Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/17169 E. 2023/3150 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17169
KARAR NO : 2023/3150
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz itirazlarının esastan reddiyle hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.05.2018 tarihli ve …Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesi, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 27.03.2019 tarihli ve… sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi ve beşinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesi, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay 25 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemlerinde özetle;
1.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2.Sanık hakkında TCK’nın 30. maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine,
3.Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına,
4.Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık … hakkında terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK’nın 314/2 maddesi ve sair sevk maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, EGM KOM Daire Başkanlığının Yeni ByLock CBS Sorgu Sonucunda sanığın 0506 (…) (..) (..) nolu cep telefonu hattına bağlı olarak 35961004857495 IMEI nolu telefona FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme programı olan ByLock programını yüklemek suretiyle kullandığının tespit edildiği, gelen log kayıtlarına ve ByLock içerik çözümlerine göre sanığın 09/11/2014 tarihinden itibaren 21462 ID numarası bayrak35 kullanıcı adı ve ay2604$ şifresi ile bu programı kullandığı anlaşılmış, sanığa ait ByLock mesajlaşma içeriklerinde, örgüte ait gazete aboneliği sayısının artırılmasına ve örgüte müzahir özel bir hastanedeki check up kampanyasından faydalanmaya ve yakınlarını faydalandırmaya teşvik edici mesajlar tespit edilmiştir.
28.09.2017 tarihinde dosyaya gelen HIS (CGNAT) verilerine göre 0506 (…) (..) (..) nolu cep telefonu hattına bağlı olarak 35961004857495 IMEI nolu telefonla ByLock uygulamasına ait 46.166.160.137, 46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182 ve 46.166.164.183 numaralı IP adreslerine 210 kez bağlandığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Sanık da başta inkar etmekle birlikte, sonraki savunmalarında bu iletişim sistemini kullandığını kabul etmiştir. Buna göre, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan, kişisel olarak kurulamaması ve grup olarak eklenmemesi halinde kullanılması mümkün olmayan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı kullandığı her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak şekilde sabit olmuştur.
Dosya kapsamında İ. E. ve H. Y.’nin beyanları ve sanık savunmalarından; sanığın, dini sohbet bahane edilerek gerçekte örgütün dayanışması, hücrelerin görevlendirilmesi, örgüt içi disiplinin sağlanması, talimatların alt birimlere ulaşması, örgütün günlük olaylar karşısında geliştireceği tavrın tespit edilerek herkese tebliğ edilmesi vb. gibi örgüt açısından hayati önemde faaliyetler yürütülen, devamlılığı örgüt için büyük önem arz eden sohbet toplantılarına katıldığı sabit olmuştur.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 soruşturma sayılı Emniyet Mahrem İmam Yapılanması dosyası kapsamında ele geçirilen örgüt tarafından tutulan Emniyet Genel Müdürlüğü içerisindeki mahrem yapılanmayı gösteren arşiv kaydı içeren flash belleğe ilişkin yapılan çözümleme neticesinde tanzim edilen veri inceleme raporu içeriğinde sanığın TÜM LİSTE’de Derece1 : SAY olduğu belirtilmiştir. Bu kodlamanın karşılığı “FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memuru” olduğu buna göre sanığın silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması faaliyetlerine katıldığı ve örgütün hiyerarşik yapılanmasına dahil olduğu anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir mensubu olarak, örgütün ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda hareket ettiği, örgütün hücre tipi yapılanmasının devamını sağladığı ve bu yapıyı örgütün üzerinde hassasiyetle durduğu tedbir faaliyetlerine özen göstererek gizlilikle sürdürdüğü, dini sohbet bahane edilerek gerçekte örgütün dayanışması, hücrelerin görevlendirilmesi, örgüt içi disiplinin sağlanması, talimatların alt birimlere ulaşması, örgütün günlük olaylar karşısında geliştireceği tavrın tespit edilerek herkese tebliğ edilmesi vb. gibi örgüt açısından hayati önemde faaliyetler yürütülen, devamlılığı örgüt için büyük önem arz eden sohbet toplantılarına katıldığı, bu kapsamda yukarıda ifade bulan suçun unsurlarının sanık açısından oluştuğu mahkemece kabul edilmiş, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan TCK’nın 314/2 maddesi gereğince failin güttüğü amaç ve saik, ByLock iletişim sistemini kullanmış olması, örgütün devamlılığı açısından büyük önem arzeden sohbet toplantılarına katılmış olması, FETÖ/PDY terör örgütünün ülkede ve ülke dışındaki örgütlenme düzeyi ve şekli dikkate alındığında tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli ve eylemlerinin çeşitliliği kapsamında kastın yoğunluğu göz önüne alınarak teşdiden cezalandırılmasının dosya kapsamına, hakkaniyete ve ceza adaletine uygun düşeceği yönünde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.
