçtur. Bu bağlamda mahkememizce de sanığın yakalandığı … suç tarihi olarak kabul edilmiş ve hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 06.02.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/582 Esas, 2018/2027 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.