YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17614
KARAR NO : 2023/2944
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.06.2018 tarihli ve … sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.04.2019 tarihli ve… sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tanzim olunan 04.11.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiin temyiz istemi özetle; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, dernek ve sendika üyeliklerinin müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosya kapsamındaki aşamalarda alınan tanıklar A.K., E.Ö.D. ve Z.C.’nin beyanlarından sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde olduğu, yapıya yakın olduğunun anlaşıldığı,
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan Çorum Eğitim Sevenler Derneği ve Altın Leblebi Kültür Sanat ve Hobi Derneği ile sanığın beyanından anlaşılacağı üzere Aktif Eğitim Sendikası üyesi olduğu, Altın Leblebi Kültür Sanat ve Hobi Derneği’nin kuruculuğunu ve başkanlığını yaptığı,
her ne kadar söz konusu dernekler ve sendika legal görünümlü olsa bile kolluk tarafından yapılan araştırma tutanağı doğrultusunda söz konusu dernekler ve sendikanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun tespit edildiği ve bu derneklerin ve sendikanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün stratejileri ve amaçları doğrultusunda hareket ettiğinin tespit edildiği, bu haliyle sanığın bahsi geçen derneklere ve sendikaya üyeliğinin diğer sayılan delillerle birlikte değerlendirilmesinde sanığın terör örgütü ile olan organik bağını ortaya koyduğunun anlaşıldığı,
Sanığın Bank … isimli bankanın müşterisi olduğu ve 2013 yılı Aralık ayı bakiyesinin bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in bankaya yönelik yaptırımlar nedeni ile bankaya para yatırın talimatı üzerine sanığın hesabında rutin hareketin dışında 17.01.2014 tarihinde 6.000 TL ve 22.08.2014 tarihinde 1.500 TL para yatırdığı, her ne kadar sanık savunmasında yatırmış olduğu bu parayı talimat gereği yatırmadığını iddia etmiş ise de, sanığın talimat öncesi hesap ekstresinin rutin olmasına rağmen talimatın verildiği tarihin hemen ardından Türkiye genelinde yoğun hesap hareketliliğinin yaşandığı dönemde sanık tarafından rutin dışı olarak hesabında para arttırımı yapması yine yukarıda sayılan eylemlerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın talimat gereği para yatırdığının kabulü gerektiği, ayrıca sanık bir ifadesinde bahse konu parayı faiz olmaması adına adı geçen bankaya yatırdığını, başka bir ifadesinde ise ilgili bankanın araç kredisi sağlayacaklarını bildirmeleri üzerine yatırdığını beyan ederek çelişkiye düştüğü, yine faiz çekincesi bildirilmesine rağmen bahse konu paranın bankadan çekilerek başka bir bankaya yatırıldığı, bu bankadan kredi çekildiğini beyan ederek faiz düşüncesi ile bu bankaya para yatırmadığının düşünüldüğü, sanığın bu eyleminin örgütsel faaliyet çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiği,
Sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı inkar yoluna gitmiş ise de dosya kapsamındaki deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; sanık savunmasının alması muhtemel cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak itibar edilmediği,
Sanığın yukarıda açıklandığı şekilde örgüt faaliyetlerinde bulunduğu, bu şekli ile sanığın terör örgütüne aidiyet duygusu içerisinde örgütün emir ve talimatlarını sorgulamadan yerine getirdiğinin anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin terör örgütü üyeliği boyutuna ulaştığı, yukarıda açıklanan nedenler dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın eylem çeşitliliği, suçun işleniş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, sanığın cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayinine, sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık yararına cezayı hafifletici takdiri indirim yapılmasına, sanığın TCK’nın 53 üncü maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmasına, sanık hakkında TCK’nın 58/9 uncu maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanığın göz altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkememizce hükmolunan cezadan TCK’nın 63 üncü maddesi uyarınca mahsubuna, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak adli kontrol altına alınarak tahliyesine karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin yedinci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.,
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (5411 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
… Katılım Bankası A.Ş nezdinde yapılan mutad bankacılık işlemlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde, örgütsel içeriği kanıtlanamayan dernek faaliyetlerini yürüten ve bu faaliyetlere katılan sanığın, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olmak suretiyle müsned suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetini gerektirir kesin ve yeterli delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında, ispat edilemeyen atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine yönelik hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.04.2019 tarihli ve 2018/3012 Esas, 2019/858 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.