Sanık üzerine atılı suç açısından bir kısım samimi anlatımlarda bulunmuş ise de; sanığın verdiği bilgiler doğrultusunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği kapsamında yakalama işlemi gerçekleştirilen herhangi bir kimsenin bulunmadığının anlaşıldığı, örgütün dağılmasına elverişli nitelikte bilgiler olmadığı kanaatine varılarak şartları oluşmadığından hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış, netice ceza olarak sanığın 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; İlk derece Mahkemesi polis memuru olarak görev yapmakta iken KHK kapsamında ihraç edilen sanık …’un adına kayıtlı bulunan 0506 (…) (..) (..) gsm nolu hattın takılı olduğu cep telefonuyla 26/09/2014 tarihinden itibaren ByLock isimli örgüt üyelerinin birbiriyle haberleşmek için kulladıkları tespit olunan şifreli programı indirdiği CGNAT kayıtları ve HTS kayıtları ve sanığın ikrarı ile doğrulandığı, Emniyet mahrem imam yapılanmasında ele geçirilen mikro cd kart içerisindeki örgüte ait fişleme kayıtlarında sanığın SAY olarak kodlandığı bu kodun “örgüte herşeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasfı olmayan polis memurunu” ifade ettiği, sanığın örgüt toplantılarına katıldığına ilişkin tanık beyanlarının bulunduğu ve bu haliyle sanığın eylemlerin yoğunluğu, çeşitliliği ve devamı gibi unsurlarla FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit olmakla sanık hakkında terör örgütü üyeliğinden cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık başlarda inkara dayalı savunma yapmış ise de; 30.01.2018 tarihli oturumda etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini belirterek ikrara dayalı savunma yapmış, etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu ifadesinde ByLock’u kendisine Ahmet olarak bildiği Aşkın adlı şahsın yüklediğini söyleyip ByLock programında ekli olan şahıslar hakkında ve diğer örgütsel faaliyetler hakkında bilgi vermiş ancak ilk derece mahkemesi, “sanık üzerine atılı suç açısından bir kısım samimi anlatımlarda bulunmuş ise de; sanığın verdiği bilgiler doğrultusunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği kapsamında yakalama işlemi gerçekleştirilen herhangi bir kimsenin bulunmadığının anlaşıldığı, örgütün dağılmasına elverişli nitelikte bilgiler olmadığı kanaatine varılarak şartları oluşmadığından hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır.” gerekçesi ile sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerini uygulamamıştır.
Yargıtay son içtihatları çerçevesinde somut olay değerlendirilerek, sanığın 30.01.2018 tarihli oturumda etkin pişmanlık kapsamında beyanlarda bulunduğu, kendisine ByLock programının nasıl ve kim tarafından yüklendiğini anlattığı, ByLock listesinde bulunan kişilerle ilgili bilgiler verdiği, eylemlerini ikrar ettiği, sanığın bulunduğu konum dolayısıyla bilebildiği ve kendisinden beklenildiği kadar diğer örgüt üyelerinin aksine örgütsel bir tavır almadan anlatımda bulunduğu, her ne kadar 03/05/2018 tarihli emniyet araştırma tutanağında sanığın beyanda bulunduğu kişilerle ilgili daha önceden soruşturmaların bulunduğu, sanığın beyanına istinaden yakalanan kimsenin bulunmadığı belirtilmiş ise de, bunun etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırmama gerekçesi olamayacağı, sanığın hakkında soruşturma yapılmayan kişileri bilme gibi bir yükümlülüğünün olmadığı gibi bu kişilerle ilgili beyanın delil olarak kullanabileceği hususları nazara alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün kaldırılmasına, sanığın kişiliği, örgüt içerisindeki konumu ve eylemleri gözetilirken alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasına, TCK 221/4-2. cümlesi uyarınca verdiği bilgilerin niteliği dikkate alınarak cezasından taktiren 2/3 oranında indirim yapılmasına karar verilerek, netice ceza olarak sanığın 2 yıl 1 ay 25 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Oluş, iddia, sanık beyanı, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, en son İzmir İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis olarak görev yapan sanığın “örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığı ve bu toplantılara diğer şahısları davet ettiği”nin tanık beyanları ile sabit olduğu, münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığı ByLock programını, dosya içerisine gönderilen ByLock tespit değerlendirme tutanağına göre 21462 ID numarası ile kullandığı, yine dosyada mevcut Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması ile FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanması kapsamında Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen SD kartın incelenmesi sonucunda oluşturulan veri inceleme raporunda Tüm Liste içerisinde örgütün mahrem emniyet yapılanması içerisinde derecesinin SAY olarak kodlandığı, bu kodun “FETÖ mensubu olup herşeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu” ifade ettiğinin anlaşılması karşısında sanığın mahkumiyetine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu görülmüş, sanık hakkında kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen “sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi” ve “silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin “29.07.2016” yerine “2016” olarak yazılması”, dışında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 27.03.2019 tarihli ve 2018/756 Esas, 2019/471 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi gereği, hükmün üçüncü fıkrasındaki “3713 sayılı yasanın 5. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “3713 Sayılı Yasanın 5/1. maddesi” ibaresinin eklenmesi, ve gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin “29.07.2016” olarak düzeltilmesi suretiyle Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.

… … … … …