Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/16795 E. 2023/1973 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16795
KARAR NO : 2023/1973
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

D U R U Ş M A T A L E P L İ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2016/531 Esas, 2018/268 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla altıncı fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 25.01.2019 tarihli ve 2018/618 Esas, 2019/127 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1.Darbe girişimine kadar FETÖ/PDY’nin silahlı terör örgütü olarak bilinmesinin mümkün olmadığına,
2.Sanığın Eagle programı kullanmadığına,
3. Bank …’daki hesabına talimatla para yatırmadığına,
4.P.K.’nın kendisini kurtarmak amacıyla sanık hakkında beyanda bulunduğuna,
5.Sanığın da emniyette kendisine yapılan baskı sonucunda P.K.’nın beyanlarını kabul etmek zorunda kaldığına, sanığın toplantılara katılmadığına ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde; … Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2016 tarih ve 2016/6599 Esas sayılı iddianamesi ile sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla dava açıldığı, … İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde hemşire olan sanığın görevinden FETÖ / PDY terör örgütüyle iltisakı olduğu gerekçesiyle ihraç edildiği anlaşılmıştır.
Sanık soruşturma aşamasında müdafisi huzurunda alınan savunmasında “etkin pişmanlık” hükümlerinden faydalanmak istediğini söyleyerek detaylı beyanlarda bulunmuş, ancak yargılama aşamasında bu beyanlarından vazgeçerek inkara dönük ifadeler vermiş, üzerine atılı suçu işlemediğini, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmadığını ileri sürmüştür.
Sanıkta ele geçirilen cep telefonunun incelenmesinde “Eagle” programı kalıntısına rastlanmış, açık kaynak bilgileri, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan başka sanıkların itirafları ve benzer başka dosya kapsamından FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin bir süre eagle programını kullandıkları anlaşılmıştır.
Tanık P.K.’nun beyanından sanığın örgütün sohbet adı altındaki toplantılara 15 Temmuz 2016 tarihinden birkaç ay öncesine kadar katıldığı, bu toplantılarda B. isimli kişinin ders verdiği, aynı kişinin katılanlardan yardım ve kurban parası topladığı, zaman gazetesi ve sızıntı dergilerine abone olmalarını istediği anlaşılmıştır.
17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt ele başının örgütün finans ayağını oluşturan Bank Asyaya destek olunması bu bağlamda yeni hesaplar açılması, ev arsa, araba satılması hatta gerekirse başka bankalardan kredi çekilerek Bank Asyaya aktarılması yönünde çağrılarının bulunduğu, ayrıntıları dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere sanığın öncesinde bahsi geçen bankada hesabı bulunmazken çağrı tarihinden sonra 31.01.2014 tarihinde Bank Asyada hesap açtığı, ekonomik gücü oranında Bank Asyaya para aktardığı, 2014 yılının Şubat ayında hesabında 795 TL varken sürekli artış gösteren hesabın 2014 yılı Aralık ayında 14000 TL’ye 2015 yılı Aralık ayında ise 23590 TL’ye ulaştığı görülmüştür.
Sanığın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda verdiği ifadesi, bankasya bilirkişi raporu, tanık anlatımı, dijital inceleme raporu ve yukarıda belirtilen tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde ; sanığın örgütün gayesini bilerek ve benimseyerek bu örgüte girip, örgüte katılmayı, bağlanmayı ve hiyerarşik gücün emrine girmeyi kabul ettiği anlaşılmış, suçtan kurtulmak amacıyla kovuşturma aşamasında sanığın savunmasını değiştirdiği, önceki anlatımlarını inkar ettiği, bu davranışının örgütün inkara dönük savunma politikası ile örtüştüğü, sanığın soruşturma aşamasındaki verdiği beyanların ikrar mahiyetinde olduğu, kovuşturma aşamasında bu ifadelerini değiştirmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin koşullarının oluşmadığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülmüş ve üzerine atılı bu suçtan cezalandırılması gerekmiştir.
Yukarıda belirtildiği gibi sanık her ne kadar suçlamaları kabul etmemiş ise de; soruşturma aşamasında müdafii huzurunda örgüt içerisinde yer aldığını beyan ettiği, bu beyanın tanık P.K.’nun anlatımı ile uyuştuğu, sanığın darbe girişimine yakın bir tarihe kadar örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılaya devam ettiği, yine örgütün çağrısı ile Bank Asyada hesap açtığı ve sürekli bu hesaba para aktardığı, örgüt üyeleri tarafından bir süre kullanıldığı sabit Eagle programını kullandığının anlaşıldığı, bütün bunlardan sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya dönük olduğu anlaşılmış, bu nedenle sanık savunmasına itibar edilmemiştir.
Sanığın atılı suçu işlediği sabit görüldüğünden cezalandırılması yoluna gidilmiş, hüküm kısmında belirtelen nedenlerle sanığa alt sınırdan ceza tayin edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “21.09.2016” yerine “21.09.2016 ve öncesi” şeklinde yazılması mahallinde giderilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilmiş, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının TCK’nın 53 üncü maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş ve TCK’nın 58/9 uncu maddesinde örgüt üyesi sanıklar yönünden hükmolunan cezanın mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik müstakil düzenleme bulunması karşısında sanık hakkında “TCK’nın 58/9 maddesi gereğince mükerrerlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” şeklinde karar verilmesi gerekirken mahkemece “TCK’nın 58/9 yollaması ile TCK’nın 58/6 maddesi gereğince ” şeklinde yazılmış olması sonuca etkili görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve taktirine, gösterilen gerekçe ve uygulamaya oluşa ve dosya içeriğine göre; mahkemenin kararında eleştirilen hususlar dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Kararda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, usule uygun şekilde hükme esas alınan bilirkişi raporu, dijital materyallere ilişkin inceleme raporu ve sanığın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan beyanına göre 2016 yılı yaz aylarına kadar örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, örgüt liderinin talimatı ile uyumlu olacak şekilde örgüte müzahir … hurda altın alımı yaptığının ve katılım hesabı açtığının tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlarda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi hususları dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 25.01.2019 tarihli ve 2018/618 Esas, 2019/127 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hükmün 1 inci fıkrasının beşinci bendindeki “yollaması ile TCK’nın 58/6 ncı maddesi gereğince” ibaresinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.